Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
2723
 

Kahramanlarım Sinan-Şirin Cemgil...

Kahramanlarım Sinan-Şirin Cemgil...
 

Kahramanlarım...


Onlar benim kahramanlarımdı…

Ve bunca yıl sonra bile benim kahramanlarım onlar…

Bugünkü gibi hatırlıyorum o gazete resmini… Sinan üstünde külotla kurşun delikleri içinde vücudu !

 Çok sarsılmıştım, İçim yanmıştı.

 O yıllarda çok sık içim yandı çocukluğumu da birlikte yakarak…

31 Mayıs 1971'de Sinan CEMGİL, Kadir MANGA ve Alpaslan ÖZDOĞAN Nurhak dağlarında kanlarının son damlasına kadar çatışarak ölümsüzleşti. Şiar edindikleri  "Tam Bağımsız ve Demokrat Türkiye" bayrağını son ana kadar bırakmadılar. Antiemperyalizmin ve bağımsızlığın önderleri oldu onlar. Hayatlarının baharında aramızdan ayrılan devrimcilerimizi bu gün bir kez daha saygıyla anıyorum…

Sinan Türkiye’nin önemli aydınlarından Adnan Cemgil ve Nazife Cemgil’in ikinci oğulları olarak 15 Kasım 1944’de İstanbul’da dünyaya gelmişti.

Sinan  68 kuşağının en gözüpek,  en özverili, en atak devrimci önderlerinden biriydi. Kısa ama iz bırakan bir mücadele serüveninin sonunda, adı tarih sayfalarıyla beraber pek çok kişinin de yüreğine yazıldı… 1971 yılının 31 Mayıs'ında yoldaşları Alpaslan Özdoğan ve Kadir Manga'yla Nurhak Dağları'nda sonsuzluğa uğurlandı.

Ve

31.05.1971'de Nurhak Dağlarında Jandarmanın Teslim Ol ! Uyarısına verdiği “ Bizim teslim olduğumuz nerede görülmüştür esas siz teslim olun! ”  cevabıyla yüreklere bir kez daha adını yazdırmıştır…

Sinan, çocukken siyasetle yakından ilgilenen babasının Kore’ye asker gönderilmesini protesto etmesi üzerine aldığı hapis cezası nedeniyle henüz çocuk yaşta cezaeviyle tanışmıştır. “Komünistler Moskova’ya!” bağırışlarını ise, aynı dava yüzünden Yozgat’a sürgüne gönderilen annesinin yanında duyacaktır.

1964’de Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mimarlık Fakültesi’ne girdiğinde siyasetle etkin olarak ilgilenmeye başlamıştır.

Sinan sekiz dokuz dil, en önemlisi Latince bilmektedir. O dönem Marx'ın Lenin'in birçok eseri Türkçeye çevrilmemiştir.  Sinan her koşulda okumaktadır. Dağda bile sırt çantasında dört cilt İngilizce kitap taşımakta ve mola yerinde açıp kitaplarını okumakta anlatmaktadır.

Yani Sinan dünyayı çok yönlü anlayabilmenin koşullarına sahip bir devrimcidir…

Ve

 Sinan hakkında okuduklarımdan anladığım kadarıyla Sosyalizmi kavrayış açısından da döneminde en ileri noktada olan odur…

1965 yılında çıkardıkları Dönüşüm dergisini satarken arkadaşı Şirin Yazıcıoğlu ile birlikte gözaltına alınan Sinan Cemgil, aynı yıl ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü’nün (SFK) kuruluşuna katılır, bir süre genel başkanlığını yapar ve Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) de üye olur.

Sinan’ın toprak reformunun gerçekleştirilmesi istemiyle hazine topraklarını işgal eden Elmalı köylülerini ziyareti Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Merkezi tarafından tepki ile karşılanınca TİP’ten istifa eder.

1968’le birlikte yoğunlaşan öğrenci eylemlerinde, ODTÜ içindeki mücadelesi, sevilen kişiliği ve üstün hitabet yeteneğiyle üniversitedeki hareketin doğal önderi olur. ODTÜ’de Toplumcu Gurup içinde yer alır. 1968’de ODTÜ’deki boykota ve 1969’daki ODTÜ işgaline önderlik eder.

1969 yılında Hukuk Fakültesi öğrencisi Şirin Yazıcıoğlu ile evlenir.

1970 yılında doğan oğluna söz verdiği gibi arkadaşı Taylan’ın adını verir.

1970 yılında, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Alpaslan Özdoğan, Deniz Gezmiş ve Cihan Alptekin'le birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nun kuruluş çalışmalarını yürütür.

 THKO'nun şehir gerillası eylemlerinde yer alan Sinan Cemgil, 12 Mart 1971 muhtırasından sonra, arkadaşlarıyla birlikte Ankara'yı terk eder ve Elbistan civarındaki Nurhak Dağı'na çıkarak burada arkadaşlarıyla birlikte THKO'nun gerilla kampını kurar. Sinan Cemgil komutasındaki gerilla birliği, planlandığı gibi Kürecik radar Üssü'nü basmak için harekete geçer.

Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'na (THKO) bağlı gruptan bir kısmı, 31 Mayıs 1971'de Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesine bağlı İnekli Köyü civarında mola verdikleri bir sırada, jandarma birlikleri tarafından kuşatılmış ve teslim olmayıp birliklerle çatışmaya girmişlerdi. Civardaki köylülerce eşkıya zannedilerek ihbar edilen grup, yedi kişiden oluşuyordu :

 Atış menzili dışına çıkmış olan Sinan Cemgil, yaralı arkadaşı Alpaslan Özdoğan’ı kurtarmak için geri döner…Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan çatışma sırasında ölür. Mustafa Yalçıner ağır yaralanmıştır.. Hacı Tonak ise kaçamayarak yakalanmıştır… Metin Güngörmüş ve "hemşerim" adıyla bilinen Ahmet Erdoğan ise kaçmışlardır… Daha sonra 6 Haziran'da yakalanan Güngörmüş ve Erdoğan, Yalçıner ve Tonak'la birlikte THKO davasından yargılandılar.

Nurhak’taki çatışmada öldürülen Sinan’ın ailesi teşhir için İstanbul’dan Adıyaman'a gelir...
Morgda oğullarını teşhir ederler, dışarıda bekleyen kalabalık kendi aralarında bunlar anarşistmiş,  eşkıyaymış, iyi ki ölmüşler gibi laflar edincebabası Adnan Cemgil oradaki köylülere şu sözleri söyler :

"Ben varlıklı bir aileden geliyorum. Öğretmenim. Ekonomik durumum oldukça iyi. Oğlumu en iyi şekilde yetiştirdim. En iyi okullarda okuttum. Ülkenin en güzide üniversitesi ODTÜ'de okuyordu. Hiçbir şeye ihtiyacı yoktu. Ölmese yüksek mühendis çıkacak ve o da varlıklı bir hayat yaşayacaktı. Fakat o sizin iyiliğiniz için öldü. Bunu bilesiniz diye söylüyorum."

Bu sözler üzerine köylüler başlarını öne eğerler...

Sinan ve Şirin…ve Taylan…

Onlar benim kahramanlarımdı…

 

Sinan Nurhak’ta vurulduğunda 13 yaşındaydım ve ilk şokun üstüne “ Şirin-Taylan ne olacak şimdi ” diye düşündüğümü hatırlıyorum…

13 yaşın devrimciliği ve romantizmiyle sanki ben Şirinmişim, devrimci önderimi ve sevdiğim adamı kaybetmişim, çocuğumla kalakalmıştım, etrafımızda devrimi ve bizi sahiplenecek kimse yokmuş gibi senaryolar yazıp gözyaşı dökmüştüm günlerce…

Gazetelerde, radyo haberlerinde ilk onlarla ilgili haber var mı diye telaşlanırdım… O yıllarda okuduğum ve hayatımı derinden etkileyen Füruzan’ın 47'liler kitabını okuduğumda da kitabın kahramanı Emine’yi bile “ bu kesin Şirin'dir “ diye okumuştum…

 Ve sonra da Şirin Emine olmuştum günlerce...

Yıllar geçse de üstünden anıları önünde bir kez daha saygıyla selamlıyorum kahramanlarımı…

 Sevtap Özkahraman

31 / 05 / 2011

 Faydalanılan Kitaplar :

Sinan: Nurhak Dağlarından Sonsuzluğa, Turhan Feyizoğlu

Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu ülkenin cumhuriyet tarihinde eşi bi daha görülmeyecek, en iyi yetişmiş ve aydınlık kafalı nesliydiler. Ne korkunç ve inanılmaz bir çelişkidir ki, bu yurdun asıl sahibi olduğu iddiasındaki bir kurumun (ABD'nin emir ve talimatıyla alınmış) hışmına uğrayıp katledildiler. Ama bence asıl korkunç olanı, yoldaşlarının anısına ve fikirlerine sahip çıkması gereken "sol"un, bugün şeriat korkusuyla (ki, o korkuyu pompalayan da aynı yer) darbeci zihniyetin yanında yer almasıdır. Kalemine sağlık arkadaşım. Sevgi ve sağlıcakla kal.

hazandagüzeldir 
 02.06.2012 20:57
Cevap :
Çok teşekkür ederim arkadaşım, sevgilerimle sen de sağlıcakla kal...  15.06.2012 15:26
 

İçim burkula burkula okudum. Sevgiler selamlar sayın yazarım.

Adil Serkan SATI 
 31.05.2012 14:40
Cevap :
Bozkırdan da size selamlar...  31.05.2012 15:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 121
Toplam yorum
: 573
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 724
Kayıt tarihi
: 07.11.08
 
 

1958 Balıkesir doğumluyum. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü mezunu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster