Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
442
 

Kandıramazsın; benim adım NADA

Kandıramazsın; benim adım NADA
 

Avusturyalı NADA Resim internetten alıntı


Su dökerken sizi biri izlese; ne yapardınız?

Yapabilir miydiniz?

Tanımadığınız biriyle aynı tuvalete girerek…

Kendi evinizde…

Yapamazdınız değil mi?

İnanmak sözcüğü: Yakında tüm dilleri terk edecek gibi…

Onun pozisyonunu görevini İNANMAMAK yavaş, yavaş üsleniyor.

N(asyonal) A(nti) D(oping) A(jansı): Almanya ve Avusturya’nın kontrol merkezlerinin ortak adı.

NADA: Kimleri kontrol ediyor?

Profesyonel sporcuları.

NADA: Tüm spor dallarında aktif olanların korkulu rüyası; küçük bir ekleme yapalım. Dopingle arası iyi olanların korkulu rüyası…

Dopingle alış verişi olmayanı da tedirgin, huzursuz eden özgürlüğünü kısıtlayan gerçek bir kâbus…

NADA görevlileri: Zamanlı zamansız; gece gündüz sporcuların ikamet ettikleri mekâna gelerek; kimliklerini göstererek bir ricada bulunabilme hakları var.

“ Benim gözlerimin önünde hemen şimdi su döker misiniz?”

“Git işine yahu dökmüyorum” Yanıtı yanlış bir seçenek.

Çünkü: Aylarca müsabakalara katılma hakkını anında kaybediyor; utangaç sporcu…

NADA görevlisi raporuna rahatlıkla “Doping şüphesi” kaydını düşebiliyor.

Profesyonel sporcu aklına estiği an istediği kentte ülkeye gidebilir.

…Ama en az üç ay önce nereye ANSIZIN gideceğini NADA’YA bildirmek zorundadır.

Ansızın gerçekten ansızın olursa yine uzun bir süre spordan men cezasını hak etmiş oluyor.

Profesyoneller bu kurala uyuyor mu? Ne diyorlar diye soracak olursanız… Her zaman her konuda olduğu gibi ikiye bölünmeler… Hatta konu başını öyle alıp gidiyor ki…

Neden ikiye bölündüklerini hatırlamaz olabiliyorlar…

Aynı camianın emekçileri… Profesyonel sporcular…

Sözlü yazılı medyada geniş bir alanı kaplayan NADAZEDELERİN durumu büyük ilgi görüyor.

Benim de ilgimi çekiyor; benim ilgimi çeken diğer bir nokta ise:

İsyan eden; bu yönteme kafa tutan genç sporcuların çoğunluğunun Alman ve Avusturya kökenli olmayışları…

Bir gurup; insan haklarına gitmek istiyor; mahkemesiz bu işin sonuca bağlanacağı yok diyorlar.

Profesörler; hukuk profesörleri; spor özel mahkemelerinin uzmanları farklı düşünüyorlar.

Yaptığı sporla geçimini sağlayanın, para kazananın yaptığı işi kontrol etmek yasaldır. Bu her meslek dalında böyledir ve geçerlidir.

İnsanın özeli; mahremi ihlal ediliyor diye düşünmek normaldir.

Kimler? Nasıl? Bu işi bu raddeye getirdi.

Profesyonel sporcuların kendileri…

O halde; bizim köyde kendi düşen ağlamaz derler.

Bizim köy deyince aklıma geldi.

Ülkeme de NADA geldi mi? Geldiyse ne zaman geldi?

Yarası beresi kırığı çıkığı yoktur inşallah.

Al sana bir koz daha… Barbarlar, ambargolar ve sloganlar.

Yaka silkeriz hatta tüm spor aktivitelerinden de elimizi ayağımızı çekeriz. İnzivaya çekiliriz.

Futbolsuz, basketbolsuz, voleybolsuz, ping pongsuz bir millet olmayı yeğleriz; elin adamının önünde su dökmektense… Ara sokaklara evlerin önüne…

Ağaçların altına…

Kilim serer istop oynarız.

14.Aralık 2010 Salı

Berlin

Alev Meisel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İronik anlatımla bu kadar öz dile gelebilir. Bizimkilerin o damgayı kolay yemeleri bu durumdan kaynaklanmasın?!.. Kalemine, ağzına sağlık Alev Sultan...

Ayten Dirier 
 15.12.2010 16:58
Cevap :
teşekkürler Hocam; yakında görüşebilmek ümidiyle...Sevgiler  15.12.2010 19:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 829
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster