Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '17

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
744
 

Kalbimize Dokunan Bir Gizli Star

Kalbimize Dokunan Bir Gizli Star
 

Hani eskiden zor uçuşlar sonunda yolcular pilotu alkışlarlardı ya? İşte tıpkı öyle, geçen hafta biz Secret Superstar’ın izleyicileri, filmin büyüsüne kapılıp, tüm salon duygu patlamaları yaşayarak, bazı sahneleri alkışlarla kestik, bazı sahnelerde ıslıklarla tezahürat yaptık. Sizde filme coşku ile katılan bir salona denk gelirsiniz umarım. Arada hep birlikte neşelendik, kahkahalar attık ama sinemada ağlamayalı ne çok olmuş. Ağlamak bizde sanki utanılacak bir şeydir ve herkese gösterilmez ya, ben ellerimi yüzüme perde yapıp ağlarken, arka sıralardan hıçkırık sesleri, iç çekişler duyuluyordu.  Filmin sonunda ışıklar yanınca, baktım ki filmi birlikte izlediğim arkadaşım da bana bile duyurmak istemeden içli içli epey ağlamış... Hemen belirteyim kendisi filme benim zorumla geldi ve Aamir Khan’ın içinde olduğu herhangi bir filmi daha önce izlememişti. Zaten oyuncunun buradaki rolü çok önemli değil, önemli olan tüm Aamir Khan filmlerinde olduğu gibi filmin hikâyesi. Bakmayın ağladığımıza üzüntüden ağlamadık,  dramatik bir film değil izlediğimiz, aslında bir tür komedi. Döktüğümüz gözyaşları ile ruhumuzu yıkadık, iyi de oldu. Zaten yönetmen Advait Chandan bize ne yaptığının farkında, salonda gözyaşları ile çıkmamıza gönlü el vermemiş olacak ki, film bitip jenerik akarken eğlenceli bir final yapmış. Film bitti deyip acele çıkmayın, oturun bir süre hem kendinize gelin, hem de gözyaşlarınızın izini silin.

 “Hadi canım, bu kadar yaygarayı bir Bollywood filmi için kopardın, hiç işim olmaz Hint filminde, Aamir Khan da kim?” diyecek içinizden birileri, “Körili Sinema” deyip burun kıvıracaksınız, biliyorum. Alıştınız tabii, Hollywood filmlerinin önünüze serdiği fantastik evrenlere, neredeyse kusursuz görünen tiplere, seksi bedenlere, porselen dişlere… Bu filmin oyuncuları o alıştıklarınıza benzemeyip ezberinizi bozacak.  Bizden biri gibi görünen, gedik dişleri ile kusurlarıyla seveceğiniz, oynadıkça güzelleşen oyuncularla tanışacaksınız. “Süperstar” kavramının içine koyulan klişelerin hiç biri yok filmde, ne Lolita pozları, ne subliminal seks fantazileri… Gizli starımız çarşaflı bir genç kız. Hâlbuki yeni dünya düzeninin direktifleri ile beğenileri şekillenen biz modern çağın insanları, kalbi ile değil bedeni ile şarkı söyleyen insanları alkışlarımızla, zirveye oturtmadık mı?  Seks sanatın her dalında para etmiyor, iyi satmıyor mu zaten? Bayağı olanı, vasat olanı, içi boş ama ambalajı renkli olanı tercih etmeye alıştırılmadık mı? Secret Superstar’da yozlaşmanın usturuplu hicvini bulacaksınız, endişe etmeyin üstünüze alınmıyorsunuz zaten. Siz nasılsa popüler kültürün oyuncağı olmayan şanslı azınlıktansınız. Öyle değil mi?

Aamir Khan’ın içinde olduğu ve beğenmediğim hiçbir filmini henüz izlemedim. Biz sevenleri adama hayranız, adı imza gibi, onun imzası ister oyuncu ister yönetmen ister oyuncu olarak herhangi bir filmde varsa işin iyi olduğuna peşinen inanıyoruz. Demek ki bu defa objektif bir yorum olamayabilir okuyacaklarınız o halde araya girip, hiç tanımayanlar için Aamir Khan’la ilgili kısa bir bilgi vermeliyim; Time dergisine kapak olmuş ve “Dünyanın En Etkileyici 100 İnsanı” listesine girmiş bir adamdan bahsediyorum. Bu işleri Hindistan’dan yapmak ve bulunduğunuz coğrafyanın kaderine meydan okumak pek kolay olmasa gerek. Aamir Hussain Khan, 14 Mart 1965 yılında Hindistan Bombay’da, Müslüman bir ailenin çocuğu (Pek muhterem okur, adamın soyadını ‘Ka- Hann’ gibi sesler çıkarıp zorlanarak okuma diye, yazının geri kalanında sevgili dostumuzun soyadını ‘Han’ diye yazacağım, bilgin olsun. Zaten tam adı,  ‘Muhammed Hüseyin Amir Han’. En azından bizim de bilip kullandığımız bu isimleri, el gibi okuma merakımızdan artık vazgeçsek) son filmden sonra artık iyice emin oldum ki bizde insanlar Amir Han’ı hiç tanımayanlar ve tiryakisi olup yaptığı her işi takip edenler olmak üzere ikiye ayrılıyor. Ben ikinci gruptayım, eskiden beri severim Aamir Han’ı. Taare zameen par (Her Çocuk Özeldir- 2007), sosyal medya aracılığı ile ilk izlediğim filmiydi. Eğitim sistemindeki aksaklıkları konu ettiği 3 idiots (Üç Aptal-2009) ve en sevdiğim ilk on film listesine rahatlıkla koyabileceğim  PK (Peekay-2014) ile ona hayranlığım daha da arttı. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim internetten mi bulursunuz bilmem, ne yapın edin Peekay’i mutlaka izleyin. Dinlerin nasıl yozlaştığı, din simsarlarının insanları nasıl kullandığı daha iyi hicvedilemezdi. Öyle inanç ayrımı yapılmıyor filmde Hristiyan, Müslüman, Budist herkes nasibini alıyor. PK, Hindistan sinema tarihinin en iyi gişesini elde etmiş ama dinimize küfrediyor diye, filmin gösterilmesini engellemek isteyenler, kavgalar gürültüler koparan muhalifleri olmuş. Hindistan’a çırılçıplak düşen ve insanları inanışları, inançları anlamaya çalışan bir uzaylının hikâyesini anlatıyor PK, çok eğlenceli ve felsefi bir film.

Aamir Han, 2001 yılında kurduğu film şirketinin (Aamir Khan Productions) ilk filmi Lagaan (2001) ile Akademi Ödüllerinde En İyi Yabancı Dil Film kategorisine aday gösterilmiş ve Ulusal Film Ödüllerinde En Popüler Film, En İyi Aktör ve En İyi Film ödüllerini kazanmış. Filmleri sayısız ödül alsa da ödülleri pek umursamıyor.  2011 de ilk kez, 2014 yılında 2. Kez UNICEF Ulusal Barış Elçisi seçilmiş. Hintliler onu yardımseverliği ile tanıyor seviyorlar. Yalnızca filmleri değil hazırlayıp sunduğu tv programı Satyamev Jayate (Doğru Her Zaman Kazanır) kadınların, çocukların hatta daha genel bir ifade ile toplumun tüm mağdurlarının sosyal problemlerine dikkat çekip, çözüm yolları arıyor. Bu programlarda her hafta başka bir sorunu ortaya koyup, mağdurlarla röportaj yaparak hangi konu işleniyor ise ona dikkati çekmeyi başarmış. İlk yaptığı programda çocuk istismarını o kadar ses getirecek biçimde işlemiş ki yayından sonra konuyla ilgili konuşması için meclise çağrılmış, yeni yasa tasarısı çıkarılmasına ön ayak olmuş. Kadına şiddet, engelli insanların sorunları hepsi onun dikkat çektiği yaralar. Aamir Han, filmlerinde üst perdeden parmak sallayarak didaktik bir biçimde değil sevgi ile söylüyor söyleyeceklerini, sevgi öyle evrensel bir dil ki onunla aynı fikirde olamayanlar bile kızamıyor anlıyor anlatmak istediğini. Senede bir film çekiyor, 18 yaşında bir öğrenciyi de 100 kiloluk bir boksörü de çok farklı kimlikleri  başarı ile oynuyor. Duyarlı bir sanatçı ve insan olma misyonunun farkında bir adam Aamir Han.

Bu kadar Aamir Han güzellemesi yeter diyorsanız,  şimdi filmimiz Secret Superstar’a dönelim. Yapımcılığını Aamir Han’ın üstlendiği filmin senaryosu yönetmen Advait Chandan’a ait. Aamir’le ortak işlere imza atmayı seviyorlar. Hayallerini gerçekleştirmesinin hiç kolay olmadığı bir ortamda sıradan bir hayat yaşayan, müziği çok seven 14 yaşında bir genç kızınİnsu (Zaira Wasim- birkaç yıl önce Dangal’da Aamir’in kızı rolünde de izlemiştik, geçen hafta 17 yaşına girdi)’nun hikâyesine ortak oluyoruz filmde.İnsu’nun annesini oynayan 31 yaşındaki genç oyuncu Meher Viji, bakışlarından mimiklerine kadar üstüne başarı ile giydiği rolü ile gönüllerimizi ayrıca fethediyor.  Aamir Han filmde itici bir adamı oynamış, eski şöhret,  kaba, kibirli müzik direktörü Shakti Kumaar rolünde.  Gizli, Süperstar’da, asıl star, kara çarşafı çıkarıp atan genç kız mı, annesi mi izleyip siz karar verin.(İnsu rolünde izlediğimiz Zaira’nın şarkılarını okuyan esas gizli kahraman 14 yaşında Meghna Mishra adında bir başka genç kız bu arada. Mishra’nın videolarını bulup dinledim, sesi enfes)

Şöhrete giden yol dünyanın her yerinde oldukça çetin ve tavizler gerektiriyor. Kendiniz gibi kalarak, kirlenmeden ruhunuzu satmadan başarılı olmak çok da kolay görünmüyor kapitalist değerlerin doludizgin at koşturduğu bu dünyada. İçinizde bir yerlerde eskiden var olan ama sonradan unuttuğunuz insani duyguların en saf ve temiz halini hatırlatacak Secret Superstar, kalbinize dokunacak. Film sonunda kendinize muhtemelen şunları soracaksınız; insan olmayı ne zaman unuttuk biz?  Kalbimizi dinlemekten, hayallerimize sahip çıkmaktan ne zaman vazgeçtik? Sevgisiz, duygusuz robotlara, kayıp ruhlara ne zaman dönüştük? Kendini bulmak için çıktığı yollarda kimler, para, şöhret ya da bir dolu başka ayartıcı faktör yüzünden yoldan çıktı? Sanatın ruhumuza hizmet etmesi gerektiğini, sesin müziğin ne kadar büyüleyici olduğunu niye hatırlamıyoruz artık… Seksle sesi kirlettik, basit zevklerle kendimizi…

Aamir Han filmlerinde, genç kızların, kadınların zayıfların güçlenme hikâyeleri anlatmayı seviyor. Biz hayranları da, filmleri ile insanları sıkmadan eğiten, toplumun ezdiği kim varsa hepsini ellerinden tutup kaldıran, onları güçlü görmek isteyen, sevginin dilini çok iyi kullanan bu kepçe kulaklı sevimli adamın yaptığı işlere inanıyor, onu seviyoruz.  Onu tanımayan dünyanın kalan kısmı için “Gizli Süper Star” Aamir Han’ın kendisidir bence… 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1190
Kayıt tarihi
: 28.03.07
 
 

 Hacettepe Üniversitesi mezunu, nörobilimden psikolojiye disiplinlerarası eğitime hevesli bir Tür..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster