Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mayıs '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
311
 

Kanser - Aşk - Türk Filmi

Kanser - Aşk - Türk Filmi
 

Ne zormuş büyümek ile  bluenotes1

Kanser, değil sevgilinin başına, arkadaşının başına bile gelse beni benden alacak, içinden çıkılamaz bir durumdur. Tüm yaşamsal ve duygusal dengeleriniz bir anda bozulur. İnandıklarınız, şimdiye kadar yaşadıklarınızı değerlendirmeniz, doğrularınız yanlışlarınız, hayata bakışınız değişir. Ve bütün bunları sevdiğiniz adına gözetmek, ve korumak durumunda kalmak zordur. Hem kendi akıl sağlığınızı ve ruh dinginliğinizi korumak, hem de ona hiç olmadığı kadar sevgi ve destek olmak zorundasınızdır. Fakat bunu öyle yapmalısınız ki, hissettiğinizin “Acımak” olduğunu zannetmesin. Çünkü o her konuda hassasiyet gösterecektir. Çünkü kendi canıyla yaşam savaşına girmiştir.

Bu durumda onun tümüyle bencil olma hakkı olmasına rağmen, o tam tersine sizi üzmemek adına çok şeyi sizinle paylaşmama moduna girer. Hatta hiçbir şeyden haberiniz yokken sizi terk eder. Siz onun yokluğunda ona lanetler okurken, o canıyla savaşmakta ve sizi her şeyden çok sevmektedir.

Sırf siz onu o halde görmeyin, üzülmeyin kendinizi çaresiz hissetmeyin diye. Saygı duyulası, takdir edilesi ama bir o kadar da, geride kalanları vicdanıyla baş başa bırakan durum. "Acaba mı?" sorularıyla ve "Keşke" lerle cebelleştiğiniz bir ruh hali. Acizliğinizin farkına varırsınız.  Zamanla atlatırsınız belki ve büyürsünüz elbet biraz daha. Dilinize dolanır bir şarkı...

“Ne zormuş büyümek, ne kadar zormuş sevmek.”

Böyle bir şeyle yüzleşen insan hayatın küçük sorunlarını kafaya takmıyor. Hayata daha derin bakıyor. Kimselere küsemiyor. Hiç kimseyi kırmak istemiyor. Yaşarken sevemediği saramadığı kişiyi kaybedince sevmeyi öğreniyor. Affetmeyi öğreniyor. Affedilmeyi umuyor.

Şimdi bu yazı ne kadar türk filmi değil mi? Sanki her şey başkalarının başına gelir, sizden uzaktır ya… Öyle algılanıp yaşanır ya hayat.  Başa gelmesindir ama... Geliyor... Yaşanıyor...Öyle algılanıp yaşanır ya hayat...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ahmet Bey, bu yazınızı birkaç kez okudum aslında ama ne yazacağımı bilemedim. Böyle şeyler okuduğumda boğazımdaki düğüm biraz daha sıkıyor beni. Allah kimsenin başına vermesin...:( İyi geceler,selamlar

Leyla Kanat 
 15.05.2012 0:39
Cevap :
Hayat Leyla, yaşanıyor. Ve kimse yaşananların kendi başına gelmeyeceğinden emin. HErkes kendini ölümsüz sanıyor Leyla. Ne garip değil mi hayat? Tşk.ler   15.05.2012 22:51
 

Ahmet Bey, bu hastalığın adını dahi telaffuz etmek insanı sarsıyor.Sizi anlıyorum. Hiç de Türk Filmi değil. 17 yaşını hastanede kutladığınız bir genç kız düşünün. Bir hafta sonra yok. Bir haftada yaşananları da ancak yaşayanlar biliyor. Çaresizlik kadar insanı yıkan başka bir durum düşünemiyorum...Öyle, ya da böyle, hayat da devam ediyor...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 12.05.2012 13:07
Cevap :
Başa gelmeyince, her şeyi filmlerde olur sanıyor insanlar. Başa gelmeyince hiç kendi başlarına gelmezmiş sanıyorlar. Sonra hayat devam ediyor elbet de aynı kalmıyor be! Kalmamalı zaten değil mi? HEr şey bir şey öğretmez mi insana? Öğretiyorsa bu insanlar neden böyle derseniz cevap veremem bende. Sağolun siz, iyi olun, mutlu olun. Huzurlu olun:)  12.05.2012 16:09
 

Başa geliyor...Yaşanıyor...Unutulmuyor...Ve ne doğru dediğiniz;sevmeyi,sevilmeyi,affetmeyi öğreniyor insan...Hayat neler öğretiyor insana...Sevgiler...

Berna AYTAC 
 12.05.2012 10:06
Cevap :
Küçük kız:) Gülümsüyorum seni görünce. Sen bana iyi geliyorsun da, benim yazılarım seni üzer diye üzülüyorum ben. Diyorum ki cıvıl cıvıl, tebeşirle yere çizsin sek sek oynasın daha hüzünlere vakit var. Ama ben balıklama dalarım iyi yüzerim diyorsun. Oysa yüzmek için kaç deniz var bilir misin? Ama evet... İnsanları kederler hüzünler büyütüyor, geliştiriyor, inceltiyor. Affetmeyi öğreniyor, hayata derin bakmayı, kimseyi kırmadan, küsmeden yaşamayı. İyimidir erken büyümek her zaman bilmiyorum ki. Sağol sen, mutlu ol hep, iyi ol   12.05.2012 17:23
 

“Hastalıkta, sağlıkta.” denir ya. İşte sağlıkta, varlıkta, kolaylıkta değil de; hastalıkta, yoklukta, zorlukta test edilir sevgi, aşk, her ne ise adı, bana göre. O nedenle zor durumda olanın terk edilmesi kadar, zor durumdakinin de açıklama yapmaksızın gitmesini anlayamıyorum, anlayamadım da. Nasıl acı çekiliyor bu şekilde, iki taraflı ve birbirinden habersiz. Oysa azalmaz mıydı dert, acı paylaştıkça, belki sevgi iyileştirirdi bile… Etkileyici, sorgulatıcı… teşekkürlerimle. Saygıyla…

Can ile 
 11.05.2012 21:28
Cevap :
Belki haklısınız ama... Kaç çeşit sevgi var değil mi? KAç çeşit aşk? Yollar... Tek istikamet, geri dönülmezler, ya da değirmen eşeği gibi dön dur hababam. Bazıları kendinden fala üzülüp başkalarına kendini unutur. Sevgi olsun da sonunda, başında, ortasında bir yerinde işte, nasıl olursa olsun değil mi? Teşekkürlerimle, saygılarımla  12.05.2012 17:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 268
Toplam yorum
: 1541
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 572
Kayıt tarihi
: 16.05.08
 
 

Güzel sanatlar fakültesi Müzik bölümüne gitmeme rağmen, fakülte sonunda yıllardır yaptığım turizm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster