Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
1236
 

Kaliteli Yaşam

Kaliteli Yaşam
 

Kütüphanenin yenileme çalışması yapılmış hali


Geçen hafta Ayvalık Cunda Adası’na yaptığımız gezide çok güzel bir yenileme örneği gördüm. Cunda Adası’nda Âşıklar tepesi diye anılan yerde eski bir değirmen ve tarihi binalar vardır. Ve bu tepeye kadar çıktığınızda muhteşem bir manzara sizi bekler. Bir tarafta Cunda ve Ayvalık yer alır, diğer tarafta ise alabildiğine Ege denizi… Bak bakabildiğin kadar… Pek çok kişi sırf bu manzara için gelir buraya ve seyreder.

İşte buradaki eski Aziz Yahya kilisesine ve şapeline yenileme yaptırmış Rahmi Koç… Çevresi parke taşlarla örülmüş, tertemiz güzel bir yapı. Ve en güzel tarafı yenileme değil, bu binanın bir kütüphaneye dönüştürülmesi. Kitap okuma zevki olan birisinin yaratıcılığı olsa gerek bu fikir. Ege’ye bakan tarafta harika bir camekân yapılmış kitap okumak için. Böyle anlamlı bir esere, böyle güzel manzara eşliğinde, böyle güzel bir fikir…

Medyada sosyetenin dedikoduları veya zenginlik gösterilerinden bu tür haberlere yer kalmıyor. Dolandırıcılıkla para kazanan zenginlerin yatları, katları, özel hayatları o kadar gündemimizde ki… Her gün bir başka haber, bir başka dedikodu…

Toplumun zevklerine veya eğlence anlayışına tezat bazı insanlar kaliteli fikirler veya kaliteli eserler üretmeye devam ediyorlar her şeye rağmen. Bu üretim sadece eski eserleri yenileme çalışmasıyla olmuyor kaldı ki… Bilgi birikimiyle yapılmış bir sohbet veya özenilerek çekilmiş bir fotoğraf bile farkını çok çabuk belli ediyor.

Kaliteli eser ancak kaliteli insan tarafından üretilebiliyor. Kaliteli insan da bilgi birikimini, yeteneğini ve estetiğini en özel haliyle yansıtıyor. Deşeledikçe anlam, güzellik ve kültür çıkıyor…

İkinci Dünya Savaşında Türk asıllı Yahudileri Nazilerin toplama kampına gönderilmekten kurtaran konsolosumuzun adı Necdet Kent… Olay şöyle gelişiyor… Necdet Kent, Marsilya'da konsolosken Osmanlı kökenli ve bazıları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan vagonlar dolusu insanın sırf Yahudi dinine mensup olduklarından yakılmak üzere toplama kampına sevk edileceklerini öğrenir ve derhal harekete geçer. Tren istasyonundaki vazifeli Nazi subayına itirazda bulunur ve vatandaşlarının Türkiye'ye gönderilmek üzere kendisine teslimini ister. Ardından makamına döner, bir protesto notası hazırlayarak bu insanların kurtarılmasını sağlar.

Eserin kalitesini sağlayan kişinin zenginliği veya ünü değil kesinlikle. Kaliteli eserin buna ihtiyacı yok çünkü. Toplumun kalan bireyleri tüm geceyi futbol tartışarak geçirirken köşe masada yapılan felsefe tartışması kaliteli esere giriyor bence. Veya bir kitabın okunmakla kalmaması, okunduktan sonra yorumlanarak kişinin yaşam tarzına dâhil edilmesi de bence kaliteli olan davranış... Herkesin kabul ettiği yanlışları “Kral Çıplak “ diye haykıran bilinç ve cesaret de bu tanımı fazlasıyla hak ediyor olsa gerek.

Pek azımızın sahip olduğu tevazuya sahip bu büyükelçimiz yıllar sonra Amerika'dan gelip, hikâyesini kendisinden dinleyip, filme almak isteyen Victoria Barret'i tersliyor. Üstüne “Ben vazifemi yaptım o kadar! Filme alacak bir şey yok. Lütfen beni rahat bırakın“diyor. Ancak “Türklüğe karşı yürütülen kampanyayı durduracak bilgi sendedir! Susmaya hakkın yok!“ denince konuşmaya karar veriyor ve hikayesini anlatıyor.

Kaliteli insanın derinliğini ilk anda sezmeye başlarsınız. Ve o derinlik kendini yaşamın her anında belli eder. Tanıdığımız ortalama insanların tersine farklı şeyler düşünüp farklı şeylerden zevk alırlar. Aynı havayı solurlar ancak aynı yaşamı farklı bir gözle görüp farklı şekilde yaşarlar.

Necdet Kent hakkında Rahmi Koç şunları söylüyor: Kendisi ömrünün son dönemlerinde görme sorunu yaşamaya başlamıştı. “Göremediğime değil, okuyamadığıma üzülüyorum“ derdi. Bana eski eser ve arkeolojik kazıları gezmeyi aşılamıştı. Bana aşılayamadığı tek şey, kitap koleksiyonculuğu oldu. O da oğlum Ömer'e geçti.

Kalite ile popülerlik arasında tatsız bir ilişki mevcut ne yazık ki… Bunu, çok güzel dile getiren Kaan Arslanoğlu’nun yorumuyla anlatmak isterim. İnsan toplumlarındaki bireylerin zekâsı ve yetenekleri çan eğrisi şeklinde dağılır. Toplumun çoğunluğu zekâ ve yetenek olarak çan eğrisinin orta kısmında yer aldıkları için anlayışları ve beğenileri de kendi seviyelerine uygun olacak şekildedir. Büyük bir yazar veya sanat dehasının yüksek seviyeli eserlerinin de toplumun geneli tarafından anlaşılabilmesi ve popülerlik kazanabilmesi bu sebepten dolayı mümkün olamamaktadır. Popüler olmak isteyen yetenekli kişiler ya mevcut seviyeye göre eserlerini anlaşılabilir seviyeye çekmek zorunda kalırlar ya da seviyelerinden taviz vermeden eserlerini anlayabilen kaliteli azınlığın beğenisiyle yetinirler. Tarihte nice yetenekli yazarlar ve sanatçılar bu şekilde yapıtlarını tamamlamışlar ve hak ettikleri övgülere ulaşamadan yok olup gitmişlerdir.

Bu yazıyı hazırlarken Rahmi Koç’un yenileme çalışması hakkında internette araştırma yaptım. Bulabildiğim sadece birkaç basın organında kopyalanarak yer almış olan aynı metindi. Bunlardan en çok okunanı da tirajı yüksek bir gazetemizde ekonomi ! haberleri başlığı altında yayımlanmış, metin magazin reklamlarıyla çevrilmiş durumda. Büyük bir sanayici olan Rahmi Koç’un bu güzel çalışması ancak alt başlıklarda haber olabilmiş ve küçük bir azınlık dışında da tanınamayacak…

Ne yazık ki futbolcuların transfer haberleri veya Paris Hilton’un limuzinden iniş maceraları popüler kültürde çok daha fazla yer buluyor. Düşük seviyeli kültür, sporu futbolcu transferi, film festivallerini de sanatçıların dekolte yarışına indirgemiş durumda. Ve özellikle bu kültürle yetişmiş insanlar da kaliteli yaşamların farkına varamayıp dünyayı bu yozlaşmış şekliyle tanımak zorunda kalıyorlar.

Necdet Kent’in oğlu Muhtar Kent… Yani Coca Cola’nın Yönetim Kurulu Başkanı. Şu ana kadar iş dünyasında bir Türk’ün tırmanabildiği en yüksek yerde. Böyle başarılı bir babanın böyle başarılı bir oğlu olması nedense şaşırtmıyor beni… Aslında kütüphanenin temel fikri de Muhtar Kent’e ait. Altı yıl önce Rahmi Koç’a "Babamın 1500 kitabını damat olarak geldiği, sonra çok bağlandığı Ayvalık'a bir kütüphaneyle birlikte kazandırmak istiyorum" demişti.

Popüler kültürün seviyesi her ne kadar zihnimizi boşaltmaya çalışsa da kaliteli insanların var olup kaliteli ürünler verdiklerini bilmek güzel bir şey. Ne yazık ki bu insanlara ve eserlere ulaşmak kolay değil ancak nereye bakacağınızı biliyorsanız ve gerçekten istiyorsanız bu yaşama sahip olabilirsiniz.

Şu an Rahmi Koç’un Aziz Yahya’ya adanmış manastır ve kiliseyi onararak yaptırdığı kilise “Necdet Kent Kütüphanesi” adı altında hizmete girdi. Necdet Kent’in kitapları bu güzel manzara altında o yokuşu çıkıp o zevki tadacak kitapseverleri bekliyor…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1330
Kayıt tarihi
: 17.04.08
 
 

1974 doğumluyum. Mühendislik eğitimi aldım ve özel bir şirkette yönetici olarak çalışıyorum. İlgi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster