Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '10

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
825
 

Kanser denilen bu illet

Kanser denilen bu illet
 

"RESİM:ALINTI""Sevimsiz bir hastalık, kanser.Ne yazık ki yaşıyoruz. Yaşıyoruz… "


Kanser… Günümüzde çığ gibi büyüyen bir illet. İsmi bile korkutucu, soğuk, buz gibi. Etrafımı gözlemledim şöyle bir. Yakın çevremde, akrabalar, eş, dost, arkadaş... Derken üşenmedim tek tek yazdım isimlerini. Tam yirmi beş kişi bu amansız hastalığa yakalanmış. Bazıları hayatını kaybetmiş. İçim titredi gerçekle yüz yüze gelince. Son günlerde çok fazla duyar olduk ne yazıkki bu amansız hastalığı.

Vaktiyle radyasyonlu çaylar içtiğimizi hatırladım. Deli danalı etleri yediğimizi. Sonra kuş gribini… Domuz gribini…Ozon tabakasının delindiğini… Sonra, sonra radyasyonlu balıkları tükettiğimizi… Sinekli domatesleri… Hani yurt dışına ithal edilmişti de iade etmişlerdi aynı armutlar gibi ve yurdum insanı hazır ucuz bulmuşken bol bol tüketmişti.

O günlerden bu günlere geldik. Düşünüyorum da ister istemez acaba o günlerin mirası mı bugün hızla yayılan kanser? Gerçi o günlerden bugünlere değişen pek bir şey yok. İnsan sağlığı hala tehdit altında. Genetiği değiştirilmiş organizmalarla karşı karşıya değil miyiz? Hormonla büyütülmüş meyve ve sebzeler. Ne domateslerde o mis koku kaldı ne de lezzet. Oysa Türkiye tarım ülkesiydi bir zamanlar ama ya şimdi?

Teknolojinin gelişmesiyle dört bir yanımızı kaplayan hatta bizi kapsama alanına alan radyo aktif ışınlar cep telefonları, bilgisayarlar, baz istasyonları içinde yaşamıyor muyuz?

Sonra stres. Günümüzün başka büyük sorunu. Asabiyiz çoğumuz.Gerginiz. İş yeri sorunları ile boğuşuyoruz belki. Belki ayın sonunu nasıl getireceğimizin derdine düşmüşüz. Aman sen de stres mi deyip geçmeyin. Unutmayın ki duvarı nem insanı gam yıkar.

Ben doktor değilim elbet ama okuduğum kaynaklardan öğrendim ki her insanda kanser hücresi bulunuyormuş. Yaşadığınız çevre koşulları, sizi çepe çevre saran stres, yedikleriniz, içtikleriniz… Tüm bunlar ve benim bilmediğim başka faktörler de olumsuz etkilediğinde bünyeyi, direnci düştüğünde vücudunuzun bir yerlerinden patlak veriveriyormuş. Koynunuzda beslediğiniz uyuyan yılan uyanıyor ve bir anda alaşağı ediveriyor yaşamınızı.

Düşünsenize aniden beliren şikayetlerinizle hastaneye koştunuz. Tetkikler yapıldı ve sonuç “kansersiniz.”

Evet, doktorlar için bunu söylemek kolay, alışmış olmalılar, ne de olsa işlerinin bir parçası. Söyleyecekler elbette. Çünkü siz, size ne olduğunu, hastalığınızın sebebini öğrenmek istiyorsunuz. Bu sizin en doğal hakkınız.

Ama bir yakınınız ise bu kötü hastalığa yakalanan. Donakaldıysanız doktorun peş peşe sıraladıkları karşısında. Nutkunuz tutulduysa. Tedavisi mümkün değil dediyse…

Öğrendiğime göre birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü evreleri varmış bu illetin. Dördünce evre en kötü olanı. Yolun sonu. Hele bir de metastaz yaptıysa… Yani kemiklere sıçradıysa… İşte o zaman ömür biçiveriyorlar yakınınıza, canınızdan canınızı koparıveriyorlar. Hani “nur topu gibi bir oğlunuz oldu” veya “nur topu gibi bir kızınız oldu” diye bırakıverirler yeni doğmuş bebeği kucağınıza işte öyle bir şey. “Nur topu gibi kanserli bir hastanız oldu.” Oldu… Her şey Allah’tan tabi, hayır da, şer de. Ama bizlere de akıl vermiş yüce Rabbim. Kanser yapan yiyecek, içecek, vs. leri bildiğimiz halde ve zaman zaman bu hastalığa yakalanan bir eş, dost duyduğumuz halde hiçbir şey yapamıyoruz.

Sonra doktor “Geçmiş olsun.” diyiveriyor.

“Keşke geçmiş olsa…Ama bu söylediklerinden sonra nasıl geçecek ki?”

Yapacak bir şey yok dercesine başını yana eğiyor doktor.

Evet yapacak şey yok. Belki çok şey var. Elimiz kolumuz bağlı değil belki de ama uykuda mıyız ne? Etrafımızda olup biteni görmüyor muyuz ne? Düşünüyorum da günlerce domuz gribi konuşuldu medyada. Yazıldı çizildi. Ne oldu peki?
Unutuldu gitti.

Kanımca kanser vakaları domuz gribinden ciddi boyutlarda. Hani yukarıda yirmi beş kişiden bahsettim ya… Benim bildiklerim. Ya hastanelerde kemoterapi, radyoterapi seanslarında şifa arayanlar? Ya henüz hastalığının farkında olmayanlar. Yakınının hastalığını bilip bunu söyleyemeyen ve o üzülmesin diye yüreği kan ağlarken, yüzüne baktığında bin kere ölürken mutluymuş gibi rol yapanlar. Gecesi gündüzüne karışanlar. Kötü bir haber alacağım diye kulağı telefonda olanlar…

Alınan ilaç ya da ışın tedavilerinin yan etkileri… Kanserli hücrelerin yanı sıra sağlam hücrelerinde ölmesi. Bir süre sonra sağlam hücreler yerlerine geliyormuş, öyle yazıyor kaynaklar ama ishal, ağızda yaralar, enfeksiyon kapma riski, düşen beyaz küreler, iştahsızlık, yorgunluk, asabilik, ağrılar ve daha pek çok şey. Bol bol protein alınması lazımmış. Karbonhidrat alınması sonra.

Uygunsa ameliyat şansı da var tabi. Kanserli yeri kesip almak… Kökünden kurtuluş olabilir mi yoksa başka yerden yeniden patlak verebilir mi, elbette bilemeyiz. Lakin erken teşhiste en azından tedavi edilebilme ve iyileşebilme şansınız var.

Unutmamamız gereken bir husus daha var ki… O da genetik miras. Birinci derece yakınlarında kanser olan bireyler de risk grubu altında. Bir gazetede okudum geçen gün göğüs kanseri için yazmışlardı ama belki başka tür kanserlerde de uygulanabiliyordur. O kanser türünün geni kan tahlili ile vücudunuzda var mı yok mu anlaşılabiliyormuş.

Bir de kantaron otu, ısırgan otu, zakkum gibi alternatif tıpta tavsiye edilen bir takım bitkiler var. Yararı var mı yok mu, bilemem elbet. Ama bildiğim şu ki… Denize düşen yılana sarılıyor. Fakat derim ki doktora danışmadan bu otları kullanmayın. Zira hangi tür kansere hangi tür ot iyi gelir bilemezsiniz. Birine iyi gelen şey diğerinin derdini körükleyebilir. Hani kaş yapalım derken göz de çıkarmayalım.

Sevimsiz bir hastalık, kanser.

Ne yazıkki yaşıyoruz. Yaşıyoruz…

Dilerim hepimizi sağlıklı günler kucaklar ve bu illet kıyınıza köşenize uğramaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mutsuzluk ve stres bu aşşağılık hastalığın.Ben de 47 yaşında ağabeyimi lenf kanserinden kaybettim, yaşanan süreç en acısı. Hoşnut olmadığınız herşeyden kurtulmayı öğrendik, ama acı bir tecrübeyle öğrendik maalesef. Ben şimdi çevremdeki herkese söylüyorum, sizi mutsuz eden ne varsa kurtulun.İş, eş,ev, evlat, akraba, arkadaş.. Çünki hiç bir şey sağlığımızdan daha önemli değil. Kaleminize sağlık,herkese sağlıklı bir yaşam diliyorum.Selam ve sevgilerle..

Gülpembe 
 04.03.2010 12:53
Cevap :
Başınız sağ olsun. Hayat bomboş işte.Dün akşam bir dostumuzun ölüm haberini aldık bizde. Dokuz senedir kanserle mücadele ediyordu. Yenilmiş.... Sevgiyle.  05.03.2010 9:52
 

Bizde ailemizden birini,,,,canım ağabeyimi kaybettik bu illet hastalıktan,,,,,,aniden geldi ve tam 6 ay sonra ağabeyimi aldı gitti,,,,,,kızı hemşireydi neler yapmadı ki yaşatabilmek adına ama olmadı olamadı,,,,,,,Bu hastalıktan öleh herkese ve diğer ölenlere ALLAH tan rahmet diliyorum,,,,,,mekanları cennet olsun,,,,,,,,sevgiler arkadaşım,,,

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 03.03.2010 20:11
Cevap :
Canım benim başınız sağ olsun. Alalh rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun. Ölüm karşısında aiz ladığımız tek geröçek. Elimizden bir şey gelmiyor ama kanser yapan etkenler karşısında millet olarak daha duyarlı davranabiliriz belki. Kimsenin canının yanmasını istemiyorum çünkü. Sevgiyle kal.  04.03.2010 9:56
 

Gözümüzün içine baka baka içilen o çaylar, radyasyonludan mıydı acaba? Her aile bu drama yakından tanık. Tıp gitgide gelişiyor ve kurtulanlar da oluyor, yeter ki erken teşhis olsun. Sana ve babana sabır ve dayanma gücü diliyorum Papatya... Allahtan umut kesilmez.

Ayten Dirier 
 03.03.2010 12:55
Cevap :
Teşekkür ederim Hocam. Tüm hastalara şifa diliyorum.Esenlikelr dilerim.  03.03.2010 15:30
 

Kanseri ailesinde yaşayan bir olarak.Bu hastalığı da sevmek gerektiğini öğreniyorsun.Birde insanlar saklıyor doktor soruyor birinci derece kimde var o an düşünüyorsun yok ve tedavi seyri bir türlü oluşamıyor ama insanlarla paylaştığında en yakınında olduğunu duyuyorsun.Ben sülalemde bu kadar yaygın olduğunu çok geç öğrendim çünkü hepsi tedaviyi reddetmiş.Şuan benim ailem ve sülalemde 5 kişi aynı dönemde tedavi oluyor.Bazen kayıp dediğimiz şey kazancımız oluyor.Bazen kansere de alışıp başının tacı yapıyorsun.Yazdıklarını anlıyorum ama şuan okuyan ve bu hastalıkla savaşanlarda var ve moralede.Yürek damıtıyor isyanı ama alışılacak.Yüreğine sağlık...

naz akyol 
 03.03.2010 9:59
Cevap :
Bir tanem çok geçmiş olsun tüm aile bireylerine. Allah'tan şifa diliyorum tüm hastalara.Benim öfkem bu hastalığa yakalanmama gibi bir olasılığımız varsa ve insanlar kazançlarını düşünerek ya da başka şeyleri GDO lu, hormonlu vs. yiyecek, içeçek üretiyorsa... Baz istasyonlarını burnunmuzun dibine kuruyorsa mesela... Belki de daha çok eğitimle, daha çok bilinçlenmeliyiz. Önlemimizi almalıyız. Gözü kapalı kabullenmemeliyiz bazı şeyleri. Ama tabi hayır da şer de Alalh'tan..Onun dediği olur ama dedim ya bize de akıl vermiş Ulu MEvlam başak hiç bir canlıya vermediği... Sağlıklı günler diliyorum Naz'ım.Sevgiyle.  03.03.2010 12:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 747
Toplam yorum
: 1755
Toplam mesaj
: 225
Ort. okunma sayısı
: 756
Kayıt tarihi
: 13.06.07
 
 

Ankara'da doğdum. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimimi Ankara'da tamamladım. AÜİF iş idaresi b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster