Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
64
 

Kalk Öp Uykusundan

BÖLÜM 1
Kalabalıktı öpemedim, Çekindim sarılamadım bugünlerin geri gelmeyeceğini düşünemedim.

Hardal renk baklava dilimli yeleğinde aldım ilk kez kokusunu, koynunda değil. Benliğimi henüz yeni tanımaya başladığım yıllardı. Hatırlayabildiğim tuvalete gitmek için karanlık bir merdivenden geçmek zorunda olduğum ve rüzgardan sallanan dalların beni çok korkuttuğu.

Masal okumadı ama mektubunda da eksik etmedi oduncunun çocuklarını.Günümüzde romantik sevgililer dışında mektup yazıp bu geleneği sürdüren birileri daha var, kağıt kaleme mecbur bırakılanlar.O geceleri bilir misiniz? Jandarma çakarları karanlığı korkuya boğar bir çocuk için? Çocuklar korkmasın diye mi gece gelirler acaba? Sorsam öğrenebilir miyim yıllar sonra...

15.09.2012 K.MARAŞ
Sandalye bile sığmayan merdivenlerin, yanmayan otomatiğin bir önemi kalmamıştı artık. Onca yılın emeğinin sonunda yeni evine geçmek için gün saymaya başladı Efsun. Odasının küçüklüğünden ranzada abisiyle yatmak zorundaydı. Annesi babası çalıştığı için onlarla fazla zaman geçiremiyordu. Anneannesi  bakıcılığını yaptığı zamanlarda onlarla ancak hafta sonları vakit geçirebilirdi. Özlem duymuştur elbet ama henüz küçük olduğundan sitem edecek hale gelmedi ufaklık.

16.09.2012 SAAT 06:22
Mutfağın köşesine sığdırdığı masaya ufak tefek kahvaltılık hazırlamaya kalktı annesi Halide. Çaya bağımlı, çaysız nefes alamayan Halide için çay çoktan demlenmişti bile. Aslında bugün pazar ve  onun işi yoktu. Eşi Şevket,kendi gibi yeni ev heyecanı yaşayan abisine yardıma gitmek için bugün de erken kalktı. Hergün erken kalkan birine göre oldukça neşeli bir adamdı. Zaten kardeşler arasında en sevileniydi şüphesiz. Efsun ve abisi Fatih için saat erkendi, uykularını bölmemek için kahvaltıyı bitirmeden evden çıkmaya hazırlandı Şevket ve minareyi anımsatan örümcek kaplı dar merdivenlerden inerek evden uzaklaştı.

BÖLÜM 2
Kalk Efsun baban evden çıktı. Ona neden sarılmadın? Ya onu bir daha göremezsen? Efsun daha 2 yaşındaydı ve bunları düşünemezdi. Peki ya babası, o da mı düşünemezdi? Efsuna neden sarılmadan çıktı ya bir daha koklayamazsa...

16.09.2012 SAAT 11:20 BURSA
Yaz stajımın bitimine beş gün kalmıştı. Son pazar iznimi sınıf arkadaşım Emine ile  geçirip memlekete dönüyorum artık. Cuma gününe biletimi almıştım bile. Hava oldukça sıcaktı,kıçımı kaldırıp hazırlandım. Geçen gün saç spreyimin kaybolmasından sonra bugün de üçlü prizimin çalınmasına şaşırmamam gerekiyor sanırım elbet bir odadan çıkar sorun değil. Öğrenci dolu yurt kapısını beklemekten sıkıldığı her halinden belli olan güvenlik görevlisine beni pek takmasada selam verip uzaklaştım. Çingene mahallesinden çıktıktan sonra yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüşün ardından buluşacağımız yere geldim. Sonunda klimalı bir restorana  girmeyi başardık. Sipariş vermeye hazırlanırken eşya taşıdığım sırada ekranının yarısı kırılan telefonum çaldı. Çatallaşmış bir ses, “Sana birşey söyleyeceğim ama bir yere otur.” cümlesiyle birlikte kendimi dışarı attım.

16.09.2012 SAAT 08.00 K.MARAŞ
Şevket ardı arkası kesilmeyen geniş ailesi ile toplanıp yola koyuldu. Eşya taşımak için oldukça yeterli sayıda bir aileye sahiptiler. Bu kamyonun o ölüm virajlarına sahip köye nasıl çıkacağı kimseyi düşündürmüyordu. Nihayetinde kamyon köye ulaştı ve o ilginç köyden özgürlüğe çıkacak çocuklar heyecanla eşyaları taşımaya başladı. Kader arkadaşları Hamza'da yardıma gelmişti o bu köyde kalmaya devam edecekti ama diğerleri artık oyun oynadıkları için mahalleliden azar işitmeyecek,rahatça top oynayabileceklerdi. Eşyaların yüklenmesi çok sürmedi ve kamyonla beraber geniş aile minibüse doluşup yola koyuldu.

16.09.2012 BURSA
Meydandaki banklara oturup neye uğradığımı idrak etmeye çalışırken o cümle çıktı ağzından. “Babamlar ve amcamlar kaza yaptı.” Bu hissi ikinci kez yaşıyordum. Henüz lisedeyken bir arkadaşım kaza yaptığında en son gözlerim kararmıştı. Yaşadığım şoktan çıkıp kim nasıl diye sormam bir hayli zaman aldı. “Orda mısın?” Sesinden sonra bişey oldu mu noldu demek doğru muydu bilmiyorum ancak bununla artık yüzleşmem gerekiyordu.

- “Amcamları kaybettik,babam iyi!”

Nerde olduğum umrumda değildi artık inanılacak gibi değildi böyle birşey. Restorana geri dönmem uzun sürdüğünden Emine yanımda geldi. Ağladığımı görünce yanıma koşup öğrenmeye çalıştı fakat kelimeler ağzımdam çıkmamak için direndi. Nasıl olabilirdi böyle bir şey ya bana söylenmeyen başka birşey varsa? Bin km uzakta olmak hiç bu kadar zor ve çaresiz hissettirmemişti. Koşup bakamamak öğrenememek gözyaşlarımın yanaklarımı acı acı yakmasına sebep olmaya başlamıştı.Elim kolum bağlı orada beklemek bana hayatım boyunca unutamıcağım bir çaresizlik dersi verecekti.

Telefonum kırık olduğundan arkadaşımdan telefonunu aldım,annemi arayıp haber almam gerekiyordu. Hattımı değiştirip aramaya çalıştım. O telaşla Emine’nin annesini arayarak elime yüzüme bulaştırdım.20 saniye konuşup birşey anlamamam hala şoktan çıkamadığımı gösteriyor olmalıydı. Sonunda durumu açıklayıp telefonu kapadık.

16.09.2012 K.MARAŞ
Kamyonu önden gönderen Şevket ve geniş ailesi yaklaşık yarım saat sonra abisi ve köyün eli ayağı olan Adil herkesle vedalaştıktan sonra yıllarını geçirdiği köyden buruk bir halde ayrıldı.Yaklaşık 2 saatlik bir yolları vardı yeni evine Adil’in.Yol boyunca sessizlik hiç bozulmadı. Ödünç aldıkları münibüse doluşan 9 aile üyesi ve şoför Halit sessizliği bozmadan koltuğuna gömülmüştü. Bir anda herkes yerinden hopladı. Halit direksiyon başında bir anlık dalgınlığının bedelinin ne kadar ağır olacağını birazdan acı bir şekilde hissedecekti.Tünelden çıkmak üzereyken  viraja girince lastik bariyere çarpıp aracı havaya fırlattı. Çarpmanın etkisiyle arka kapı yerinden koptu. Karşı şeride sürüklenen araçtan Şevket düşüp sürüklenmeye başladı. Yaklaşık 30 metre sonra duvara vurup durabilen minibüste çığlıklar kulakları sağır ediyordu. Adil ön koltukta cam kenarındaydı ve emniyet kemerini takmamıştı. Duvara çarptıkları anda kafasını cama vurup kanlar içinde kaldı. Kardeşi Ahmet soğukkanlılıkla yaşayıp yaşamadığını kontrol ettiği sırada oracıkta son nefesi verdi.İnsanın aklını yitirebileceği bir ortamda herkes kaskatı kesildi. Şevket’e bakmaya inen Leyla hemen koşup yanına diz çöktü ama çok geçti kollarında öylece kalıverdi. Adil’in  henün 6 aylık kızı ortalıkta yoktu! Olayın şokunu biraz olsun atlanınca herkes onu aramaya koyuldu. Kopan kapının altında kalan İpek hala hayattaydı ancak kafasındaki kanama durmuyordu.Arka taraftan gelen araçlardan bir doktor koştu olay yerine. İpek’e  ilk müdahaleyi yaptıktan sonra ambulans sirenleri yankılanmaya başladı. O karanlık tünel kendi gibi büyük bir aileyi de karanlığa gömdü o gün.

16.09.2012 BURSA
Hemen yakındaki havayolu şirketine gittim. Aksilik bu ya bugün pazar ve kapalı! Hemen telefona sarılıp şirketi aradım, biletimi erkene almayı başardım.Ne ile karşılaşacağımı bilemeden onca saatin geçmesi ömür gibi geldi. Maraş’a indiğimde direkt hastaneye gittim ve halen İpek'in ameliyatını bekleyen babamla karşılaştım. Kolunda dikişler vardı.Kulağındaki cam parçasını uzanıp çıkarmaya çalıştım. O gece kimse birbirine tek kelime edemeden  sabah oldu..

17.09.2012 K.MARAŞ
Hastaneden ayrılıp cenazeye gitmem biraz zaman aldı. Acı çığlıklarını duyduğum, hiç alışkım olmadığım hallerini gördüğüm insanlar sanırım saçlarımı beyazlatan an oldu. Beklenmedik bir kaza herkesi  mahvetmişti. Bir yanda vedalaşamadan arkada bırakılanlar bir yanda çocuklarının kokusuna doyamadan gidenler.

19.08.2018
Üzerinden 6 yıl geçti. O ufaklıklar büyüdü artık.6 yıl değil 60 yıl  bile geçse dillerde hala aynı cümleler.

“Adil en yaşlıları idi hadi onun öldüğüne biraz olsun inanıyorum da en küçük Şevket’in öldüğüne hala inanamıyorum aklım almıyor kabullenemiyorum .” Şeker gibi adamdı..!

Haydi Adil haydi Şevket kalk öp çocuğunun uykusundan belki bir daha bu fırsatı bulamayabilirsin..!

— Yokluk.. en kısa tarifi acının..

E bizde diğer yarısıyız yokluğun.

Kime göre baba yok, kime göre ana, kimine yar, kimine kardaş. Ve kimine sabahı aydınlatan güneş yok.

Söyle Pir’im kimi mesud etmiş yokluk.. Kime göre ekmek yok masada, kime göre şişenin sonu gelmiyor...

Ozan’a ömür vermiş Rab, sarılmamış şiirler yazmış sevdasına. Sarılmalıydık... Bana göre de vaktin kıymetini bilen yok.

Sen yine de kalk sarıl öp uykusundan...

                                                        

16 Eylül 2012 Anısına...


Mücahit Kaba

19.08.2018

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 60
Kayıt tarihi
: 24.09.18
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster