Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ekim '16

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
618
 

Kanlı terler döker Ülkem

Kanlı terler döker Ülkem
 

Ağaca, suya ve toprağa ateş düştü
Sessizce ölüyor insanlık
Bereketi kaçtı hayatın
Felâketler kemirdi ülkemi.
Çığlık çığlığa kuşları
Söylene söylene
Nehirler akar gider utançlarıyla
Gök mavisi mezarlarına.

Gökkuşağı sevinci de kalmadı
Önlenemeyen zorbalıklar yüzünden
Karanlık ve kötü günler geldi
Korkunç patlamalarla
Yaralı bedenler savruldu sokaklara
Güneş karardı
Ağaran gökyüzünü iğnelediler
Işıktan giysilerini bile soydular bilincin
Kötülük cinlerinden ürkenler
Yığın yığın sıvışıp gitti
Kimse mezarından çıkıp
Baharına yürümedi
Pencere arkasından baktı çoğu
Umuda açılan yollara

Yabani ve barbar cehaletin
Kara kara adamları yüzünden
Kimse yürümedi aşka
Kimse düşünmedi
Kanlı terler döken ülkemin
Onur ve erdemini
Ahh nasıl üzgünüm, bilemezsiniz
Sinirlerim gergin
Düşüncelerim ürperir çılgınca

Gece kuşları gagalar şimdi
Arafta gezinen ruhları
Biliyorum, gördüm ben
Yüzyılların ruhuna kaderi ilikleyip
Anaların gözlerine gözyaşını ve
Babaların yüzüne acıyı koyan
Aşağılık soytarıların hainliğini

Traşsız ve yoksul mahalleler vardı
Sokak fenerleri bile yanmazdı
Arka sokaklarında çocuklar
Zayıf ve çelimsiz bedenleriyle
Bir hasta gibi bakarlardı
Ve birer gözyaşı damlası olurdu
Duygularımdan sızan masum gülüşleri.
Ve sonra, sonra da
Açlıktan ve soğuktan ölen
Beşiklerinde bebekler gelirdi aklıma
İnsanlık ölüyor
Ve boğuyor artık beni göğün mırıltıları
Sizler de getirin aklınıza ölümleri
Yere düşen gülüşleri
Ve mavi dumanlar içindeki ağıtları
Olmazsa hayalinizde canlandırın
Hani kıyıya vuran bir çocuk vardı.
Suriyeli göçmen bir çocuk
Düşlerini dalgaların yuttuğu
Küçücük avuçlarında ülkesi
Saçlarından ölüm yürümüş çocuk!

Ahh nasıl da seyrediyor insanlık
Özgürlük ve adalet duygusunu
Ve tanrısal güzelliğini kemiren hayvanlığı.

Görgülü,b ilgili ve öngörülü insanlar gitti.
Yalancı ve çok kılıklı cehaletin
Dinginsiz isteklerine boyun eğen
İtibar ve çıkar düşkünü insanlar geldi
Ve insanlık öldü
Çağ çağ ölen insanlar
Acılarına gizemli nedenler arayan insanlar
Düşünmeyi ve sorgulamayı unutup
Şehit verdiği evlatlarının acısıyla
İhanetin bu kara gününde
Sonsuz denizleriyle çalkalanıp duran göğün
Dilsiz ve solgun aydılığına bakıp
Bir elin uzanmasını bekledi.

Canım yanar!
Canımın alazıyla
Karanlığın kıyısında
Işıklı bir yol ararım yarına.
Beynim yorulur, bilinçaltım girer devreye.
Çocukluğum gülümser
Dağların, ağaçların arasından.
Ve soğuk günlerde kenarına oturup
İçine ayaklarımızı uzattığımız
Tandırda pişirilen ekmeğin
Taze kokusu gelir taaa uzaklardan.



 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanlık öldü,öleli de çok oldu.Çığlık çığlığa şiirler yazdım ben de sizin gibi,ama fayda etmedi.Bu ülke çok kanlı terler döktü,umarım daha fazla dökmez.Ama insanevladı elini vicdanına koymadıkça,bu böyle sürüp gidecek korkarım.Biz de daha çoook,çığlık gibi şiirler yazarız böyle.Kaleminiz daim olsun.Sağlıcakla...

fisun gökduman kökcü 
 06.10.2019 13:59
Cevap :
Siz de bilirsiniz ki şiir ruhun arkadaşıdır;kanayan yaralardan sızan dertleri,acıları ve gerçekleşmesi zor istekleri,fikrin gölgesinde yaşayan engelleri,kalbi büyüleyen sözleri,bütünü anlamaya çalışan çabası,yanan yüreklerin alevini,tutkuya ulaşmaya çalışan isteği,özlemleri,aşkı,zulmü,iyiliği ve kötülüğü,güzelliği onunla paylaşarak aralarındaki sırrı açığa çıkarır.Bazı bazı yıldırımlar çaksa da dizelerin sesi bastırır o gürültüyü.Yoluna devam eder esin,dikenli olsa da yollar.Çığlıkları duyar,terli alınların öyküsünü okur,kendine kanat takmış zulmü de görür,üstüne gelen acı seline karşı kalbi ürkütmez,enginliğindeki dinginliğini korur.Vicdanın tekrar insanın içine dönmesini ister.İster ki ne bir kuş ölsün ne de bir ağaç.İnsan ki zamanı geldiğinde ölüsün.Ülke ise hiç ölmesin sonsuza değin yaşasın...İlgi ve yorumunuz için sağ olun Fisun hanım.Dileğim, insanıyla birlikte dünyamız gülümsemesini öğrenir vakit geçirmeden.Selamlar.   08.10.2019 20:42
 

Hassasiyetleri aynı olan insanların cümleleri de kardeş gibi oluyor. Dünya var oldukça olacak savaş ve yıkım. İnsanın mayasında baştan beri süregelen bir doku bozukluğu bu. Bu dünyaya gözünü açan her iki ayaklı hissedecek bu leş kokulu zulmü. Hep yazacak kalem, hep kanayacak yürek ama bitmeyecek.

Derya CESUR 
 06.10.2018 21:55
Cevap :
Yaşadığımız dünya oldukça sakin ve güzel bir yerdir aslında.Doğasıyla canlı olan her şeye huzur verdiği gibi onların tüm ihtiyaçlarını da karşılar.Ne var ki devamlı endişe ve gerilim içinde olan insan,uzun geçmişindeki tecrübeleri dikkate almayarak,kendi felaketini hazırlamaktan uzak durmadı.İnsanlığın refah ve huzuruna engel teşkil etti.Kendi eksik ve kusurlu yanlarını gidereceğine,bu üçgünlük zaman dilimi içinde,sömürüye dayalı zulmünden vazgeçmedi.Kıyım ve yıkımlarını sürdürdü.Bilinenin sınırda durup bilinmeyenin sınırsızlığına ayak atmadı.Dolayısıyla evrimleşme sürecini de aksatıp gelecek kuşakların zihinsel düşüncelerini zayıflattı.Oysa yaratılışı veya varoluşu gereği insan soyunun devamı ve uygarlığının gelişimi için gerekli olan dünya barışının korunmasının bir şart olduğunu biliyordu.Ne dünyası ve doğası ne de evreniyle ilgilendi.Öğrenmedi,düşünmedi ve sorgulamadı.Bu onurlu görevini ihmal etti.Gerçeği kendine çağırmayıp şansını kaybetti...İlgi ve yorumunuz için çok sağolun.   08.10.2018 22:21
 

Akşam serinliğinde hüzün gün batımında cehennem çocukluğumuz sesleniyor sağır olduk be annem saygılar....

özeleğitimci 
 14.06.2017 23:21
Cevap :
Milyonlarca yaşlı ve yoksullar,bir o kadar bakımsız,eğitimsiz çocuklar ve düşüncelerinden ötürü içerilere tıkılan yüzlerce sanatçısı,gazetecisi ve akademisyeni.Ve yaşama sevincini yitirmiş daha nice yığınlar.Hepsi de yaşama tutkusu içindeler.Ve ülkelerini seviyorlar.Her yeni doğan güneşin farkındalar,ama önlerine çekilen karanlık perdeden dolayı pek de göremiyorlar uzakları.Öngürüleri zayıflamış,karanlık geceleri acılı ve hüzün dolu.Gözleriyle gördüler ama yaşadıkları dünyanın nice felaketlerini,onurun ve erdemin delik deşik edildiğini,utancın ve hayasızlığın,yalanın kol gezdiğini.Ekmek mi istediler,özgürlük mü?Pek kendileri de bilemediler ne istediklerini.Geçip gitti işte zaman.Şimdi isteseler de bir şey onun yorgunluğuyla bitap düştüler.Demokrasiyi unuttular,adaletin önemini önemsemediler, insan hak ve özgürlüklerini benimsemediler.Şanslarını kaybettiler.Bir şans daha tanıyan olur mu,bilemiyorum.Kısacası dünyanın zembereği bozuldu...Sağolun.Selam ve saygılarımla.  19.06.2017 20:21
 

d/okunaklıydı.... sevgi ve saygımla.

İlhan Aşıcı 
 23.05.2017 13:13
Cevap :
Sonsuz bir çekişme sürer gider evrenin her yerinde.Bu bir toz zerresi dünyamızda da devam eder.Bir bütünün parçaları gereği evreni kuran güçlü öğelerin benzerleri yerde de kendini gösterir.Öylesine bir çekişme sürdürülür ki bulutlar bile ürküp kaçar.Denizler bulanıklaşır.Irmaklar yavaşlar.Yer kirlendiği gibi gök de kirlenir.Her şey,her şey birbirini tüketmekle meşgül olur.Bütün bunlara sebep olan insan da nesil kavgasına tutuşur,kardeş kavgasına karışır.Dinlerin silahlanması,birbirini alt etmeye çalışması ve buna alet edilen insanın ölümlü özünü unutarak birbirini öldürmesi,baskı ve zulmün,sömürünün yeryüzünde hüküm sürmesi ve bundan dolayı da örtülü veya apaçık savaşların kıyım ve yıkımlara ölüm kapılarını açması,insanlığın geleceğini ve doğasını tehlikeye sokmuştur.Kötü zamanları daha da hızlandırmıştır.Dokunaklı hislerle acısını çoğaltmış ve yarasını kangrene çevirmiştir insan;hırsını ve bilgisizliğini sonlandırıp okumasını,öğrenmesini ve sorgulamasını hızlandırmalıdır...Sağolun.   26.05.2017 0:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 1210
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 471
Kayıt tarihi
: 21.08.12
 
 

1979 Yabancı diller yüksek okulu almanca bölümü mezunuyum. 2 Yıl tercümanlık yaptım. 28 yıl da öğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster