Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2337
 

Kaldırın Şu "Kullanılmış Giysi Toplama Kutularını"... Ayıptır!

Kaldırın Şu "Kullanılmış Giysi Toplama Kutularını"... Ayıptır!
 

Her caddendin, sokağın, parkın köşe başlarına konduruldular. Adım başı. Yüzlerce, binlerce…  Renkli, boyalı, cicili bicili… Türlü çeşitli…

Belediyelere, derneklere, vakıflara aitler.  Üzerlerindeki yazılardan, logolardan öyle anlaşılıyor.

Kutuların her biri birer mühendislik eseri. Ve seri halde üretildikleri anlaşılıyor. Araştırmadım ama ihaleyle imal ettirilmiş olmaları dahi mümkün. Kaliteli sac, boya, mekanizma var her birinde. İçine atılanların  anahtarı elinde bulunduranlar dışında kimselerce alınmalarına olanak vermeyecek düzenekleri var. Teknoloji ürünü her biri…

İhtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere kullanmadığımız giysilerimizi koymamızı istiyorlar. Onun için serpiştirildiler her bir yana…

Kim koyacak o giysileri?

Üç kuruş apartman aidatı için cıngar çıkaran, çocuğunun gittiği devlet okulunun ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için mecburiyetten istenen 5 – 10 lira katkı için etmediğini bırakmayan biz(!) semt sakinleri…

Biz koyacağız, kullanmadığımız giysileri… öyle mi?

Tamam, olur!

Sevap kazanırız bedavadan. Vicdanlarımızı rahatlatırız, ne güzel!

Hem gardroplarımızı ayıklamış, evimizde temizlik yapmış oluruz.

Neden mi böyle diyorum?

Çünkü, kimseyi gücendirmemek için kendimi de ayırmadığım biz, “kullanmadığımız giysi” diyince ne anlıyoruz, biliyor musunuz?

Artık kullanılamayacak olan, çöpe atılma zamanı çoktan geçmiş olup da bir türlü el atmadığımız, yırtık, eski, işe yaramaz pılı pırtımızı anlıyoruz.

Bir deprem sonrası eşimin çalıştığı okulun teşebbüs ettiği bir yardım toplama çabasından görmüştüm. Bir tek işe yarar şey gelmez mi? Gelmemişti. Bir kamyon çöp… Atılmalarına yardım etmiştim. Oradan biliyorum.

Bir bakayım dedim. Sözgelimi ben bu türden giysilere ihtiyaç duyan biri olsam, bulabilir miyim bu yardımlardan yararlanabileceğim bir adres acaba…

Yok! Yok kardeşim…

İnanın yok.

İkinci el giysi satan pek çok adres çıkıyor ama muhtaç olanın ihtiyaçlarını karşılayabileceği böyle bir tek adres yok…

Neden acaba?

İşe yarar tek bir giysiye ulaşılamamasından olmasın sakın bu kutularla…

Ama her yer bu kutularla dolu. Adım başı… Her yerde karşınıza çıkabiliyorlar.

Ben bilmiyorum, bulamıyorum… ama ola ki, bu kadar büyük “kullanılmayan giysi” toplama organizasyonu amaca da ulaşabiliyor olsun…

O zaman aklıma geliyor, soruyorum.

Giysi dediğin nedir ki? Bütün pazar yerlerinde, mahalle aralarındaki pek çok dükkanda, sosyete pazarı diye anılan yerlerde… her fiyattan her şeyi bulmak mümkün. 10 Liraya kazak, 20 liraya pantolon, 20 liraya ayakkabı, 30 liraya kaban… Asgari ücretli dahi rahatlıkla edinebilir. Ki zaten öyle yapıyorlar.

Demek bunları dahi alamayacak durumda  olan çok insan var.

Bu insanları eski püskülerimizle giydirmeye çalışmamız size de onur kırıcı bir davranış gibi gelmiyor mu?

Bu memleket dünyanın 16. büyük ekonomisi değil mi?

Kişi başı gelirimiz yıllık on bin doların üstünde değil mi?

Anlaşılıyor ki, bu gelir adil bir şekilde dağılmıyor. Birilerinin bundan aldığı bir pay yok…

Hem, ne kadar çoklar. Bu kadar çok olmasalardı, bu kutuların sayıları bu kadar artmaz, her köşe başına bunlardan bu kadar çok sayıda konmak durumunda kalınmazdı.

Baştan belirteyim, “milyonlarca Suriyeli…” mazeretine de itirazım var. O sorun da, karşı karşıya olduğumuz şu neticeye yol açanla aynı öngörüsüzlüğün neticelerinden başka bir şey değil.

Bu Ülkede bazı şeyler yanlış gidiyor.

Ekonomimiz iyi durumda. Her şey var. Sıkıntı yok. Kriz yok. Tamam, iyi, güzel… Eğer gerçekten öyleyse, bu giysi toplama kutuları furyası bu güzel manzaraya gölge düşürmüyor mu? Yok, ben haksızsam, çözüm bu kutularda mı? Bu koca Devlet, Millet birkaç yüz bin yoksulunu giydiremiyor mu? Bu kadar mı aciz durumlara düştük artık?

Kaldırın bunları ortalıktan… Ayıp şeyler bunlar…İyilik yapmak istiyorsanız, bunlara verdiğiniz parayı verin ihtiyaç sahiplerine...

Kenan IŞIK

 

Adil Bozkurt, Babür Akdağ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu konudaki fikirlerinize katılmakla birlikte, ilkbahar aylarının başında bizim sokağın münasip bir yerine bahse konu ettiğiniz giysi yardım kutusu konmuştu. Şahsen ben sevindim. Gardırobum da giysi fazlası olduğunu düşündüğümüz yıkanmış ütülenmiş temiz kullanılabilir giysilerimizi koyduk. Hatta sevindik bile ola ki ihtiyaç sahiplerine ulaşabilir diye. Belli bir süre sonunda da kaldırdılar. Keşke durum elverse de her ihtiyaç sahibine istediği yerden istediği kadar ihtiyacını temin edebilsek. Eğer yaptığımız yanlışsa o elbiselerimizi çöpe atmaya kıyılamayacak kadar yeniydiler. Onları da çöpe atamazdım, fakat gönül rahatlığı ile yardım kutusuna koyabildik. Hatamız var ise af ola. Sayın Işık selam ve hürmetlerimle.

Adil Bozkurt 
 03.12.2018 0:04
Cevap :
Paylaşma, dayanışma, yardımlaşma duygularımız, hasletlerimiz elbet çok güzel sn. Bozkurt... Sözüm her bir yurttaşımızın bu yüce duyarlılıklarına değil. Bizim bu güzel geleneklerimizin başka bazı özellikleri de vardı eskiden... Bir elin verdiğini diğer el görmemeliydi. Yardımlaşmada karşıdaki insanın incitilmemesi, onurunun korunması kaygıları vardı. Bu yardım kutuları "gösteriş"lerinde bahsettiğim türden duyarlılığın zerresinin olmadığını düşünüyorum. O kadar ki, sizler de görmüş olmalısınız, bunlar genellikle çöp kutularıyla yan yana... Ve yine siz de tesadüf etmiş olmalısınız, kutulara konan giysilerin atılmaya kıyılamayacak derecede kullanılabilir olmasına, yıkanmış, ütülenmiş ve paketlenmiş olarak bırakılmasına yeterince özen gösterildiği şüpheli. Yine görmüşsünüzdür, bu kutular çöp kutularıyla yan yana. Ve belediyelerin, vakıfların, derneklerin, teşbihte hata olmasın, böyle dilenir gibi yapmaları hatalı. Sözüm sizin yüce gönüllülüğünüze değil sn. Bozkurt. Teşekkürler, selamlar  03.12.2018 1:29
 

Merhabalar. Ben 4 yıl Batı Almanya'nın Aşağı Saksonya (Niedersachsen) eyaletinin başşehri olan Hannover'in Verden ilçesinin Achim nahiyesinde kalmıştım. Çünkü o zamanlar henüz Almanya birleşmemişti. Berlin Utanç Duvarı henüz yıkılmamıştı. Her neyse. Efendim ben orada da gördüm eski giysi toplama işlerini. Ancak, orada şu anda ülkemizde uygulandığı gibi yapılmıyordu. Kızılhaç evlere beyaz torba dağıtır, Almanlar da kullanmadıkları eski giysilerini yıkarlar, ütülerler ve Kızılhaç'ın verdiği beyaz torbalara yerleştirir ve herkes evinin önüne bırakırdı. Belli bir saatte Kızılhaç'ın arabası sokakları dolaşır ve üzerinde kızılhaç simgesi olan bu beyaz torbaları toplarlardı. Size bir şey diyeyim mi? Kızılhaçtan önce bu beyaz torbaları bizim Türkler toplarlardı. Yani Kızılhaç'ın dışında başka kimsenin almaması gereken bu torbaları bizim Türkler toplar ve Türkiye'ye izne gittiklerinde yakınlarına hediye olarak götürürlerdi. Ben de sizin gibi giysi toplama kumbarasına karşıyım. Selamlarımla.

Recep Altun 
 02.12.2018 16:43
Cevap :
Değerli ve çok anlamlı açıklamalarınız ve katkılarınız için çok teşekkür ederim sn. Altun... Selamlar.  02.12.2018 22:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 432
Toplam yorum
: 641
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2907
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

Mülkiye mezunuyum. Emekli müfettişim. Ankara'da yaşıyorum. S'oligarşi isimli kitabı yazdım. Kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster