Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Smart Power Halit Cagdas

http://blog.milliyet.com.tr/smartpower

16 Ekim '14

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
20
 

Kamu diplomasisi 2.0 ve PKK (Kobani) ayaklanması

Kamu diplomasisi 2.0 ve PKK (Kobani) ayaklanması
 

Emperyalizmin klasik taktiği "boz,yap"ın yeni paravanı yumuşak güç operasyonları ve kamu diplomasisi faaliyetleridir


Türkiye geçtiğimiz günlerde Kurban Bayramı’nın manevi hazzını yaşarken Kürtler’i merkeze alan alt yapısı çok ince kurgulanmış ciddi bir yumuşak güç saldırısı ile karşı karşı kaldı.  Kobani merkezli PKK ayaklanması, Türkiye’nin daha önce benzerine maruz kaldığı Gezi ayaklanmasından sonraki en en net yumuşak güç saldırıdır. Bu sebeple olayların mahiyeti iyi değerlendirilmeli ve gündelik yaşamın bir parçası olarak görülmekten ziyade akademik çevrelerce de çok boyutlu olarak değerlendirilmelidir.

Bu çerçevede daha önce Türk Hava Kurumu Üniversitesi bünyesinde yaptığım tez çalışmasına da konu olan yumuşak güç operasyonu, kamu diplomasi ve dijital diplomasi merkezli olarak, olaylara bakılması gerektiği kanaatindeyim. 

Küreselleşen dünyada tek taraflı iletişimden çoklu yönetişim, etkileşim düzlemine geçilirken dünya bu yüzyılın ilk çeyreğinden gelecek yüzyılın ilk çeyreğe kadar sürecek yeni bir dizayna hazırlanmaktadır. Son dört asırdır dünyayı her yüzyılın ilk çeyreğinde yeniden  “boz yap”  uygulamalarına maruz bırakan emperyalist ideoloji geçen yüzyılın başında cetvelle masa başında dizayn ettiği Arap, Acem, Kürt ve Türkmen coğrafyalarını yeniden şekillendirmek için aynı oyunu kurgulamaktadırlar. Uygulamaya konulan senaryolar ile ülke ve ulus ilişkileri yeniden şekillendirilmekte, sınırlar dizayn edilmekte, hatta sınırsızlaştırma formülleriyle kontrollü çatışma bölgeleri üretilmektedir.

Yeni ağ toplumu sayesinde yeniden dizayn daha kolaylaşmakta, dijital ortamlar üzerinden manipüle edilen kitleler, yıllara yayılan kamu diplomasisi çalışmalarının ortaya çıkardığı ilişkiler ağı ile bütünleştirilerek sokaklara dökülebilmektedir. 

“Kanadalı Yazar Mcluhan’ın ifadesiyle “Küresel Köy” haline gelen dünyamız bilgi iletişim teknolojilerindeki devasa yükselişi sayesinde iki parçalı bir yapıya bürünmüştür. Yeryüzü dediğimiz geleneksel fiziki yaşam alanımızın yanında, post modern dijital bir yüz de oluşmuştur. Oluşan bu ikili yapı sayesinde geçen yüzyılda milletlerarası konjonktürü şekillendiren psikolojik/ideolojik harp nitelikli faaliyetlerin sahipleri kuzu postuna bürünmüş kurt misali kamu diplomasisi çalışmaları ve yumuşak güç operasyonları ile çalışmalarını aynı mantıksal çerçevede devam ettirmektedirler. İşin aslı aynı kalırken uygulanış mahiyeti halkların gönlünü kazanacak bir niteliğe taşınmaktadır.  Kamu diplomasisi kavramının ortaya çıkışının merkezini yenidünya düzeninde göz ardı edilemeyen halkların gönlünü kazanma formülü şekillendirmektedir. Kavramı ilk olarak 1965 yılında Tufts Üniversitesi’nde Fletcher Scholl of Law and Diplomacy’nin Dekanı Edmund Gullion propaganda kavramının kötü çağrışımını bertaraf edilmek üzere kullanılmış ve süreç içerisinde özellikle ABD menşeli olarak gelişmiş ve 2000 sonrasında dijital ortamların gelişmesi ile birlikte çok ciddi bir operasyon aracı haline getirilmiştir. Kavramın önemi ve içeriğini oluşturan faaliyetler zinciri Türkiye’de ancak 2010 yılından itibaren keşfedilmiş ve bu tarihte Başbakanlık bünyesinde Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü kurulmuştur.

ABD; 1990’larda soğuk savaşın bitişi ve tek kutuplu dünyanın verdiği hegemonik güç olma içgüdüsü ile kamu diplomasisi çalışmalarını geri plana itelemesinin negatif sonuçları Irak’ın işgalinden küresel imajını yıpratarak çıkması ile almıştır. Özellikle 11 Eylül sonrasında yaşanan imaj krizi ABD açısından kamu diplomasisinin yeniden keşfine yol açmıştır. İlk planda uygulamaya konulan çalışmalar beklentileri karşılayamazken, özellikle milenyum sonrasında internet teknolojilerindeki gelişmeler ve web 2.0 ile birlikte dijital medya üzerinden geliştirilen etkin tekniklerle devrim süreçlerini tetiklenebilir hale gelmiştir.

Ülkeler görünüşte kendi nüfusu tarafından gerçekleştirilen ama görünmez bir el tarafından çok rahat şekilde yönlendirilebilen ayaklanma/şok vb faaliyetler ile gerek sosyo-kültürel gerekse ekonomik açıdan etkilenmeye başlanmıştır. Bu faaliyetler ile ulus yapıları örselenirken, ülke parçalama ve inşa süreçleri aynı uygulamanın iki parçası olarak birlikte yaşanır olmuştur.

Tarih boyunca iktidarlar için birincil öncelik taşıyan sert güç, yeni yüzyılla birlikte yumuşak güç kavramı ile tanışmış, süreç içerisinde sert ve yumuşak güç kavramlarının entegre kullanımından üretilen akıllı güç teorisi kamu diplomasisi ve sosyal medya ile birleştirilerek dijital devrim süreçleri yaratılmıştır.  Joseph Nye, “yumuşak güç” teorisinin ortaya çıkış serüvenini ve gelişimini başta ABD olmak üzere tüm ülkelerin yönetici ve dış politika aktörleri için ufuk açıcı bir süreç olarak değerlendirmiştir. Bu ufuk açıcı süreçler ile önceden biriktiren yumuşak güç, dijital ortamlarda gerçekleştirilen örgütlenmeler sayesinde yeryüzün gerçek sokaklarını yangın yerine dönüştürecek potansiyeller üretmiştir.

Türkiye’nin gerek Gezi, gerekse de Kobani merkezli PKK ayaklanması gibi birbirinin kopyası iki vakıada yaşadığı saldırı tam anlamıyla bir yumuşak güç saldırısıdır. ABD’liler daha önce Gürcistan, 2009 İran ve Mısır da olduğu gibi dijital ortamlarda kopya örgütlenme modelleriyle gerçekleştirilen ayaklanma, şok, baskı ve bozucu faaliyetlere Kamu Diplomasisi 2.0 adını vermektedirler. Bu faaliyetlerin yürütülmesinde Mısır örneğinde olduğu gibi ülkeler işbirliğinden de kaçınmamaktadırlar. Mısır’da ABD-İngiltere işbirliği ile bizzat devrim süreçlerini ticari bir ürün haline dönüştüren şirketler eliyle yürütülen faaliyetlerin benzerleri son dönemde Türkiye’de de uygulanmaya başlamıştır.

Türkiye; son yıllarda her ne kadar Kamu Diplomasisi faaliyeti yürüten bir ülke olsa da bu faaliyetlerin ABD, İngiltere, İsrail, Almanya gibi ülkeler tarafından bir operasyon aracı olarak kullanılması tarzındaki faaliyetlere girişmediği ve bu faaliyetlere karşı gerekli hazırlıkları yapmadığı için sık operasyonlara maruz kalabilmektedir.

Gerek Gezi, gerekse PKK (Kobani) ayaklanmalarından ders alınmalı ve biran önce yumuşak güç saldırılarına karşı gerek fiziki, gerekse sanal ortamlarda tedbirler alınmalı, saldırılara karşı anında karşı saldırı yapılabilecek şekilde güç üretim ve stoku yapılmalıdır. Aksi takdirde diğer ülke örnekliklerinde olduğu gibi bu operasyonlar sürece yayılarak ve sürekli büyütülerek yönetilemez süreçlerin oluşmasını ve mevcut istikrarın ortadan kaldırılmasına yol açabilecek kötü sonuçların doğmasına sebep olabilecektir. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 27
Kayıt tarihi
: 16.10.14
 
 

İktisat ve Uluslararası ilişkiler Lisans, İşletme Yüksek Lisans. Gazeteci / Danışman Siya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster