Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Kasım '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
404
 

Kahraman “şahin” kınalı kuzulara karşı!

Kahraman “şahin” kınalı kuzulara karşı!
 

Her gerçek komutan gibi cephedeydi. Askerlerinin cephanesi bitmişti ve geri çekiliyordu. Durdurdu yenilgiyi kabullenmiş askerlerini. Yüzlerini tekrar düşmana döndürdü. Mermisi olmayan tüfeklere süngü taktırdı. Kısa konuştu: “Size ben savaşmayı emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir." İsmi Yarbay Mustafa Kemal’di.

Geçtiğimiz günlerde esir alınan askerlerin sağ salim geri dönmelerine Bakan Mehmet Ali Şahin’in “Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hiçbir mensubu bu duruma düşmemeliydi. Dolayısıyla kurtulmuş olmalarından fazla bir sevinç duyamadım. Türk askeri canını verme konusunda tereddüt etmez." yorumunu dinlerken, aklıma hepimizin daha ilkokul sıralarında öğrendiği bu tarihi olay geldi. Bakan Şahin (yada şahin bakan), gayet vatanperver duygularla, gözleri çakmak çakmak, öfkeyle tepki gösteriyordu askerlerin geri dönmelerine. Şimdi bu olayı, Atatürk’ün verdiği emri de aklımızda tutarak yeniden değerlendirelim.

Bir: Teslim olmakla, rehin alınmak arasındaki fark anlaşılmalıdır. Teslim olmak bir tercihtir. Bir çatışma sonucu hayatta kalmak veya çatışmadan kaçınmak için alınan bir karardır. Rehin alınmak ise rehinenin kontrolünde değildir. Özellikle bu tür pusularda askerlerin saldırıya karşılık vermek, hayatta kalmak, yakalanmamak gibi seçimleri yoktur. Bu yüzden herkes rehin alınabilir.

İki: Bölgede yıllardır sayısız kez çatışmaya girmiş bir ordu, öngörülebilir ve kolay bir pusuya düşmüştür. Bunun sonucu 13 fidan yaşamı yitirmiş, birçok asker yaralanmış ve sekiz askerde kaçırılmıştır. Burada tamamen bir komuta hatası vardır. Hesap vermesi ve sorgulanması gereken kaçırılan gencecik çocuklar değil, askerleri bu kadar tedbirsiz bir şekilde ateşe atan komuta kademesindeki sorumlu kişilerdir.

Üç: Bakan Mehmet Ali Şahin’in “ölmelerini tercih ederdim” mealine gelecek bir açıklama yapmaya ne insani, ne de hukuki olarak yetkisi yoktur. Şehit olan askerler hükümetin fedaileri değil, anne-baba kuzuları, bu ülkenin gencecik fidanlarıdır. Bu sözü ancak Bakan Şahin kendi çocuğu için kullanabilir. Oysa kaçırılan askerler arasında ne kendi ailesinden, ne de diğer politikacıların ailesinden kimse yoktur.

Dört: Başta Başbakan olmak üzere, askerlik çağında ama sağlık raporlarıyla veya yurtdışında çalışıyor gösterilerek çocuğunu askere göndermeyen nice bakan, milletvekili, bürokrat, iş adamı varken; çocuklarını ülkeleri için ölmeye yollamış yoksul insanları, onların çocuklarını, bir bakan “hain” veya “korkak” durumuna düşüremez.

Beş: Askerlerin iade edilmesi sırasında çıkan görüntü son derece rahatsız edicidir. Bu da hükümetin politik zafiyetinden, gereken stratejiyi uygulayamamasından ve uluslar arası ilişkileri yönetecek donanıma sahip olmamasından kaynaklanmaktadır. Ortay çıkan bu tatsız görüntü yüzünden, sorumlu makamlarda oturanlar hem halka, hem de bu duruma düşürdükleri askerlere özür borçludur.

Tekrar başa dönersek, Bugün Bakan Mehmet Ali Şahin askerlere öl emri vermiştir. Bundan 85 yıl önce Mustafa Kemal askerlerine verdiği emir gibi. Yalnız arada küçük bir fark var. Atatürk “öl” emrini, öncelikle kendi için verdi. Çünkü askerleriyle aynı kurşun yağmurunun altındaydı. Ülkeleri uğruna can veren gencecik çocukların ana-babalarının vergileriyle oturduğu konutta, bindiği zırhlı araçlarda, aldığı dolgun maaşla “yan gelip yatmıyordu”.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

akıl fikir versin diyoruz yöneticilerimize.

METİN ÜSKES 
 09.11.2007 12:42
Cevap :
Üstelik artık bir an önce versin, çünkü onların bu eksikliği yüzünden bu toplum yeterince acı çekti. Yorumunuz için teşekkür ederim. Sevgiler...  09.11.2007 14:54
 

Güzel bakış açısı, sağlam bir mantık. Asıl meslekleri askerlik olmayan, ömürlerinin kısa bir süresini vatani görevlerini yerine getirmeye ayıran 18 yaşındaki çocuklardan, ne kadar büyük bir sorumluluk beklediğimizin farkında mıyız? Bir insanı ölmediği için suçlamak ne kadar mantıklı. Aynı soru Amerikalılar tarafından başına çuval geçirilenler içinde söylenmişti zamanında. Üstelik onlar profesyonel askerlerdi. Bu çocuklardan bu sorumluluğu beklemek bence oldukça ağır bir talep ve bahsettiğiniz gibi olsa olsa tuzu kuruların ağzından çıkabilir? Ellerinize sağlık

Bibliyofil 
 08.11.2007 16:12
Cevap :
Evet, hayatta kalmak bir insanın en temel hakkı olduğu halde, birileri özellikle ne kendi, ne de bir yakınının canını tehlikeye atmayan birileri, gencecik insanları ölmedikleri için suçluyor. Söylediğiniz çok önemli. Herşeyden önce bu çocuklar profesyonel asker değil,işleri bu değil. Katkınız için çok teşekkür ederim. Sevgiler...  09.11.2007 14:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 91
Toplam mesaj
: 31
Ort. okunma sayısı
: 1578
Kayıt tarihi
: 18.08.06
 
 

Merhaba, Yazmak kimimiz için kendini ifade etme biçimi, kimimiz için ekmek kapısı, kimimiz içinse öy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster