Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '11

 
Kategori
Evcil Hayvanlar
Okunma Sayısı
341
 

Kanaryalarla Yaşamak-1.

Kanaryalarla Yaşamak-1.
 

Bu kanaryaların Fenerbahçe ile alakaları yok emin olun. Ne olduysa Babamla Oğlumun yüzünden oldu.

Ailece ilk tatilimizi yaptığımız Adrasan'da butik otelin  maskotu olan sevimli it yüzünden bizimkilerin hayvan krizi tuttu. Özellikle kızıma apartman dairesine köpek sokamayacağımızı anlatmak birkaç ay süren ağlama krizlerinden ve ancak balık alma sözümüzden sonra mümkün olabildi.

Almışken biraz büyük bir akvaryum olsun da çocuklar eğlensin dedik ve 1 metre civarı boyu olan içi her nevi balık ve süslerle dolu akvaryumu eve getirdik (Akvaryumcunun çocukları  kullanıp   fırsatı değerlendirmesi  de  cabası, halen o pet shop'un önünden bir daha yakalanmayayım diye hızlı adımlarla geçerim!).

Bir kaç gün iyi giden işler fazla ses yaptığı gerekçesiyle filtre cihazının annem tarafından kapatılmasıyla son buldu. Hele hele kızımın ve oğlumun en sevdiği balıklar mevta olunca krizi çözeceğimize daha da büyüttük. Durumu düzeltip kalan sağlarla yola devam ettik ama ne çare ki çocuklar akvaryumun yanına bile yaklaşmıyordu artık.  Bir de psikopat bir zebra balığı küçük bir balıkçığı kızımın gözleri önünde yutunca filim oracıkta koptu!

B planını harekete geçiren ise ise babam oldu. Oğlumla dışarı gezmeye çıktıkları bir gün eve kafes ve içindeki güzelim bir kanarya ile döndüler. Ne yalan söyleyeyim ben de sevinmiştim. Çocuklar bu kez kanarya ile uğraşıyor vakit geçiriyorlardı. Ta ki hayvan üzerindeki ürkekliği atıp ötmeye başlayana dek.

Aslında kanaryanın öteni makbuldür de bizimki susmayan cinstendi. Hayvan güneşin doğuşuyla hepimizi ayağa kaldırıyor ve adeta boğazı yorulana dek ötüyordu. Çare aramaya başlamıştık. Bir komşumuz, kafesin üstünü  bir örtüyle  kapatmamızı tavsiye etti. Ne çare ki örtü bizimkini daha çok tetiklemişti.

Son çare bir kuşçuya sormaktı. Tabi pet shopçu abim fırsatı gene boşa çevirmedi. Elime başka bir kuş tutuşturdu. " Senin kuş erkek abi yanında dişisi olmazsa susmaz". Buyrun cenaze namazına derken mecburen dişi kuşu yuvaya getirdik. Bu durumu hanıma izah da ayrı problem oldu da o kısmı atlayalım.

Dişi kuşun yuvaya girmesiyle bizim kıdemlinin sesi bıçakla kesilmiş gibi kesilmişti. Hatta başımıza geleceği bilmediğimizden Pet Shopçu vatandaşa dua bile ediyorduk. Hepimiz şaşkındık. Hatta kızım "Baba yenisi eskisine ne yaptı" diye sorup duruyordu ki, aslında eskisinin birşeyler yaptığı ortaya çıktı. Dişi kuş yumurtlamaya başlamıştı.

Tabi hemen Pet shopa koştum." Abi bunların yuvası var al ama yumurtadan kolay kolay yavru çıkmaz". Biz gene de aldık yuvayı. Dişi kuşumuz  5 yumurta yapıp üstünde yatmaya başladı. Aradan 14-15 gün geçmişti ki hanımın telefondaki "yavrusu olmuş" çığlığıyla müjdeyi! aldık.

Sonra bizimkiler 2009 un yaz aylarında mutlu yuvalarından olsa gerek 6 yavru daha çıkardılar. Ne yapacağımızı şaşırmıştık, bir taraftan mutlu oluyor diğer taraftan işin sonu nereye gidecek diye merak ediyorduk. 2010 da ise 2 yavruyla yetindiler çok şükür. Kocaman kafeslerinde yaşayan  toplamda 10 kuşumuzla uğraşıyoruz  şimdi.  Aile içi kavgalar uyuşmazlıklar, ana-baba, kardeş kavgası derken geçinip gidiyoruz işte......

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 164
Toplam yorum
: 102
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 657
Kayıt tarihi
: 21.10.10
 
 

İnşaat Mühendisiyim, olaylara anlık değil öncesi ve sonrasıyla bakmaya çaba gösteririm. Dağ havas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster