Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '08

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
337
 

Kale kimin?

Kale kimin?
 

Seninle daha ortaokul yıllarındaydık. Hani okulun bahçesinde, kimbilir gene hangi kırığı döküğü için okulumuzun, bahçeye bir toprak yığını koymuşlardı, alt kısmında da kalaslar. Biz o ortaokullu halimizle üç, dört arkadaş toprak yığınını kale belleyip de kale benim oynamaya başlamıştık çıktığımız ilk tenefüste. İlk sen çıktın kalenin tepesine, "Kale Benimm!!" diye bağırdın zafer kazanmış bir komutan edasıyla. Sonrasında bizler seni indirmek için o kaleden, saldırmaya başladık senin toprak yığınından oluşan kalene. Biri okulun güreş takımındandı aramızda, en güçlümüz oydu belki de. Bir omuz attı sana, ayağın kaydı ıslak toprakta ve arkandaki kalasların üstüne düştün, sol kolundu değil mi o kalasa çarptığın. Ceketinin yeninin içinde kalmıştı da atasözündeki gibi, biz açıp bakınca midemiz bulanmıştı kırık koluna. Sonrasında okulun din dersi hocası, hani imamdan bozma olan, alıp seni götürüvermiş bir kırıkçı hacıya. Kolunu yanlış kaynatmış kendini şifacı sanan kırıkçı hacı. Sırf bu yüzden girerken askeri liseye çok korkmuştun almayacaklar seni diye. Neyseki aldılar ve sen başarılı bir komutan oldun, topraktan bir kale bile vermeseler de eline.

Neyse benim asıl anlatmak istediğim bu değildi satırlarımı takip edenlere. Geçen gün aklıma geldi de yukarıdaki hikaye birden bire; dedim ki kendi kendime "Yahu nasıl bir ömür törpüsüdür bu ülke", sevsek de havasını suyunu, nedense cahilliğini sevemedik insanımızın. Cahilliği kim sever ki zaten dese de okuyucu, seviyorlar işte bu ülkede bir kısım adamlar cehaleti. Senin kolunu doktor yerine kırıkçı hacıya götüren hoca, benim resim dersinde yaptığım resmin, yaşıma göre yapamayacağım kadar kaliteli olduğunu düşünen hoca ile farksızdı aslında. Biri İmamlıktan öğretmen olmuş, diğeri güzel sanatlar akademisinden. Ama aslında aynı yerden geliyor içlerindeki cehalet kırıntıları. Biri modern tıbbı yadsıdı, senin kolunu kırıkçıda yaptırdı, diğeri yeteneğin doğuştan gelebileceğine inanmadı, beni resimden ikmale bıraktı.

Velhasılı kelam benim çocukluk arkadaşım, seni , beni, bizi bu topraklarda herşeye rağmen adam eden şey her neyse, bizler gibi numunelik de olsa insanlar çıkartmaya devam edecektir bu memlekete. Adam eden dedim de, adam da olduk mu bilemedik aslında. Adamlığın da tarifi değişti bu memlekette senelerce önce zira.

Şimdilerde soruyorum aklım sıra, kale kimin?
Cevabı basit aslında: Cehaletin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 542
Kayıt tarihi
: 28.06.06
 
 

Ege Alkan, 1967 yılında, Marmara Bölgesi'nin dogusunda küçük bir ilçede dünyaya geldi. İlk ve ort..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster