Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
59
 

Kamuya veda ve yer arayışları

Kamuya veda ve yer arayışları
 

İzin dilekçemi verdim, artık göreve dönmeyeceğim, emeklilik dilekçemi sonra göndereceğim. Takım elbise ve kravata elveda, traş takımları artık kullanılmayacak. Özgürlüğüme kavuşmuş gibiyim. Sakallarım uzamaya başladı. 51 gün iznimi evde geçiremezdim, hanfendi emekli olmama karşı çıkıyor, zaten kocasına sataşmak için bahane arıyor, defalarca uyardığım halde bu huyunu terketmiyor bir türlü. Eften püften şeyler. Karşı apartmandan bir bayan bile 'İsmail bey poşetlerle taşıyor' demiş. Bizimki gibilerine rahat dürtüyor derler hani. Resmen dil terörüne muhatap kalıyorum. Neyse detaya girmeyelim, bir kaç parça giyim eşyamı aldım, ayrıldım evden. Önce İstanbul'da çalışan bekar kızımda kaldım 2 gün, internetten tatil beldesi bir yer seçtin, yer ayarladım, çıktım yola. Kuzey Ege'de şirin bir yer. Bir yabancı olarak dolaşıyorum, etrafı inceliyorum, insanları, binaları, sahilini. Hem de kendime uzun bir tatil ve dinlenme oluyor. Tabi kızlarımdan manalı telefonlar gelmeye başladı. Onlara dinleniyorum diyorum.

İlk gün kaldığım daireyi bulamadım. Bütün yakın caddeleri dolaştım, sorduklarım da apartman ismini bilmiyorlar. Sokak köşesinde kestane satan adamın sandalyesine oturdum, yoruldum dedim. O sırada otuz yaşlarında birisi emlakçını ara dedi. Adamın işi gücü vardır diye aramamıştım, onu son çare diye düşünmüştüm. Telefonu o arkadaş aldı, emlakçıyı aradı, emlakçı evi tarif etti, o arkadaş tamam benimle gel, o tarafta benim manavım var dedi. Sokak başına gelince ileriyi gösterdi. Böylece evi bulmuş oldum.Buralar ne kadar sakin, sessiz. Evler genelde üç katlı sıra sıra dizilmişler, aralarında da boşlık var,küçük bahçeleri var her birinin. Gördüğüm bayanları gençler dahil genelde kilolu, biraz kendilerine özensiz buldum.

Sahilde gezerken Belediye lokaline uğradım. Sigara içilen deniz manzaralı bölümde çay söyledim. Masama yaşlı bir bey geldi, sen de yalnızsın sohbet edelim dedi. 78 yaşındaymış, yalnız yaşıyormuş, demiryollarından emekli mühendismiş. Konuşmalarından tereddüt ettim ama. Bana, buraya yerleşmememi, Akçakoca'nın daha güzel olduğunu, oraya yerleşsen iyi olur dedi. Kendisi 3 yıldır buradaymış, burası için olumsuz konuştu. Her yerin olumlu ve olumsuz yönleri olabilir. Bu beyi samimi bulmadım, çocuklar Vali, Kaymakam dedi. Onların bana, benim onlara ihtiyacım yok dedi. Birden masadan kalktı, 'ben Niğdeliyim' dedi. Pek samimi bulmadım doğrusu. Biraz sonra ben de kalktım, ana yola çıkarken dar bir yaya yolu var. Karşıdan birisi geliyor, ben yol vermek için boş alana geçtim, bana doğru gülerek 'ben de size yol verecektim' dedi. Güzel insanları da var.

Burada kafam iyice karıştı. Ben buraya yerleşirsem, öldüğümde kim ilgilenecek. Hiç tanıdığım olmayan bir yer.Öyle bir şey olsa kızlarım halleder. Onlara daha demedim ama öldüğümde köyümün mezarlığına gömülmeyi isteyeceğim. Zaten rahmetli anneleri de köyümüz mezarlığında yatıyor. Çok inançlı,düzgün güzel bir insandı. Her ezan okunuşunda mutlaka 'Aziz Allah!' derdi.Şimdiki ikinci eşim Sonalp'in annesi. Sonalp 15 yaşında, bir gün bana 'ben senden yakışıklıyım' demesin mi? Moralim bozuldu tabi. Pek bakmam albümlere, gençlik resimlerimin olduğu siyah beyaz resmimi buldum. Tabi ki ben daha yakışıklıymışım o zamanlar. Şimdi saç sakal ağardı tabi.

Dilek'e biraz kocasız kalma cezası verdim. Ama o Nuh bile demeyen bir tip. Bu yerleşme konusunda anlaşmamız imkansız.

Hani bir yazı yazmıştım,'ben Allah'ıma güveniyorum' diye. İsim vermemiştim ama o koca benim. Bir avukat yazarımız yorum yapmıştı, koca haklı diye. Ah ah anlatamadığım yazamadığım ne çok şey var. Emekli ikramiyemin bir kısmıyla kitap çıkarmayı düşünüyordum ama o heyecanım da kalmadı. Kendim okumak için de kitap yazılmaz ki. Aslında hikayem çok yazacak.

İşte yapayalnızım bir odada, ne bir dost ne bir arkadaş. Allah sonumuzu hayır eylesin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O bahsettiğiniz yazı da zaten yorum yapmamakta haklıydınız belki. Bir çok insan okudu sadece. Çıplak ayaklı çocuklara gelince, İsviçre gibi bir ülkede çocuklara yapılan şiddeti içeriyor. Sinema bahane aslında. Sadece ben bu film ile bunu öğrendim. O yüzden yazdım. Oscar adayı filmleri izliyorum bu ara, ödül töreninde en azından fikrim olur diye. Saygılar

Sevim Güney 
 16.02.2016 22:31
Cevap :
Teşekkür ederim,başarılar dilerim,esen kalın,selam ve saygılar  16.02.2016 23:24
 

Sanırım bu çaylak meselesi bitmiyor. Okulda, askerlikte, iş hayatında devam edip gidiyor. Sağolun iyi dilekleriniz için

Sevim Güney 
 15.02.2016 16:54
Cevap :
Aslında o yazıya yorum yapmayı düşündüm,ya kırılırsa diye vazgeçtim. Kim bakalım yazıma yorum yapan bu Sevim hanım diye yazılarına baktım. Çıplak ayaklar mıydı, benim bilgimi aşan bir konu. Öyle bana yorum yaptı ben de yapmacık yorum yapmak tarzım değil,bu konu çok eleştiri konusu da yapıldı. Sinemayı çok severdim eskiden,epeydir gitmedim. Başlığı Oskar diye atmışsınız, giriş cümlesinde Oscar diye yazmışsınız, başlık da Oscar olmalıydı. Sinema kültürünüzü iyi buldum, blogda pek göremedim başka.Teşekkür ederim yorumunuz için,saygılarımla.  16.02.2016 13:53
 

Emekli olmak güzel. Hayırlı olsun öncelikle. İnsan hayatı boyunca iş güç, çoluk çocuk derken kendini unutuyor, hayallerini erteliyor. Karamsar olmadan, hayalinizi gerçekleştirmenizi temenni ederim. Kitap yazacaksanız yazın, dünyayı gezecekseniz gezin derim. Saygılarımla

Sevim Güney 
 12.02.2016 16:18
Cevap :
Veda ettikten sonra tekrar yazmaya başlamışsınız. Yorumunuzdan dahi cümle kuruluşu,ifade tarzı yönünden yeteneğinizi gösteriyor. Kendi kararımı kendim veririm. Bayan blog yazarları tanınma yönünden daha şanslı. Nedense hep hep yeni bayan blog yazarları motive edilmek isteniyor, bilmiyorum ihtiyaçları var mı? Daha yeni bir blog yazısında eskilerden bayan blog yazarı yeni blog yazmaya başlayanlar için 'ÇAYLAKLAR' tabirini kullanmış. Yeni eski önemli değil yaşlı genç de önemli değil, beyin önemli beyin. Yazı içeriği okuyucuya ne veriyor o önemli. Burunları kaf dağlarında, demek ki kendisi olmuş da yenileri çaylak görüyor. Böyle her yazılana kafayı takarsak biz de çoktan gitmiş olurduk. Yorumunuz için teşekkür eder, sizi blogda daha iyi yerlerde görmek isterim.Saygı ve sevgilerimle.  15.02.2016 13:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 471
Toplam yorum
: 339
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 216
Kayıt tarihi
: 15.03.11
 
 

A.İ.T.İ.A Yönetim Bilimleri Fakültesini bitirdim. Kütüphaneci ve Maliyeciyim. Emekli oldum. İlgi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster