Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
326
 

Kainatın vicdanı ve Erdoğanın feryadı!

Kainatın vicdanı ve Erdoğanın feryadı!
 

Başbakan Erdoğan


Ömer Hayyam der ki: Tarih kainatın vicdanıdır. Bundan dolayı bu vicdanın girdabına düşen hiç kimse geçmişin ıstırabını çekmekten kaçamaz.

Başbakan Erdoğan da bu ıstırabı çeken insanlardan biri olsa gerek ki, muhteşem yüzyıl dizisine gönderme yaparak tarihin çarpitilmasina feryat ediyor. Sözün burasında şunu söylemek gerekir ki, mutlaka ki tarihe doğru sorular soranlar doğru cevaplar alacaktır çünkü tarih kendi cevaplarına zaten sahiptir. Önemli olan sorgulamayı doğru yapmaktır, sorgulama yaparken tarihe işkence yapmamaktır. Çünkü işkenceli sorular her durumda gerek mantıksal dizim gerek duygusal durum bozukluğu yaratacağı için alınacak cevaplar tarih karşisında ve dolaysıyla tanrı katında asla taç giyinip, tahta oturamayacaktır. Çünkü tarihe doğru sorular sormaz yada kendi cevaplarımızı, kendi senaryomuzu dayatırsak, geçmişin silsile ZİNCİRİNDE bir kayıplık(atlama) yaratırız ki, bu bütün gelecekten kopmak anlamına gelir çünkü gelecek,ancak geçmişin ipleri ile kendini ileriye bağlayabilen sonsuz bir gerçekliktir. Yine sözün burasında ‘Bizim öyle bir tarihimiz’ yok derken haklı olabilir ama nasıl bir tarihimiz olduğunu söylemeden bu haklı olarak kalmaktan ileri gidemez çünkü haklılık tek başina akli bir gerçeğe ve güce asla dönüşemez. Bu anlamda sadece Saray entrikaları içinde bağlanmış bir Kanuni ne kadar tarihin ruhundan uzaksa tutkuları, aşkları, ihtirasları,bencillikleri ve çocuklarini boğduracak kadar muhteris yanları olan bir Kanuniyi görmezden gelmekte geleceğin gözlerinden o kadar ıraktır.

Gerçek şu ki, Kanuni, hem sarayı ve safahatı bırakıp Zagros dağlarında karın altındaki çadirin içinde yatıp ve bir devre diz çöktürecek kadar kudretli bir savaş adamıydı hem de aynı çadirda özledigi Hürrem’in aşkına diz çökmüs bir barış adamıydı. Kanuni hem bir mektubun hatırına Fransuva’yı kurtarmayı göze alacak kadar manevi ruha sahip azamete hem de taht oyunları için çocuklarinin kanına girecek kadar maddi dünyaya saplanmış acizyette idi. Bundan dolayı tarihin şaşmaz hükmünde sevapları ve günahları ile kanuni, kanuniydi ve Süleyman’ı Kanuni Sultan Süleyman yapanda bu idi. Çünkü hataları yok sayıp her şeyi sevaba yazmaya çalismak, sonsuz denklik içindeki tarihsel dengeyi bozmaya çalismaktir ki bu kainatın vicdanını sızlatan şeydir. Bu anlamda tarih içinde olan olduğu gibidir çünkü tarih olanı asla yargılamaz ve asla taraf tutmaz lakin taraf tutup onu başka bir şekilde oldurmaya çalismak kendini bertaraf etmenin en kestirme yoludur ve Atatürk’ün deyimiyle değişmeyen gerçek karşisında insanlık bir süreliğine yanılgıya sürüklenmiş olsa da Ömer Hayamın deyimiyle ‘’kainatın vicdanı’’ asla yanılmaz.(m.ali şirin tarih ögrt)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 124
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 720
Kayıt tarihi
: 28.06.08
 
 

Kelebek için kanat neyse insan için kelime odur. (m.ali şirin) 1969 senesinde  Tunceli/ pülümürde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster