Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
422
 

Kameralı dünya

Kameralı dünya
 

Artık kameralar her yerde hayatımızda.

Sokakta, caddede, bankada, markette, parkta her yerde kamera.

TV lerde sürekli “Son dakika” haberleri bu kameralara yansıyan görüntülerle dolu. Yansımayanlar da cep telefonları ile kayıtta.(<ı>Kameramanlar işsiz kalabilir.)

İzlemeyi çok seviyoruz.

-Kaza anı kameralarla saniye saniye görüntülendi.

-Kameralara aldırmayan soyguncu, elini kolunu sallayarak kaçtı!<ı>

-Uykuda gelen ölüm. Freni patlayan kamyon gecekonduya girdi.”

-Düğünde maganda dehşeti!<ı> (Kameralar da soygun, kaza ve magandalara çözüm olamamış.)

Olur olmaz her haber son dakika..

-Kuyuya düşen kedi nasıl kurtarıldı?

-İnekler podyuma çıktı.

“Az sonra!”

”Flaş! Flaş! Flaş!”

-Üç günde beş kilo nasıl verilir?

-Ekonomik krize çare! Para harcayın.( <ı>Simit, ciklet, çiçek alın, satın…)

Yemekten, sağlığa, kayıpları bulmaktan evliliğe ve mezara kadar giden her yol kameralar önünden geçer oldu.

Televizyonlardaki magazin programlarında "Dan, dun" gong sesleri..

-Sevgilisinden ayrılan ünlü kim?

-Güzel yıldızın zor anları!

-Ünlü sanatçı eşini kimle aldattı!

-Kameralara saldıran sanatçı kim?

“Birazdan!”

Her türlü televizyon çığırtkanlıkları, ekranın yarısını dolduran yazılar arasında onlarca anons, tekrar tekrar yayınlanan görüntüler..

İzlenme uğruna yapılan bıktırıcı programlar.

Benzer kurgularla değişik mekânlarda tekrar edilir haldeki rakip diziler. ( <ı>Dallas dizisini arar olduk.)<ı>

Kanal değiştirmek de çare değil.

Çoğu bu sarmalın içinde .

Magazin ya da haberler bir başka kanalda, başka boyutta yine karşınızda.

Tartışma programlarının kendileri tartışılacak durumda.

Sinemanın, sahnelerin, sahaların ne kadar eskisi varsa bir programda baş köşede.

Ağlayanlar, bağıranlar, çağıranlar, takla atanlar..

Acılar, çileler, kavgalar ve çamur atanlar..

Yarışmaların hayal dünyalarına açılan kapılarında kuyruk olanlar.

Kızlarının şarkı söyleyip dans ederek ünlü olacaklarını hayal eden ve onlara menajerlik yapan anneler.

Yarışmacılara puan ve akıl veren ünlüler.

Hep birlikte kestirmeden bu hayattan "yırtma" ya çalışanlar.

Yardım bahaneleri ile yaşanan rezalet ve dramlar.

Uydurulan senaryoları gerçek gibi bizlere yutturmaya uğraşanlar.

Evlenmek için, kameralar önünde boy gösterenler.

Sağlıklı yaşam ve kilo sorunu olanlara, önüne gelenin reçete yazdığı programlar.

Üçüncü, beşinci boyutlarda ruhlar aleminde dolaşanlar.

Hak, hukuk ve adaleti televizyonlar da kameralar önünde arayıp umuda yelken açanlar.

Ve hepsi kameralar önünde.

Her ne kadar bazı liderlerimizin arasına “kara kedi gibi” girse de kameralara dayanamıyoruz.

Bıktırıcı, seviyesiz, gerçek üstü ve sığ ilişkilerin birbirine karıştığı, onur, gurur ve toplumsal değerlerin paranın gücünün egemenliğinde çiğnendiği bir dünya.

Evdeyiz, yemekteyiz, davetteyiz, sahnedeyiz, kız evindeyiz.

Ve krizdeyiz..

Kızılderililerin meşhur sözüdür;

SON IRMAK KURUDUĞUNDA, SON AĞAÇ YOK OLDUĞUNDA, SON BALIK ÖLDÜ

ĞÜNDE, BEYAZ ADAM PARANIN YENMEYEN BİR ŞEY OLDUĞUNU ANLAYACAK

Bakalım biz ne zaman anlayacağız..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 94
Toplam yorum
: 42
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 827
Kayıt tarihi
: 23.07.06
 
 

1962 İnegöl/Bursa doğumlu ve İşletme Fak. mezunuyum. Özel bir kursta kurum müdürü olarak görev yapma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster