Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '07

 
Kategori
Kahve
Okunma Sayısı
790
 

Kahve kadın, kadın kahve...

Kahve kadın, kadın kahve...
 

Oryantaldi... Esmer, koyu, sertti teni. Egzotik, aromalı kokusuyla giriverdi sınırdan bir Osmanlı paşasının kolunda. Geçtiği yerlerde buğusunu bıraktı. Köpük köpük yayıldı namı cihanda. Burnundaki hızmadan, anlattığı Yemen masallarına kadar işvesi konuşulur oldu kulaktan kulağa. Zamanla gerçekler şekil değiştirdi, rivayetler gerçeğe dönüştü ve özü aynı, şekli farklı bir kadına dönüştü. Kendini bu yeni geldiği padişahlar ülkesinde pişirmeyi öğrendi.

Zahmetliydi yine de, kaprisliydi. Ona dokunan ölçüyü kaçırmamalıydı, tadını bozmamalıydı. Lokum severdi baş ucunda hep. Ona gelen lokumuyla gelmeli - naneli, güllü, ... - taze suyunu da eksik etmemeliydi. Yapılacaksa servis incecik, küçük beyaz fincanlarda olmalı; rahatsızlık vermeden, az öz görünüp kaybolmalıydı. Damakta muhabbeti kalmalıydı. Evinde izin vermezdi ama adına açılan mekanlarda set tartışmalara fikir atışmalarına da katılırdı. Nargilenin kokusuna oldum olası aşıktı.

Sonra " "o" geldi. Yeni kıyafetlerle, bir dolu değişimle geldi. Asiydi, güçlüydü, kolaydı bir yandan da. Zira hiçbirşeye zamanı yoktu. Değerliydi zaman, uzun uzadıya muhabbete tahammülü yoktu. " Uğrardı" o, "oturmazdı". Bir anda herkesi sardı. Gürültünün, kalabalığın içinde savurdu ününü. Halbuki bu ilk gelişi değildi; reddedilmişti daha önce -hem de Avrupa' da. Önce hemcinsleri kovdular onu "kolay, ucuz" diye almadılar evlerine. Marifetlerini gösteremiyorlardı onun yanında; çaresiz, işe yaramaz kalıyorlardı. Bu ikinci gelişiydi ve dönmeye niyeti yoktu. Tanıtımcılarla, filmcilerle anlaştı. Artık yeri sağlamdı.

Doğulu kadın yoruldu, yaşı da kaldırmıyordu artık kalabalıkları, gürültüyü. Yavaş yavaş inzivaya çekildi. Yalnız eski dostların sohbetlerine katılıyor, onlardan öğrendiği masalları yine onları heyecanlandırmak için ballandıra ballandıra anlatıyordu. Gözlerinin ışıltısı bazen taze gelinlerin getirdiği gümüş tepsilerde görünüp kayboluyordu. Bir ara yeniden eski şaşalı günlerine dönmek için yeni kıyafetlere, takılara bürünse de aynı tadı bulamadı.

Şimdi " zaman" var eskinin altını yerine. Herşey değişti. Tatlar, kokular, konuşmalar değişti. Kadın da...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kahvenin tadını aldım sanki. yanındaki lokumun da. Ben eski türk kahvesini tercih edenlerdenim, bazı şeylere zamanım olmasa da türk kahvesi yapmaya daima zamanım olacak.sevgiler.

Esra İdil 
 09.08.2007 22:57
Cevap :
umarım hepimizin bu koşturma içinde her zaman türk kahvesi yapmaya da muhabbete de zamanımız olur. Güzel yorumunuz için çok teşekkürler :)  10.08.2007 11:28
 

Çok güzel bir yazı akla zor gelicek şahane bir benzetme tebrikler...

Begüm Pehlivanoğlu 
 26.05.2007 20:43
Cevap :
Bence de en güzeli hala en eskisi. Güzel yorumunuz ve ayırdığınız vakit için çok teşekkürler!  29.05.2007 15:22
 

Edebî bir yazı,çok beğendim.Her kelimeyi sindire sindire okudum.Sevgiyle kal...

Yorgun Çingene 
 07.02.2007 21:52
Cevap :
Zevkle okumana çok sevindim;yanında bir de kahve iyi gidiyor :).Güzel yorumun ve dileğin için çok teşekkürler...  08.02.2007 9:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 720
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Sevenin vazgeçemediği, sevmeyenin de sevenleri asla anlayamayacağı Ankara'da büyüdüm. İstanbul'a oku..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster