Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
735
 

Kamusal alanda türbanı tek başına serbest bırakamazsınız, ardından kara çarşaf ve peçe de gelir.

Kamusal alanda türbanı tek başına serbest bırakamazsınız, ardından kara çarşaf ve peçe de gelir.
 

Şimdi kara kara düşünmeye başladılar, üniversitelerde türbanı serbest bırakmak için nasıl bir yasal düzenleme yapmaları gerektiğini çözemiyorlar. Çünkü istedikleri tam bir serbestlik değil: Türban serbest olsun ama kara çarşaf, peçe, cübbe yasak olsun. Aslında kara çarşafı, peçeyi ve cübbeyi serbest bırakmak isterler ama o kadarını yapmaya cesaret edemiyorlar. Demek herkesin bir sınırı var. Şu andaki kural “kamusal alanla doğrudan ilintili olanlar bu alanda başlarını kapatamazlar” diyor. Onların yapmak istediği “kamusal alanla doğrudan ilintili olanlar en fazla türbanla kapanabilirler, daha fazla kapanamazlar” şeklinde bir düzenleme... Bu kuralı böyle açık şekilde yazamayacakları için uygun cümleler bulmaları gerekiyor. Şu anda onları kara kara düşündüren bu zorlu arayış.

Ne Anayasa’ya ne de bu konuyla ilgili yasalara istedikleri durumu ifade edecek cümleler bulup koymaları olanaksızdır. Bu cümleler nasıl yazılırsa yazılsın başın her türlü kapanmasına olanak sağlayacaktır. Eğer Anayasa veya diğer yasalarla türbanı serbest bırakmaya yönelik bir düzenleme yaparlarsa, yalnızca türban serbest bırakılamaz, hemen ardından kara çarşaf, peçe ve cübbe de serbest olur. Bunları giymeye kalkacakların yasal güvenceleri oluşmuş olur.

Kamusal alan içinde bir sınır konulacaksa bu sınır kapanma ile kapanmama arasında olur. Kamusal alan içinde az kapanma ile çok kapanma arasında bir sınır koymaya kalkarlarsa hiç kimse o az ile çok arasındaki tanım farkını belirleyemez. Bu belirsizlik KAOS yaratır.

Bu sorunun sorumlusu bellidir: Önce toplumun bir kesimini bu yöne yönlendirip, onlarda bazı beklentiler oluşturup, sonra bu beklentiler üzerine siyaset yapıp, olmayacak sözler vererek oy alıp iktidar olanlar sorumludur. Dini siyasete için kullananlar sorumludur. Dini oy almak için kullanmak KAOS yaratır.

Çözüm bellidir. Kamusal alanda şu andaki düzenlemenin aynen devam etmesinden başka yol yoktur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet avrupada bütün okullarda Türban serbest ama peçe ve çarşafla giren yok. Türkiye'de toplumun yüzde kaçı peçe takıyor? Özgürlükleri kısıtlamak için artık komik duruma düşüyorsunuz. Ama bana inanın bigün bu ülkede başı açıklara yasak getirilirse bugün sizin yaptığınızı yapmayacam ve yasağa karşı çıkıcam.

Mehmet Cebecioğlu 
 04.10.2007 14:36
Cevap :
Merhaba, "Avrupa'da bütün okullarda Türban serbest" demişsiniz. O konuda emin misiniz? Benim birdiğim serbest olanlar da var olmayanlar da. Saygılarımla.  04.10.2007 15:32
 

bende benzer nitelikte bir yazı yazdım ve görüşlerinize aynen katılıyorum. Bu basit bir başörtüsü olayı değil ardından çarşafı sürükleyen bir karanlık.Bunu hala böyle olmadığını anlatmaya çalışan yada anlayamayan yada anlamak isteyen birçok kişi vat yazıkki. Kaleminize sağlık. Sibel ulusoy

Sibel Ulusoy 
 03.10.2007 11:28
 

Yanlış bir temel üstüne oturtulan binanın çürük olması gibi yanlış bilgi üstüne geliştirilen bütün fikirler ve düşünceler yanlış sonuca ulaşır. Bu konu gerçekten önemli bir konu. Tüm ülkeyi geren ve herkesi huzursuz eden bir noktaya doğru gidiyor. Bu bakımdan işin doğrusunu araştırmalıyız. Türbanın çıkışında "siyaseti dine karıştırarak iktidar olmak" gibi bir amaç yok. Ama sonradan bu yüzden dışlanmış belli bir kesimin insanlarına, iktidarı düşünerek sahip çıkmış siyasetçi olabilir. İkisi çok farklı. Yani türbanın Ak parti gök parti öncesi bir mazisi var. İkincisi "türbanın kendisi bir tutsaklık" ifadeniz o kadar yanlış ki. Siz hep "zorla başı örtülen kadın" imajı üzerinde duruyorsunuz. Bunu dini bir gerek olarak, kendisi isteyerek, severek örten büyük bir grup var. Bunu anlamazlığa gelirseniz, konunun gerçeğini de anlayamazsınız. Lütfen bu iki olayı bu açıdan değerlendirmenizi ve ona göre kurgularınızı yapmanızı rica ediyorum. Her baskının ilacı özgürlüktür.

Ahmet YILMAZ 
 02.10.2007 18:12
 

Aydın bey, bu bloğunuz öncekinden de sert ifadeler içeriyor. Bakış açısı aynı olduğu sürece elbette değişen bir şey olmaz. Ben olaya özgürlük açısından bakabilmenizi isterdim. Kaldı ki benim anlamadığım şey, aynı kişinin başını açması veya peruk takması halinde üniversiteye alınması. Eğer karşı çıktığımız "karanlık düşünce" ise o insan aynı insan değil mi? Bu şekil değişikliğiyle kafasındaki karanlık aydınlanıyor mu? Şekle bu kadar düşkünlüğü özgürlük açısından doğru bulmuyorum. Şu anda gerçekten yaşanan bir sorun var. Hem binlerce kişinin okuyamaması açısından, hem bu gerilimin bütün toplumda yarattığı kaos açısından... Bir çözüm aklınıza geliyor mu? Toplumsal barışın sağlanması için demokratik bir yöntem aramamız gerekmez mi? Her zaman iyinin iyisi vardır. En iyisi bugünkü düzenlemenin devamı mı gerçekten? Üstelik bugünkü düzenlemenin yasal bir dayanağı yok. Bugünkü yöntem sadece kavramsal bir korkuyla ayakta duruyor. Sanırım Sami Selçuk'un dünkü açıklamalarını okumuşsunuzdur.

Ahmet YILMAZ 
 01.10.2007 14:10
Cevap :
Ahmet Bey, siz "özgürlük açısından bakabilmenizi isterdim" demişsiniz. Türbanın kendisi tutsaklık zaten, erkek egemen toplumun kadınlar üzerinde bir tutsaklık aracı. Ülkemizde siyaset de erkek egemen toplumun bir güç elde etme aracı değil mi? Siyasete dini karıştırarak iktidar elde etmek için ortaya çıkardılar bu Türban konusunu. Başını örtmek isteyen herkese sonsuz saygım var elbette. Ancak başını kapatmak istemediği halde kapatmak zorunda olan ve bunu gönüllü yapıyormuş gibi davranmaktan başka çaresi olmayanların sayısını kim biliyor bu ülkede. Özgürlük adı altında ödünler verilirse, aile baskısı, mahalle baskısı, komşu baskısı, öğrenci yurdu baskısı, kantin baskısı, ve daha bir çok yerden gelecek baskılar kaçınılmaz olacaktır. Çok zaman geçmeden başı açık dolaşamaz olacak ilköğretimdeki kızlarımız bile. Henüz geç kalınmamıştır, biraz daha geç kalındığında bırakın Malezya örneğini Suudi Arabistan örneğini konuşacağız. Saygılarımla.  01.10.2007 23:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1735
Toplam yorum
: 2342
Toplam mesaj
: 230
Ort. okunma sayısı
: 2369
Kayıt tarihi
: 22.09.06
 
 

27 Mart 1959'da İnebolu Yeşilöz Köyünde doğdum. Yeşilöz Köyü İlkokulu, Yeniyol İlkokulu, İnebolu ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster