Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '15

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
497
 

Kah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi...

Kah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi...
 

Yazı uğraşında pek de ilgi gösterilen bir konu değildir, Doğa!


Eh, insan merak edip ilgilenmediği bir konu hakkında yazamaz zaten!


Doğa:



Bitki örtüsüyle, çeşitli hayvan türleriyle “İlahi” ”bir bütünü oluşturur oysa!


Elbette yaşamın baş aktörü insandır ama Doğa’yı bir bütün olarak algılayamazsanız ne “insanı” hakkıyla yazabilir, ne de “Tanrı’yı” veya “Doğa’yı” anlayabilirsiniz. Bir şeyler sakat ve eksik kalır ister istemez!


Hiçbir “eşek”, “Düşünüyorum, öyleyse varım” dememiştir örneğin! Ve buna da ihtiyacı yoktur!


İnsan düşünerek cennetini yaratır ama öte yandan düşünce yoluyla cehennem kazanının altındaki ateşi odunla besleyebilir.


Her türlü katakulli ve fenalık da “düşünce” ürünüdür sonuçta!


Hiçbir “öküz” insana özenmez ama “öküz gibi” diye nitelenen insanlar vardır!


İnanın burada bir haksızlık varsa mağdur olan öküzdür!


Ama bu kadar “felsefe” yeter!


İnsanları bir kenara ayırırsak:


Doğa’da poporospuluk yoktur!


Hainlik, kalleşlik, üçkâğıt ve dalavere yok! Her şey nasıl olması gerekiyorsa öyle!


Attığım ekmek kırıntılarını neşeyle gagalayan serçeyi tek hamlede yutan martı gördüm ama eli hançerli kalleş bir martıya rastlamadım ben!


Sorarım size; Bir mandanın “borsada” oynadığı nerede görülmüş? Bir leylek “avukat” olmaya tenezzül eder mi hiç?


Yapı ustası kırlangıçlardan tek bir “müteahhit” çıkmamıştır bu güne kadar! Aslandan “gardiyan” olmaz!


Tilkiler “bankerliğe” özenmez; “tefeci” değildir kediler!


İstediğiniz kadar övün, peynirinden zırnık koklatmaz karga!


Köpekler yan gözle bile bakmaz “komisyonculuğa”… Doğuştan “gelindir” kelebekler!


Papağan üçe aldığını beşe satmaz zira “tüccar” değildir!


Katır; çifte atar huysuzlaşınca ama kimseye “kazık” atmaz! Halik bilmez balık bilir ve süsler sofranızı!


Allah belamı versin ki böyledir bunlar!

***


Fesleğen, fakir kızların parfümüdür! Bol gölgeli çınarlar yaren!


Papatyalar neşe, gelincikler cümbüştür! Laf getirip götürmez aslanağızları, dedikodu yapmaz mor salkımlı akasya!


Çimenlerde “kumpas” yoktur ve yoktur “şike”…


Müjdecidir “kardelenler”, güller aşkı, badem çiçekleri baharı anlatır!


Darbe yapmazlar, arkadan hançerlemezler, sömürmezler kimseyi!


Kavaklar “yol kesmez”, yaslı serviler “Fatiha” okur beyaz mermerlere…


Başaklar un olur, ekmek olur doyurur aç karınları!


Karanfiller çalıp çırpmaz!


Ve inanın hiçbiri tutup da “siyasete” soyunmaz!


Belediyenin “İmar Komisyonuna” seçileceğim diye dokuz takla atıp pek çok “popo” yalayan bir “ısırgan otuna” rastlanmamıştır bu güne kadar!


Yalanım varsa iki gözüm önüme aksın!


Böyleyken böyledir bunlar!


Ama neden böyledir bilinmez!


Bakar, bakar şaşarsın!


Kimseler yazmasa da…


Oturup sen yazarsın!
 

Filiz Alev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsan ile hayvan arasındaki en önemli farkı yazmamışsınız. İnsanlar eğitildikçe aptallaşır, hayvanlar aptallaşmaz. İnsanlar bin bir türlü davranış bozukluğu sergilerler hayvanlar sergilemezler. İnsanlar dünyayı anlamlandırdıkları gibi yalan yanlış algılarlar ama hayvanlar dünyayı olduğu gibi yani gerçekçi bir şekilde duyumsarlar. Zaten bu nedenle de ne aptallaşırlar ne de davranış bozukluğu sergilerler. Birde en hoşuma giden fark insanlar ineğe, fareye vs. taparlar ama hiçbir hayvan kendisinden başka bir canlıya tapmaz. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 30.07.2015 21:23
 

Lakin siz de artık bir karar verin Ümit Bey! Hem yazdığımda-ses verdiğimde "muhatap almayın yanlıştır!" diyorsunuz, zira böyle yazılar yazıldığında bunu birilerini "muhatap almak" olarak görüyorsunuz, üstelik işte böyle kendiniz de zaten ister istemez kimilerini muhatap almış da oluyorsunuz, yani bana yanlıştır dediğiniz şeyi bizzat siz de yapıyor ve hem de "yazmak gerekir!" de diyorsunuz, e hangisi?:) İşte maalesef bir şeyleri anlayıp anlamamak ya da doğru anlaşılmak sizin sandığınızdan çok daha önemlidir. Yoksa doğaya hiç de uygun olmayan-normal olmayan bir yanlış gördüğümüzde, kimseleri muhatap almaksızın bunu siz-ben veya birisi söylemezse, kim gerçeği-doğruyu nasıl bilecek-nasıl çözecek?! Bir yazı ortamında yegane muhatabımız "insanlardır" zaten Ümit Bey, ille de birileri değil! Veya o birileri de zaten o insanlara dahildir ama onlar bunda kendilerini muhatap addeder-addetmez bu da onların bilecekleri iştir, bizim değil. Ben anlaşılmayı önemserim, aslında siz de önemsemektesiniz:)

Filiz Alev 
 29.07.2015 23:00
 

Ancak bu satırlar böyle değerli yazarlarının. Rahmetli babamı hatırladım. Hep bu yazdığınız s benzer cümleler kurardı. Yüreğinize sağlık. Adadan, huzur ve barış dolu günler diliyorum.

Göksel47 
 29.07.2015 6:54
Cevap :
Aslında pek de "hoşlandığınız" (Yazı açısından)biri değilim ben, biliyorum! Hoşgörülü biri olduğunuz için yazıyorsunuz bu tü r yorumları! Bu iyi bir şey bence! Teşekkür ederim efendim. Saygılar, selamlar.  29.07.2015 21:02
 

Çok güzel bir yazı gerçekten..."Doğayı taklit edemeyiz çünkü doğanın aklı yoktur" başlıklı bir yazı yazmıştım. Siz ise doğanın aklı varmış gibi yazmışsınız.

Kerim Korkut 
 28.07.2015 19:48
Cevap :
Doğa'nın aklı var, demedim ama "vicdanı" olduğu kesin! Belki de yanılıyorumdur, kim bilir? Selamlar:)  29.07.2015 20:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1590
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster