Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '12

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
167
 

Kalbimizdeki canavar!

Kalbimizdeki canavar!
 

Kimselerin dokunamayacağı yerlere kurulan bir duygu sarayı vardır insanlarin. Sarsmadan, kırmadan taşırız. Ne olacağını bilmeden, bilmek istemeden yollar inşa eder; gönlümüzün dilediği yere yollanırız, sırtımızda sarayımız.

Aydınlıktır yüzü kafamızdaki hayalin. Herşeyden, herkesten farklıdır. Gördügünüzde anlamsızca titret içiniz, yüreğiniz. Görmediğinizde suratı asılır içinizin, yüreğinizin. O kadar çok korkunuz olur ki. En büyük ve en heybetli korkunuzun adı kaybetmek olur. Ama ne gariptir ki en cesaretli duygularınızda kaybetmeye hizmet eder, siz farketmeden.

Sadece iki kişinin anlayabileceği ortak diliniz vardır. Bazen de dilsizlikleriniz... Konuşmadan anlaşırsınız bazen. Bazen de konuşsanızda anlaşamazsınız, anlaşılamazsınız. İşte öyle nankör bir dildir bu.

O yokken kafanızda kurguladığınız onlarca senaryonun tesirinde, bir o yana bir bu yana savrulursunuz. Binlerce hazır cümleniz oluşur mekanizmanızda. Fakat onu gördüğünüzde aniden hepsini unutuverir; sevdiğinizin gözlerinin esaretinde boğulur ve bu boğulmadan zevk alırsınız. Önem kelimesi, onunla önemlidir. Hayal onunla, amaç onunla, mutluluk onunla, hayat onunla anlamlıdır. Onu hayatınızın o kadar çok merkezi yaparsınız ki, yalnızlığa karşı direnç mekanizmanız kırılır; umursamazsınız.

Bu duyguları yaşamak bir ayrıcalıktır. Fakat günümüzde bu duygular o kadar çok abartılıyor ve o kadar çok yanlış kullanılıyor ki. Aşk, kendinden ödün vermek demek, yapabileceğin en büyük fedekarlıkları cömertçe altın tepside sunacaksın demek veyahut karşındakini kendi kafanda oluşturduğun kalıba sokacaksın demek değildir. Aşkın, karşında ki insanı bir kalıba sokmadan ve yoğurmadan olduğu gibi sevmek olduğunu ne zaman anlayacağız? Aşk demek gerçeklerin buluşması, hayallerinizin el ele güneşli havalarda koşması demek değil midir?

Bu yazıyı son günlerde okuduğum aşk cinayetlerinden ve karşılıksız aşkların yarattığı depresyonların sonucunda ki intiharlar için yazıyorum. Hastalık derecesine gelen ve bazı kesimlerin hastalık olarak adlandırdığı bu eşsiz duyguyu kirletmeden ve yüzünü asmadan kullanmalıyız. Utandırmadan, kırmadan kullanmalıyız. Bir duyguyu kendimizi kaybetmeden, kimseye zarar vermeden, tüm hoşluğuyla ve tüm acısıyla ve tüm mutluluğuyla kabullenip, yaşamak zor olmamalı. Bundan sonra bu tarz haberlerin olmadığı bir gazete açmak dileğiyle; imkansız olma olasılığının imkanlı olma olasılığına kıyasla oldukça yüksek olduğunu bilerek, umutla...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 124
Kayıt tarihi
: 10.09.12
 
 

09.12.1989 Samsun doğumluyum. Kategorize etmekten ve edilmekten hoşlanmayan biri olarak mesleğimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster