Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Temmuz '19

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
40
 

Kanibalizm (Yamyamlık)

Kanibalizm; Türkçesiyle yamyamlık, aynı türdeki canlıların birbirini yemesidir. 1500'den fazla türde görülmüştür, bu türlerin içinde insan da var. Kişioğlunun en karanlık yönlerindendir. Yazımda; bu karanlığa, elimde ufak bir fenerle dalacağım.

Oluşum, canlı, varlık nedir sorusunu yanıtlamanın, konu bütünlüğünde yeri olduğu kanısındayım. Somut varlık dediğimiz, sonsuz küçük parçacıların birleşiminden oluşuyor. Canlı dediğimiz ise sonsuz küçük parçacıktan oluşan ve yeni parçacıklar almadan oluşunu sürdüremeyendir. Örneğin bir taş dışarıdan parça almadan varlığını belirli bir süre korur. Ancak kediler koruyamaz çünkü duyumsama, duyma, iç güdü gibi çok sayıda işlevleri için sürekli bir erkeye (erke- enerji) gereksinir. Canlıların erkesi, diğer canlılardır. Yediklerinize bakın, süt-yumurta gibi canlıdan çıkan cansızlar dışında tüm yediklerimiz canlıdır. Denklemi yalınlaştırıp baktığımızda şunu görürüz: Birbirini yiyerek sonsuz döngüye giren sonsuz oluşumlar. Kişioğlu büyük kentler, uygarlıklar kurdu. Kurdukça sayımız arttı. Gerekli erkeyi doğadan sağlıyoruz. Örneğin milyonlarca tavuk, dana mekanik biçimde kişioğluna erke oluyor. Dünyanın erkesindeki payımızı çok büyüterek doğal işleyişi bozup tanrısallaştık.

Canlıların diğer canlıları yiyerek varlığını sürdürdüğünü söyledim. Diğer canlıları ne oranda tükettiğiniz uygarlık aşamanızı belirliyor. Türdeşlerini yemek ilkelliğin son aşamalarındandır. Birtakım ayrımlar kişioğlunun sağlığı için zorunlu. Türdeşini yememek, yemeyi usundan bile geçirmemek temel  gerekliliklerdir. Bunun dışında erillik-dişillik, beden bütünlüğü gibi konular da uygarlık için temeldir. Örneğin sürekli eşcinsel propagandası yaparak yeni bir cinsiyet yaratmaya çalışan faşist oluşumlar, kendini çürütmektedir.

Maternal Kanibalizm, ananın yavrusunu yemesidir. Maternal Kanibalist dürtüsü güçlü olan canlıların soyunun kolaylıkla tükendiğini düşünüyorum. Çünkü türünü yeni nesillere aktaramaz, evrimin halkalarında yalnız adları kalır.

Endocannibalism, iç yamyamlıktır. Topluluğun içindeki kişileri yemektir. Daha çok büyü-din nedenlerinden doğar. Exocannibalism, dış yamyamlıktır. Karşı boy ile savaştınız, yendiniz. Yenmek yetmez, yemeniz de gerek. En sonunda uzaylılar gelsin bizi yesin de kurtulalım. Uygarlıklar, değerler kurarak kimi ilkellikleri bıraktık. Önce boylar, sonra ulus olarak birleştik. Şu anda uluslar birliği sürecindeyiz. Bu süreçte diğer kültürleri yamyamlar gibi yemeye çalışan tek dünyacıların gericiliğini yaşıyoruz. Ancak dünya, seçenekleri aracılığıyla doğru yolu bulacaktır. Sorun şurada: Bu aşamaların tümünü bitirsek, belirli bir güce ulaşsak, dünya dışında yaşam bulsak ancak bu yaşamın sahipleri yamyam olup bizi yese... Ancak bu konuda çok karamsar değilim. Çünkü dış dünya ile ilgili ne desek boştur. Bulunduğun yere saklanıp bilinmezi sakınca saymak, ilericiliğin temel engellerindendir.

Kişioğlunun ''ötekini'' yağı (düşman) saymasında, gizli belleğimizde yer alan kanibalizm gibi karanlıkların etkili olduğunu düşünüyorum. Eğer boyunuzu bırakırsanız karşı boylara ya da diğer yabani canlılara yem olursunuz. Sürüden ayrılanı kurt kapar. Topluluğunuzun içinde sorun yaşamanız, iç yamyamlığa giriyor. Sakıncanın içten gelmesi, kişiye ne duyumsatır? Bu soruyu çeşitli disiplinlerden de anlayan yazıncılar ele almalı, yazın aracılığıyla bize duyumsatmalıdır. Kişi beden bütünlüğünü, yaşamını korumak için, sonsuz geçmişte ''ötekini'' sakınca saydı. Uygarlık ise ötekini anlamaya dayanır. Kişioğlunun geçmişine bakınca uygarlıkta çok yeni olduğumuzu görüyorum. İlk uygarlıklarımızdan bugüne ancak birkaç bin yıl geçti.

Ülkemizde kanibalizm daha çok tavuk sayrılığı (hastalığı) olarak bilinmektedir. Tavuklarda görülen durum; tüylerini, kuyruğunu vb. gagalayarak birbirlerine zarar vermeleridir. Binlerce tavuğu fabrikasyon yöntemlerle yetiştirerek psikolojilerini bozmak da tavuk kanibalizminin nedenlerindendir. Ancak buradaki kanibalizmin anlamı türdeşlerin birbirini yemesi değil, birbirine zarar vermesi biçimindedir. 

Bebeklerin tatlı görünmesi, derilerinin ince olup kanlarını sezdirdiğinden olabilir. Seni yerim ben demek, ısırma isteği; milyon yılların yaban alışkanlıkları, karanlık çığlıkları mıdır? Yaşamımızda evrenin sonsuz geçmişinden ne oranlarda kalıntılar var bilemeyiz, ancak bizden sonrakiler bizleri daha iyi çözümleyecek. Biz de kazıbilim, geçmişbilim, insanbilim vb. aracılığıyla geçmişi anlamayı sürdürüyoruz. Konuyla ilintisi olmasa da ''Metastaz'' betiğinin giriş tümcesini anımsadım: ''Tarih baştan sona yaşanır, öte yandan sondan başa doğru yazılır.'' 

 

NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok önemli bilimsel bir makale, ilgiyle okudum elinize sağlık.

Kerim Korkut 
 23.07.2019 7:22
Cevap :
Üzerinde daha az uğraştığım yazılar daha çok okunuyor, bu yazım yirmilerde okunmayı bile bulamadı :)  24.07.2019 20:55
 

Timur bey yazınızla bilgilendim teşekkürler selamlar sağlıklı mutlu günler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 18.07.2019 7:39
Cevap :
Sağ olun, esen kalın.  18.07.2019 11:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 53
Kayıt tarihi
: 04.05.19
 
 

Her telden, bam teline basmaktan çekinmeyerek yazılmış akıcı, bilgilendirici yazılar yazan bir Tü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster