Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '14

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
100
 

Kaldırıma yansıyan emeğin gölgeleri -3-

Kaldırıma yansıyan emeğin gölgeleri -3-
 

Eve girdiler Recep ocağa demlik içinde suyu koydu ve kaynayana kadar muhabbet için odaya geçtiler.

Recep

-Biliyor musun Karl marx’ı anlayana kadar veya onu anlamaya verdiğimiz emek ve zamanı bizim içimizde çıkan ne bileyim bir Mevlana, hacı Bektaşi veliyi, Yunus Emre’yi, Pir sultan aptalı anlamaya çalışsa idik umarım içinde yaşadığım bu kaos ve şiddet ortamları hiç olmazdı.

Veysel

-Kişilerin düşünce yapısı alışkanlıkları ters yönde olması da doğrudur, doğru yönde olması da doğrudur, ama bunun etkisi var mı bilemiyorum. Bu söylediğine yani onu anlamak için verilen emeği saydığın bizim içimizde yetişen bu büyüklerimizi anlamaya engelciydi onu da söylemek çok zor.
Yine çelişkili konuştun?

-Şimdi ne diyeyim adam Karl marx’ın peşine düşmüş gitmiş şimdi ben ne yapabilirim?

-Kızma Veysel’im ben ortam yumuşasın sohbetin önü açılsın diye söyledim, yoksa herkes istediği yolu seçmekte özgür, anlata bildim mi?

-Kardeşim recep sende bilmece gibisin bazen sana yetişemiyorum ve ne demek istediğini de anlamıyorum vesselam.


-İyi diyorsun peki buna ne diyeceksin(1): Yabancılaşma kavramı, Marx'in teorisinin özellikle başlangıç evresinde belirgin bir önceliğe ve öneme sahiptir. Marx'ın erken yazılarında bu önceliği ve yabancılaşma kavramının çeşitli açılımlarını görmek mümkündür. 1844 El yazmaları ve Alman İdeolojisi bu noktada anılmaya değer. İki tür yabancılaşmadan söz edilebilir Marx'ın bu çalışmalarında. Bunlardan ilki, doğadan kopuş anlamındaki yabancılaşmadır. İnsan, doğadan koparak kültürel-toplumsal alanda kendine ikinci bir doğa kurmak anlamında, doğaya yabancılaşır. Bu insan oluşu açıklayan niteliğiyle olumlu karşılanan yabancılaşmadır, zorunlu bir süreç olarak anlaşılır. İkinci yabancılaşma ise, bizzat kapitalist pazarın ve kapitalist toplumsal sistemin yarattığı yabancılaşmadır. Bunun sonucu olarak insan kendi doğasına yabancılaşır. Böylece insan kendine, kendi emeğine, ilişkilerine, dünyaya ve yaşama yabancılaşır. Kapitalist pazarın bir unsuru olarak işleyen çarklardan biri haline gelir. Anlaşılacağı gibi, yabancılaşma teorisinin Marx'ın İnsanın doğası anlayışıyla yakından ilişkisi vardır. Marx'ın çalışmalarının sonraki dönemlerinde (örnegin Kapital'e gelindiginde) bu kavramı kullanmadığı görülür, ancak bununla birlikte bu kavramın içerdiği perspektifi bir şekilde devam ettirdiği söylenebilir. Meta fetişizmi kavrayışın bir anlamda insanın kendi doğasına yabancılaşmasının kapitalizm içindeki maddi temelini ya da yapısını açıklamaya çalıştığını ve bu açıklamanın içeriğini kapitalist toplumun üretim ve değişim ilişkilerini toplumsal iş bölümü ekseninde birbirleriyle ancak ürünleri dolayısıyla kurup yürüttüklerinin oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz.

-Yabancılaşma insanın içgüdülerinin zayıflaması sonucu meydana gelir. İnsan yalnız kaldığında yalnız olduğunu sanır ve kendinden ve toplumdan uzaklaşır bir kenara çekilir. Bir müddet sonra yaptığının yanlış olduğunu sanır ve kendine çeki düzen verir ve bu sıkıntılı veya yabancılaşma uzaklaşma atmosferinde uzaklaşır normal hayata döner. İşte bu düzelme anında kendisini bu yalnızlıktan, yalnız bırakmayan yüce Allah’ın yardımı ile bunu atlatmıştır, o bu yalnızlığın yolunda ilerlerken ayağının bağı çözülmüştür ve yürüyemez halde iken, Allah’ın izni ile ona yardım eden melekler diyelim buna onun koluna girerek ve ya kucaklayarak bu engebeli taşlı dikenli yoldan selametle yürüyeceği yola çıkarmıştır. Karl Marx ise dini yönden fazla bilgisi olmadığı için böylesine çarpık anlaşılmaz olarak açıklamış. Yoksa hayatta aile bağı akrabalık bağı komşuluk bağı, arkadaşlık bağı dostluk bağı ile dinimiz bizi öylesine sağlam bağlıyor ki böylesi sıkıntılı dönemlerde hangisinin kapısını çalsak muhakkak ki birinden biri bize yardımcı olacak bu yabancılaşma sürecini hiç yaşayamayacağız. Hep iç içe yan yana ve omuz omuza yaşayınca bu olguda ortadan kalkacak. Kapitalizme gelince Öte yandan kapitalizm aynı zamanda belirli bir zihniyetin de hâkim olduğu, bir toplum yapısının açıklayıcı unsuru değil midir? Yani insanları içine almayan sadece zengin olanların kazandığı, fakir olanların ise iyice fakir olduğu bir sistem değil midir?

-İrdelemek gerekir.

-Yani elinde parası çok olan insanları istediği gibi yönetme hakkına sahip, sadece kar amacını düşünen, adalet kavramından uzak bir sistem ve yıkılmaya mahkûm bir düşünce yapısı. Hatta üretim araçlarını ellerinde bulunduranlar tarafından sömürülmesi yoluyla sistemli bir biçimde artı değer elde edilmesine bu artı değerin önemli bir bölümünün ek sermaye haline getirilerek yeni bir artı değere dönüştürülmesine dayanan iç çelişkilerden dolayı yıkılmaya mahkûm siyasi, iktisadi ve toplumsal rejim değil midir?

-Bilmem bunu irdelemek gerekir, öylesine savlarla hareket etmemek gerekmez mi?

-Aramızda konuşuyoruz aklın yolu bir değil midir? Ama dinimizde böyle midir? Kapitalizm (2) Her şey dünya malına arzularımızın isteklerine sınırsız hizmete yöneliktir bir sistemdir. Bitmez tükenmez bir ihtiras ve arzular bitek tükenmek bilmeyen arzular peşinde koşan yarış atlar gibidir kapitalizmle yaşayanların durumu bundan ibarettir. Dinimizde bireylerin mutluluğu ve kazancı esas alınır ve bireylerin durumu iyi değilse sadaka, fitre zekât ile düzeltilmeye çalışılır.

-Ama günümüzde oda kalmadı farkında isen.

-Bu konuda çok haklısın. Kapitalizm, bu anlayışın beraberinde getirdiği en önemli sorunlardan biri, mal için köleleşme sorunudur. İnsana hizmet için yaratılmış malın, insanın efendisi ve ağası olmasını nasıl kabul edebiliriz?
Mal insana hizmet içindir, insan mala hizmet etmez ki. İnsan malı kullanması gerekirken mal insanı kullanırsa bu makul değildir. Mala kul olmanın sonucu da cimrilik, bencillik, merhametsizlik, her şeyi matematik kurallarına göre anlama ve anlatma gibi hastalıklardır. İslamiyet te Kazandığımız bizim değil ihtiyacı olana verdiğimiz oranda bizimdir. Kapitalizm, dünyanın bütünü ile bir insana yetmeyeceği anlayışını her insana yükleme eğitimi gibidir. Sadece dünya hayatına iman eden, varı yoğu dünya olan bir kitle için kabul edilebilir bir sistem olsa da, ahirete iman eden bir insan için kapitalizm insanî bile değildir. Zira kapitalizm, et ve kemikten yaratılmış bir insan modeli gibidir. Kan, ilik, kalp, duygu ve insanı farklı yapan diğer değerler yoktur kapitalizmde.
Kişilerin, sınırsız bir mal hırsını tatmin yolunda ihtiyaç duyacakları sınırsız bir mülkiyet hürriyeti de bu sistemin zorunlu gereklerindendir. Sınırsız ve sorumsuz bir mülkiyet bu sistemin özüdür denebilir. Bir yolla vergisi ödendikten sonra kapitalistin neyi nasıl kazandığı da önemli değildir artık.
Bizim penceremizden bakıldığında hiçbir sorun olmasa bile, Yahudilerin şeytanla kurduğu ortak düzenin ürünü olan faizin, kapitalizmin himayesinde bir canavar olması dahi ona nasıl bakmamızı anlamaya yetecektir. Oturduğun yerden kazanmak, zengini daha zengin etmek adına iş gören faiz, kapitalizmin vazgeçilmez enerjisidir. Faiz ise bizim itikadımızda Allah ile savaşmaktır.
Bu sistemde zekât gibi, karşılıksız vermenin yeri de yoktur. Karşılıksız vermenin yankı bulabileceği nokta sadece reklama yarayan, vergiden düşürülebilen ödemeler olabilir. Bunlarda da açık bir kapitalist idrak sezilebilir.
Sınırsız hürriyetler içinde şımarttığı insanları kendisi de dizginlemekte zorlansa da kapitalizm, onu doğuranların gözünde biricik çocukları olarak yaşayacaktır şüphesiz. Biz ise imanımıza ters düşen hürriyeti bile isteyemeyiz (2) ,diye düşünüyorum. Çayın suyu kaynıyor ben çayı demleyeyim kaldığımız yerde devam ederiz

Kaynak:1- Marx'ın yabancılaşma teorisi
2- http://www.fetvameclisi.com/fetva-kapitalizmi-soran-muslumana-mektup-21048.html

__________________

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 959
Toplam yorum
: 158
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 184
Kayıt tarihi
: 04.06.13
 
 

Ben Mehmet Aluç 1962 Malatya Doğumlu. Ortaokul mezunuyum. Çocukluğumda okuma hevesim Tarkan çizgi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster