Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '09

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
2946
 

Kalbimiz ne durumda?

Kalbimiz ne durumda?
 

Kalbim, bırakacak gibisin beni yarı yolda… Dört odacıktan oluşan kalbimiz bir aksilik olmazsa başka bir nedenden ölene kadar tıkır tıkır çalışır. Bu sözde biraz ironi var. Kalbi saran ve beslenmesini sağlayan damarlar elde ve ayakta veya vücudun başka bir yerinde olduğu gibi kalp kaslarını ağ gibi sarmazlar. Daha çok üzüm salkımı gibidirler. O nedenle yukarıda bir tıkanma olursa o damardan beslenen büyük bir bölüm kalp kası oksijensiz kalır ve ölür. Bunun sonucunda kalp krizi olarak bildiğimiz olay olur, kalp durur. Damar tıkanması kalp durmasının en önemli sebebidir. Vücudun başka yerlerinde damar ağı birbiriyle ilişkili olduğu için bir yerde damar tıkansa o bölge başka damarlarla beslenir. Halbuki kalpte böyle bir olanak yoktur.

By pass ameliyatlarında tıkanan bölüm vücudun başka bir yerinden alınan damar parçasıyla atlanarak aşağıda kalan bölümün beslenmesi sağlanır.

Kalpte dört kapak vardır. Bunların ikisi kalp odalarını birbirinden ayırır, ikisi de kalbe giren ve çıkan damarları kalp odacıklarından ayırır ve kalp kasılıp kan bir odadan diğerine, vücuttan gelen veya vücuda giderken kanın geri kaçmasına engel olurlar. Oksijen yetmezliği, genetik bir rahatsızlık veya geçirilmiş bir hastalık kapakçıkların iyi çalışmamasına neden olabilir. O zaman bu kapakları değiştirmek gerekir. İnsan kapakçığının yerini en iyi tutan zar sığır ve domuzlardan alınmaktadır.

Türkiye’de her yıl 12 bin bebek kalp hastalıklarıyla doğuyor. Bebek çabuk yoruluyorsa, dudakları morarıyorsa bu hastalığa işaret edebilir. Kalp doğmadan önce odacıkların arasında bir delik bulunur. Normal bir doğumda bu delik kapanır. Ancak bebekte bir genetik bozukluk varsa bu delik kapanmaz. Bu durumda kirli kan kalp pompalama işlemini yaptığında temiz kana karışır. Kalp vücuda bu kirli kanı pompalar. Yani boşa çalışmış olur. Sürekli temiz kan ve oksijenle beslenmeyen vücut kısa sürede yorgun düşer. Dokular bozulur ve müdahale edilmezse küçük yaşta bebek veya çocuk kaybedilir. Burada önemli olan doğumdan önce herkesin kalbinde delik olmasıdır. Kalpte doğuştan deliklerin olması normaildir. Ancak bunların doğuştan sonra kapanmaması anormaldir.

Bebek henüz doğmamışken akciğer atardamarı ile ana atardamar arasında PDA denen bir bağlantı vardır. Bebek osırada nefes almadığı için bu bağlantı ona fazladan oksijen sağlar. Bu bağlantının doğuştan sonra kapanması gerekir. Kapanmazsa kan normal sürede yeteri kadar temizlenmez ve bebek normal yaşayamaz. Bazen bebek kalp odacığı damar bağlantıları ters olarak doğar. Bu bebekler hemen müdahale edilmezse ölürler. Bu hastalıklar ancak ameliyatla düzeltilebilir. Dört odacık ve damar bağlantılarının tam olarak gelişmediği durumlar da ameliyatı gerektirir.

Kalbin kasılmasını sağlayan iki adet elektrik noktası vardır. Bunlar senkronize olarak kasları uyarır ve sırayla alttaki iki odacık, sonra üstteki iki odacık çevresindeki kaslar kasılır ve vücuda kan pompalanır. Elektriklenme işleminde bir aksaklık olursa ya kasılma sırası birbirine karışır ya da düzgün kasılmadığı için kalp durur. Elektriklenmeyi sağlayan sinirler kalp damarı tıkandığı için beslenemezse kalp yine durur. Bu durumda vücuda takılacak bir elektrod ve pil bu elektriklenme işini görür. Bu kişilere kalbine pil taklıdı denir. Gerçekte damardan geçerek kişinin kalbine yalnızca kasılmayı sağlayan bir elektrod dokunmaktadır. Manyetik ortamlar elektrodun işlevini bozacağı için bu kişilerde kalp krizine neden olabilir.

Kalp birçok nedenle çok çabuk bozulabilir. Şişmanlık, sigara içmek, hayvan yağlarını çok tüketmek, başka hastalıkların sonucunda, örneğin kansızlık, spor yapmamak, aşırı spor yapmak, heyecanlanmak, yorulmak, ekstrasistol, yani fazladan veya düzensiz atış kalbin bir anda durmasına neden olabilir. Kalbinde rahatsızlığı olanlar ne yazık ki çok yaşamaz. Bu nedenle kalbinde genetik rahatsızlığı olanlar yaşamayacağı için çocukları da olmaz ve sonuçta doğal seçilim denen sağlıklı olanın yaşaması ve soyunu devam ettirmesi ilkesi geçerli olur. Ancak rahatsızlıklar bir çocuk yapamayacak kadar önemli değilse bireyin çocuğu olur ve hastalıklarını genleri aracılığı ile çocuğuna da geçirir.

Kalp dinlendiğinde bir üfürüm sesi geliyorsa kalpte bir rahatsızlık var demektir. Dişte iltihap varsa bu kalbi kötü yönde etkiler. Kalp yetmezliği belirtileri şunlardır.

Ayak bileklerinde şişme (Hasta yatalaksa şişme, sırtın alt kısımlarında görülür) .
Kesik kesik nefes alma (Genellikle çaba ile ve sırtüstü yatınca),
Halsizlik, iştah değişmeleri,
Göğüs ağrıları,
Kilo değişiklikleri,
Nezle gibi hafif hastalıklara dirençsizlik.

İnternette bazı siteler kalp hastalıklarının dua ederek iyileştiğini iddia ediyor. Dua etmek bir çeşit plasebo etkisidir. Plasebo etkisi daha çok psikolojik hastalıklarda iyileştirici özelliği olmasa da doktor tarafından önerildiğinde ve düzenli alındığında geçici olarak sanki hastalığı iyileştiriyormuş gibi yaptığı etkiye verilen isimdir. Siz sağlığınızı düşünün, hurafelere kanmayın.

Kirli hava kalpten ölüm oranını, kalp pili takanlarda günlük şok sayısını ve ritm bozukluğunu artırıyor. Sigara kalpten ölüm riskini %70 artırır. Akdeniz diyeti ile beslenmek kalp krizi riskini %20 azaltır. Haftada 3 kez yarım saat yürümek kalp krizinden ölüm riskini %60 azaltır. Türkiye’de yılda 180-200 bin insan kalpten ölüyor. Gelecek 10 yıl içinde bu sayının iki katına çıkacağı sanılıyor. Türkiye’de ölümler %43 ile birinci sırada kalp hastalıklarından oluyor. Kadın kalbi kalp krizi geçirmeye erkek kalbinden daha yatkındır. Türk kadınları kalpten gitmede Avrupa’da birinci, erkekler üçüncü sırada. Üstelik kalpten gitme gençlerde yaşlılardan daha yaygın.

Görüldüğü gibi kalbimiz çok hassas dengeler üzerinde durmaktadır. Vücudumuzun en çabuk aksayan organıdır. Ona iyi bakmalıyız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 125
Toplam yorum
: 274
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 6131
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

İstanbul 1980 doğumluyum. Yüksekokul mezunuyum. İstanbul'da oturuyorum. Dünya ve çevre hakkında düşü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster