Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
1606
 

Kamu çalışanlarına evde çalışma imkanı tanınıyor

Kamu çalışanlarına evde çalışma imkanı tanınıyor
 

Devlet, Devlete faydası olmayan, Devletin zararına çalışan memurlarına evde çalışma hakkı getiren yasa tasarısı hazırladı. İlk aşamada 24 bin memurun evde çalışmasına hak tanıyan tasarıyla, isteyen memurlara haftalık çalışma sürelerinin yüzde 40’ını evde çalışma hakkı sağlanacak. Memurlar isterlerse haftanın iki gününü evlerinde, üç gününü ise ofislerinde çalışabilecekler.

Eğer, böyle bir yasa çıksaydı Devlet Dairelerinde çalışan ücretli kesimimiz için ne güzel olurdu değil mi? Valla doğrusunu söylemek gerekirse ben böyle bir yasayı çıkaracak olan varsa alnından öpmek isterim. Nedenlerini sıralamak istiyorum.

_ Maaşını tam alıyor. Burada hiçbir sorun yok. (Az ya da çok o konu ayrıca tartışılır)

_Senelik izinlerini hiç aksatmadan kullanıyor.

_Haftanın en az iki gününü de viziteye ayırıyor.

_Pazartesi işe geliyor hafta sonunda ya üşütmüş oluyor ya da düşmüş. Eee doktora gitmesi gerekiyor. (Sözde doktora gidiyorum diye alıyor viziteyi ama gitmiyor.)

_Kiminin çocukları hiç büyümüyor, ya da hiç iyileşmiyor. Gün aşırı “çocuk hasta” yalanını söylemek işine geliyor.

_Sabahları özel araçları ile işe gelmek özveri istiyor. Mademki özel aracıyla gidiyor o halde kahvaltı etmeden olmaz. Tüühhh yine trafik sıkıştı. Çünkü evden çıkıncaya kadar saat oldu 8.30. Eh işyerine de 9.30 gibi ya da 9.45 gibi varır. Ne yani kıyamet mi kopar?

_Kimilerinin çocuklarını servise bindirmeleri gerekiyor. (Çocukların servisi geç geliyor ne yapsın)

_Yaşlı anne ve babalarla ilgilenmemiz şart. Bahanemiz nasıl ama. Sözde her gün hastadır o yaşlılarımız. (Keşke ilgilenilse, keşke doktora evlatları tarafından götürülse de muayene kuyruklarında ölmeseler) Maksat yalan olsun da ne olursa olsun.

_Nihayet işyerine vardı çalışanımız.

_Odasına girer girmez ışıkları yaktı. Kış günü havalar bulanık. Oda karanlık olmaz.

_Cayır cayır yanan kalorifere rağmen hemen elektrikli ısıtıcıyı prize taktı. (Acaba evinde olsa takar mıydı?)

_Çayını, kahvesini ve sigarasını içti. Gazetesini de okudu.

_Bu arada saat oldu 11.00. Bir iki arkadaşını ziyaret etti. Onlar çok yoğundu fazla yüz bulamadı. Sıkıldı birden. Geldi oturdu bilgisayarının başına. Maillerine baktı. Siteleri sörfledi.

_Tuvalete gitti. Işıkları yaktı. Çıkarken çeşmeyi açık unuttu. Ya da eliyle musluğa dokunmak istemedi. Kim bilir kimlerin eli değmişti. Kapı kolunu da tutarak kapatmak istemedi. Ayakları ne güne duruyor. Kapıda ayakkabısının izi kaldı ışıkları da yanık bıraktı.

_Santralde görevli arkadaşından telefon bağlamasını istedi.

_Konuştu dakikalarca. Akşam ki maçın haksız penaltı golünü ya da bin bir gecenin ahlaksız teklifini.

Öğlen yemek tatili kaçmak için en uygun saat diye düşündü. İşyerinden ayrıldı ve öğleden sonra işe dönmedi.

Değerli arkadaşlar, birçoğumuzun yakınındadır bu tür insanlar. Yukarıda anlatmaya çalıştığım yasa bizim ülkemiz de çıkarılsa ben çok sevinirim. Aynı işi yapanlardan bir gurup deliler gibi çalışırken bir diğerleri boş yatıyorsa bu iş ahlakına sığmıyor. İş huzurunu da kaçırıyor. Oy kaygısıyla doldurulmuş kadrolardan tutunda siyasi yakınlarından “Hamili kart yakınımdır” mantığı ile işe alınanlara kadar ne ararsanız var. Bu mantık, dışarıda milyon rakamlarla açıklanan işsizliğe rağmen doğru mudur?

Bu zihniyette çalışanları haftada iki gün evinde oturtmak daha kârlı değil mi? Devletin elektriği, suyu, telefonu daha az kullanılacak. Servis onu almak için mazot yakmayacak. Türkiye genelinde düşünürseniz olayın ne kadar büyük boyutlarda olduğunu görürsünüz. Hem de küresel ısınma arifesindeyken.

Sözlerim, özveriyle 9 saat, 10 saat dinlenmeden çalışanlara değil. Doğru dürüst senelik izin kullanamayanlara değil. Anasını, babasını hastane koridorlarında kaybedenlere değil. Onların aldıkları o küçücük maaşları analarının sütü gibi helaldir.

Sizler ne düşünüyorsunuz? Bilmiyorum ama İspanya’da böyle bir yasanın hazırlanmakta olduğunu okuyunca, bizim ülkemizde de olsa diye hayal ettim ve devletimizin çok kârlı çıkacağını düşündüm.

Devlet Dairelerindeki bu aymazlık, tepede bizi yönetenlere bakılınca çok ta tuhaf değil gibi geliyor. Kaldı ki bizler zurnanın son deliği değil miyiz? Ya da başka bir deyişle onlar deve biz kulak.

Ne dersiniz haksız mıyım?

NOT: Haberin aslı ve kaynağı: http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?4F8416A

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yola çıkarak senin bu konudaki mücadeleni biliyorum. Yanlış yapan memur arkadaşlara nasıl yaklaştığını, onlarla nasıl diyaloga girdiğini ve onları doğru yola nasıl ikna ettiğine şahidim. Bütün bunları yaparken nasıl da anne gibisin onların kimilerine, nasıl da abla gibisin onlardan kimilerine ve nasılda sevgi dolusun onlara ve hepimize. Allah yeni işe giren herkese senin gibi bir önder, senin gibi bir abla nasip etsin. Nasip etsin ki dört dörtlük devlet memuru olsun. Ellerine yüreğine sağlık. Sevgilerimle

canzaimoglu 
 21.09.2007 0:18
 

Benim memurum, İçerisinde Yetimin, Öksüzün hakkı olan devletinin hazinesinden hak etmeden maaş almaz çünkü ‘Kul Hakkı’nın ne olduğunu bilir. Devletinden yalan söyleyerek izin alırsa, çocuklarına kötü örnek olacağını ve onlarında kendisine yalan söyleyeceklerini, basiretli ve akıllı insan olarak önceden düşünür bu yola asla başvurmaz, kendine saygısı vardır, sırf bu nedenle bile vatandaşına hizmet için saatinde gelir, saatinde gider, ülkesini, yurdunu sever, düzgün çalışarak onun kalkınmasına yardımcı olur. Zaten çok erken yaşlardan itibaren de, iyi bir vatandaş olmanın bilinci, ailesinde ve öğrenim gördüğü okullarda kendisine verilmiştir. Bu nedenlerle memurlarımızda hiç yanlış olmaz. Bilir ki; "Rüşvet alanda verende lanetlenmiştir." 'Ne mutlu Türküm diyene.' Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 17.03.2007 20:08
Cevap :
Elbette söyledikleriniz çok doğru ve olması gerekenler. Anlattığınız gibi olmasaydı zaten devletimizin hali nice olurdu. Ancak, insan yakın çevresinde görüyor, duyuyor, tanıyor ve biliyor ki yazıda anlatılan asalak geçinen memurlar da var. Zaten anlatmaya çalıştığım memurlarda bunlardı. Çalışkan, dürüst, işine devletine sadık, mesaisine harfiyen riayet eden, devletin malını kendi malı gibi koruyup gözeten, rüşvet almayan ve vermeyen devlet memurları da başımızın tacıdır. Yani sonuçta hemfikiriz sayın Can Mehmet bey. İlgilenip satırlarıma değer vererek paylaşımda bulunduğunuz için de ayrıca teşekkür ediyorum. Ne Mutlu Türküm Diyene. ve ne mutlu blog yazana ve yazılanları okuyup yorum yapanlara. Esen kalın  17.03.2007 21:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 699
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2825
Kayıt tarihi
: 30.01.07
 
 

1960 yılında memleketimde doğmuşum. 1978 Ticaret Lisesi mezunuyum. 33 yıl bir kamu kuruluşunda ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster