Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '17

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
72
 

Kalbimiz geri dönüşümlü müdür?

 
Amaçsız esen rüzgarların hayatlarımıza yön verdiği, bir ağaç gibi kuvvetli görünen bedenlerimizden kıştan kalan umutsuzlukların döküldüğü ve yeni hayallerin tomurcuklandığı bir bahar günü düşünmeye başlamıştım, her yaşımızda farklı misyonlar yüklediğimiz kalbimizi.
Biz büyüdükçe sen sev dedik kalbimize, sen sadece sev!
Biz sevsek de, sevmesek de öğrettiler bize çizmesini Aşk'ın en geometrik hallerini
biz de yeri geldi sıralarımıza, günü geldi ağaçlara, özlediğimizde buğulanmış camlara çizdik
ve zamanı geldi Aşk'larını yaşayan bedenlerde ter, ayrılıklarını yaşayan gözlerde damla olduk aktık
ve artık seviyorduk,
ve artık biliyorduk, 
kalbimiz attıkça değil, daha hızlı attıkça seviyor, asıl o zaman yaşıyorduk
Bazen bir meczup gibi çıkıp haykırıyorduk; 
“Ben Aşk’sız yaşamam” diye, Aşk’la da yaşayamayan insanlara inat.
Bazen aklı başında seviyorduk, bazen de biri çıkıp aklımızı başımızdan alıyor, bir başka seviyorduk!
 
Diğer taraftan da biliyorduk ki, Kalp bu, sevmesek de atar ama seversek daha bir güzel atar, hayatımızdan çıkanlar için durmadığı gibi, hayatımıza giren herkese de farklı bir ritimle atar. Ömrü hayatında bir kişilik değildir kalp ama aynı anda sadece biri için ölümüne atar.
 
Bir arkadaşım sormuştu “geri dönüşümlü müdür kalp, yine ve yeniden bir başkası için atabilir mi?”
Cevabım net ve “evet” idi “kesinlikle geri dönüşümlüdür kalp” diye de eklemiştim.
Her yeni günde, her yeni bedende, her yeni sende, her yeni senede yeniler kendini
yeniden ve yine atar, hatta gün gelir, dünü unutur eskisinden bile hızlı atar.
 
Herkesin bir imzası vardır başkasının yüreğine attığı, bir de rengi vardır başkasının sayfasına iz bıraktığı. Beyaz olmayan geçmişlerimize inat işte bu renklerle güzelleşmiyor mu hepimizin geleceği?
 
Kirlenen onca sayfamıza, izi kalan güzel imzalara karşı, takvimde birer yapraktan öteye gitmeyecek yaşadıklarımız. Ve yaşananlar bittiğinde ya sen yırtar atarsın o sayfayı, ya da bitmesi için gelip yırtar bir başkası. Sana tavsiyem o gün geldiğinde sayfanın yırtıldığını kabul et, yeniden okumak için aynı sayfaları bantlamakla uğraşma. 
Kabul ediyorum, belki tekrar okuyabilecek şekilde tamir edebilirsin ama asla aynı keyifle okuyamazsın.
 
ve yüreğinde yazdığın sayfalar, iki ayna arasında kalan sen kadardır,
ve sen yazarsın her bir sayfasını
 
unutma ki hayatında yazar sensin, yazdıkların da senin hayat verdiğin karekterler
sen izin verirsen hayatına girerler, vermezsen de yok olur giderler ...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 103
Kayıt tarihi
: 01.03.17
 
 

Mühendislik eğitimi alan, reklam sektörüne bulaşan, hayatının her aşamasında yazmaktan keyif alan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster