Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '15

 
Kategori
Üniversitelinin Sesi
Okunma Sayısı
2407
 

Kahve falı

Kahve falı
 

Görsel alıntıdır


Kişinin toplumla nasıl bütünleştiğini açıklamaya çalışan Amerikalı sosyologların, "toplumsal kontrol" kavramını kullandıklarını görüyoruz. 

Geçen yazımızda "kültür" kavramı üzerinde durmuştuk. 

Toplumsal kontrol kavramı, bireyin ortak değerlere uygun davranışlarda bulunmaya mecbur kalması olarak da anlaşılabilir.

Kendi kültürümüzden, başka bir kültürün içine girdiğimizde veya ait olduğumuz kültürden çıktığımızda bu durumu daha açık bir şekilde fark edebiliyoruz. 

Prof. Çiğdem Kağıtçıbaşı “Kültürel Psikoloji” adlı kitabında bu konuyla ilgili çeşitli örnekler aktarıyor. 

Yazar, kitabında bir Amerikalı aile ile birlikte kaldığı “Banliyö Amerikası”nı, güzel evler, ağaçlar ve çiçeklerle bezenmiş muhteşem bahçeler ve temiz caddeler şeklinde anlatır. Ancak insanlar ortalıkta yoktur. İnsanların yokluğu ve komşuluk ilişkilerinin yaşanmaması ilgisini çekmiştir. 

Bir kere bile komşularını görmemiştir Kağıtçıbaşı. 

Yanında kaldığı ailenin de komşuları ziyaret ettiğine tanık olmamıştır. 

Prof Kağıtçıbaşı'nın verdiği bir başka örnek; yakın arkadaşıyla arasında geçenler üzerinedir. Burasını aynen nakletmek isterim: 

“Wellesley’de, bazı kısa tatillerde ailesinin evinde kaldığım yakın bir arkadaşım vardı. Bir gün, onu üzgün gördüğümde kendisine ne olduğunu sordum. Bana ‘kişisel bir problem’ şeklinde cevap verdi. Paramparça olmuştum. Açıkça beni reddediyordu; eğer bana sırrını açmıyorsa, belli ki beni yakın arkadaşı olarak görmüyordu. Benim anlayışımda, en iyi arkadaşımdan saklayacak hiçbir şeyim olamazdı. Ayrıntıları açıklamasam bile, en azından sorunun ne olduğunu ona söylerdim. O, kendi özel alanını, bir anlamda, mahremiyetini koruyordu, ben ise bunu reddedilme olarak algılıyordum. Bu kadar yıl sonra bile bu anı benim için hâlâ canlılığını koruyor.” 

*

Prof Kağıtçıbaşı’nın anlatımlarından bir başka örnek daha, Kuzey Amerikalı tanınmış bir kültürlerarası psikolog, eşiyle arasında geçen konuşmayı şöyle aktarır:

“O zaman 21 yaşında olan oğullarını sorduğumda, arkadaşım oğullarının hâlâ onlarla aynı evde oturduğunu, ancak ondan kira almadıklarını söyledi. Duyduğuma inanamamıştım ve şaka yapıp yapmadığını düşünüyordum; hayır yapmıyordu.” 

*

Uzun yıllar sonra Doç. Ayşen Şatıroğlu da kısa bir süreliğine ABD'ye gider. 

Orada bulunduğu süre içinde Prof. Kağıtçıbaşı’nın, Amerikan banliyösü hakkında yazdıklarını hep hatırlar. 

Yaşadığı küçük şehir ve gördüğü diğer küçük şehirler birbirinin aynı caddeler, boş sokaklar, evler ve bahçeler.

Belli meydanlar dışında, çocuklar, gençler ya da yaşlıları görmek olanaksızdır. 

Doç. Şatıroğlu'na göre aradan geçen uzun yıllar ne Amerikan kentini değiştirmişti ne de bizim ait olduğumuz kentsel hayatın özelliklerini.

*

Şimdi işin bir de tersinden bakalım.

Ülkemize yeni gelmiş yabancıların, bizdeki norm ve davranışları görünce şaşkın bakışları bilmem hiç dikkatinizi çekti mi?

Örneğin yine Prof. Kağıtçıbaşı yukarıdaki kitabında, Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde öğrenciliği sırasında kız öğrenciler arasındaki sarılma, yanaklaşma, kol kola yürüme gibi yakın arkadaşlıkların İstanbul’a yeni gelmiş Amerikalı öğretmenlere çok yabancı geldiğini anlatmaktadır. Dahası, Amerikalı öğretmenlerin bu alışkanlıklara şoke olmuş bir vaziyette bakışlarından dolayı, öğrencilerin çok eğlendiklerinden söz etmektedir.

* * *

Aslında dünyanın neresinde olursak olalım, insanoğlunun merak dürtüsüyle geliştirdiği toplumla bütünleşme gereksinimi, “toplumsal kontrol” kavramından çok da uzak değildir.  Örneğin bugün Dünya’nın birçok ülkesinde sokaklarda tarot, bakla, el falı gibi fallar bakılır. Hollanda’dan Çin’e Hindistan’dan Amerika’ya kadar birçok ülkede sokakta oturup tarot ya da el falı baktırmak mümkün diyorlar.
Kahve falı ise bize özgü bir şey…

Öyle ise neden, günden güne değişen ruh halini ve duygularını küçük bir fincandan takip etme fikri onlara da “müthiş” gelmeye başladı?

Diyeceğim o ki biz kuşaklar boyu bu psikolojik rahatlama sürecini aile dayanışmasında, komşuluk ilişkilerinde, eş dost sohbetlerinde çözmüşüz zaten.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar aklın yolu bir kahve falı bahane beleş terapi şahane :)kültürlerin bütünü gibiyiz hangi toplum olursa olsun bizim kültürümüze hiç bir toplum kayıtsız kalamaz hem sempatik hem antipatik insan zihnini sürekli resetleyen bir millet karşısında aktif bir beyin şart bir öle bir böle uzmanlıktan nasibini almış kurnazlık yolunda devam :P

camgobegi 
 21.07.2015 0:17
Cevap :
Yorumunuza teşekkürler.  21.07.2015 23:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 255
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1010
Kayıt tarihi
: 19.11.12
 
 

Evli, 2 evlat babası, 1965'te doğdu, inançlı, müziksever, insansever, yurtsever, iyi yüzer, ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster