Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ekim '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
3548
 

Kanser neden çoğalıyor?

Kanser neden çoğalıyor?
 

Size MSG adlı bir yiyecek katkı maddesinden bahsetmek istiyorum. Bir çoğunuz duymuştur adını. Açılımı; Mono Sodyum Glutomat!


Bu mucize maddenin olağanüstü bir özelliği var. Yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından lezzetli algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor. Hangi yiyeceğe katılırsa katılsın lezzet veriyor.


O yüzden gıda üretimcilerinin gözdesi haline gelmiş bir madde. Hem karlı, hem kontrolsüz, hem denetimsiz!


Peki MSG zararlı mı?


İsterseniz okuduktan sonra karar verin.


Bu madde Nörotoksin! Maalesef sinir hücrelerine zarar veriyor ve merkezi sinir sistemini mahvediyor. Ardından Alzheimer, Parkinson, Sara, göz retina tabakası hasarı, doyma mekanizmasında bozukluk, obozite ve büyüme hormonu baskılanması, pankreas hasarı ve lenfoma gibi birçok hastalığa davetiye çıkarıyor.


Hamilelerde plasenta bariyerini geçebiliyor. Böylece bebek de aynı tahribatlara maruz kalıyor.


Bu madde hangi yiyeceklere konuyor? Saydıklarımı okuyunca şaşırmayın lütfen!


Özellikle çocukların çeşit çeşit alıp yedikleri CİPS başı çekiyor. Televizyonun on dakikada bir reklamını yaptığı markalardan çocuklarına almayan var mı? Ben de alıyordum.


Eşim kansere yakalanana kadar! Tabiî ki eşim cips yediği için kansere yakalanmadı. Ama kanser mikrobu evimize girdikten sonra bir onkoloji doktoru gibi her şeyi araştırmaya ve didiklemeye başladım. Biz şanslıydık. Tek bir bölgede mevcut kanser metastas olmadan kemoterapi ile yok oldu.


İnsanın başına gelmeyince neler olduğunun farkında değil inanın. Uzaktan sadece “kanser vakaları çoğaldı” diyoruz hepimiz. Bir gününüzü ayırın ve Cerrahpaşa Onkoloji servisine gidin. Hatta yüreğiniz dayanırsa, yerin yedi kat altında PET tarama servisine inin ve şifa bekleyen o minicik çocukları görün. O kadar çoklar ki!


Neden çocuklar?


Çünkü MSG’nin kullanıldığı diğer sektör Fast food yiyecekler. Çocukların en çok tükettiği o lezzetli hamburgerler. Hani yanında verilen oyuncaklarla daha da cazip hale getirilen hamburgerler! Yapılan araştırmalarda haftada 3-4 kez bu ürünlerden yiyen çocuk beyin tümörü, lenfoma kanseri ve lösemi tehlikesiyle karşı karşıya.


Son yıllarda rafine gıdaların tüketimindeki artışa paralel olarak, turşu, yoğurt ve çeşitli salamuralar gibi geleneksel fermantasyon gıdaların az tüketilmesi, tükettiklerimizin de patörize edilmesi veya antibiyotik katılarak piyasaya sürülmesi vücudumuzun mükemmel probiyotik dengesini zaten altüst etmiş durumda. Bir de vücudumuza zarar veren bu yiyeceklerle beslendiğimizde ortaya vahim bir tablo çıkıyor.


MSG başka nerelere konuyor? Meyveli yoğurtlara, hazır et suyu tabletlerine, hazır çorbalara, dondurulmuş dondurmalara, hazır keklere, ucuz meyve sularına, sosis ve salam çeşitlerine…


Liste uzayıp gidiyor.


Pekala madem bunca zarar var, neden kullanılmasına hala izin veriliyor bu maddenin?


Küresel dünyada, ticaret de küreselleşmiş de onun için! Ticaret devleri insaf ve merhamet gibi duygularla çalışmıyor maalesef! Onların tek amacı var, çok kar ederek büyümek!


Büyümek! Büyümek!


Son zamanlarda organik tarım yapan çok güçlü özel şirketler türedi. Buralarda itina ile yetiştirilen ürünler dış pazarlara sürülüyor. Semt pazarında satılan organik bir ürüne rastlayanınız var mı? Ben hiç görmedim. Lüks marketlerin raflarında görebilirsiniz ancak. 1kg fasulyenin 12 YTL gibi fiyatla satıldığını düşünürsek bu ürünleri sizce kimler alabiliyordur?


Lütfen şimdi yazacaklarımı yabana atmayın!


Farkında mısınız ülkemizde son on beş yılda çocuk hastalıklarında büyük bir artış var. Diyaliz cihazına bağlı yaşayan, küçük yaşta şeker hastalığına yakalanan, lösemi teşhisi konan, obez, asabi, dengesiz, engelli, çeşitli bilinmeyen mikrop ve yeni yeni teşhisi konulamayan hastalıklı çocukların sayısı hızla artmakta. Şu anda ülke nüfusunun %12 sini teşkil ediyorlar.


Çünkü bu zararlı yiyeceklerin tüketimi çok fazla.


Bu hastalıklara sebep olanlar, ilaçlarını da ihmal etmemişler. İlaçların ne kadar pahalı olduğunu düşünürsek bu da madalyonun diğer karlı yüzü tabi. Değerli bir büyüğüm şöyle demişti; "dünyada 3 büyük mafya vardır. 1= silah mafyası, 2=eroin mafyası, 3=ilaç mafyası"


Şimdiki eğitim sistemimiz endüstri, tarım ve genel kültür alanında yetersiz! Yeni nesiller tehlikenin farkında değil. Bu zararlı gıdaları siz evinize sokmasanız dahi dışarıda rahatlıkla temin edip yiyorlar. Kola hakkında bunca uyarı varken hala çoğunluğu kola içiyor.


Emperyalist devletler, egemen olmak istedikleri toplumun eğitimli olmasını istemezler. Onlar için önemli olan elde edecekleri yeni sömürü kaynaklarıdır unutmayın!


Kanada'nın 13 milyon nüfuslu eyaleti Ontario'da Eyalet parlementosunun kararı ile tüm okullarda kola ve cips satışları yasaklandı. Neden? Bu gıdaların hiçbir besin değeri olmadığı ve çocuklara zarar verildiği kanıtlandığı için!


Her yıl eskiyen, yaşam kaynakları azalan, küresel ısınma ve kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir dünyamız var. Küresel güç olan emperyalist devletlerin acımasızlığının arttığı, dengelerin ve haritaların değiştirilmek istendiği bir dünyada yaşadığımızı ve bu dünyanın belki de en güzel coğrafyasında yaşadığımızı da asla unutmayalım.


İçinde MSG maddesi bulunan yiyecekleri lütfen tüketmeyin ve çocuklarınıza da yedirmeyin. Geleceğimiz için bu çok önemli!

Sağlıkla kalın…


Kaynak; Prof Dr. Mustafa Nutku ve İlhan Şarman

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fastfood yemez benim oğlum, hamburger yese bile içine asla ketçap mayonez koymaz ama gelin görün ki cipse hiç biri dayanamıyor. Okulda öğretmeni de cips ve kolanın zararından söz etmiş şimdi etkilenmiş öğretmeninden cips yemiyor, kola içmiyor ama yeni bir ürün çıkardı bir firma ismini vermiyeyim, çikolatalı mısır çerezi diye bir şey ondan yemek istiyor. Almasam tutturuyor, alsam ayrı bir dert, cipsle başım fena halde dertte yani sevgili Özgür Martı. Şöyle bir çözüm buldum şimdilik bir paket aldım ertesi gün istediğinde bitmiş gelmeyecekmiş dedim. Bakalım ne kadar etkili olacağım? Yazınız çok önemli, tam da bam telime geldi dokundu:)) Sevgi ve saygılarımla, dostluk dileklerimle...

Özlem Akaydın 
 15.10.2008 15:20
Cevap :
Sevgili özlem çikolata soslu mısır çerezi ben kendim evde yapıyorum. Mısırları patlatıp çikolata sosu hazırlıyorum ve sadece ellerime bulaştırıp mısırlara sürüyorum. Kuruduğunda muhteşem bir lezzet oluyor. Çikolatayı da kendim evde yapıyorum. Besin değeri yüksek, cevizli, bademli, kuru incirli, üzümlü çikolatalarım her daim sehpenın üzerindedir. Sizde deneyin!  15.10.2008 18:23
 

İyi diyorsunuz, güzel diyorsunuz da, biz bu konulara ancak bu yaşlara geldiğimizde vakıf oluyoruz. Genç yaşta herşey çok daha kolay görünüyor, insan daha gözü kara oluyor. Şimdi bu zararlı maddeleri eve sokmasak yine de çocuklarımızı koruyabilecek miyiz? Tüm günü dışarda, okullarda geçiren çocuklar bilinçli davranabilecekler mi? Ne kadar zor... Yazınızı oğlumun mail adresine göndereceğim şimdi. Sevgiyle sağlıkla kalın. Not:Eşiniz adına çok sevindim, geçmiş olsun.

Nilgün Akad 
 07.10.2008 21:49
Cevap :
Teşekkür ederim. Ayrıca haklısınız, bizim için bazı konularda maalesef geç kaldık. Ama hiç olmazsa çocuklarımızı kurtaralım. İki sene önce ailece o kadar büyük bir üzüntü geçirdik ki, hayatımız altüst oldu. Bu hepimize ders oldu. Çocuklarım ne kola içiyor ne de zararlı yiyecekleri tüketiyor. Bir yerden başlamak gerek. İlla başımıza kötü bir olay gelmesi beklenmemeli! Sevgiler...  07.10.2008 22:42
 

GDO' lu yiyecekler pazarlarda, raflarda şık ambalajlarda bizi beklerken... Hamburgercilerde hala kuyruklar varken... Su damacanasında bile tehlike varken... Yağı hala vıcık vıcık kullanıyorken... Evlerimize hala PVC kapılar, pencereler takarken... Çevresel etkiler hala göz ardı ediliyorken... Ve ilaç sektörünün gözünü bu kadar kazanç hırsı bürümüşken.... En önemlisi bizde bu kafa varken... Nereye kadar korunacağız? Sevgiyle...

Haluk Seki 
 06.10.2008 9:50
Cevap :
Evet sevgili Haluk, insanoğlunda kafa denen bir organ var ve kafanın içinde de beyin! Beynimizi kullanarak bu gibi uyarılara kulak vereceğiz. Satın almayacağız, tüketmiyeceğiz. Sen zaten bilinçli bir tüketiciydin ve ne büyük bir üzüntü geçirdiniz. Hele hele şimden sonra yukarda yazdığım gıdaları sokar mısın mutfağına? Hepimiz bunu yapmalıyız! Çünkü hastalıklar kapımızda sıraya girmiş bekliyor!  06.10.2008 16:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 174
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 2562
Kayıt tarihi
: 17.06.08
 
 

Hayat benim için herkesin iyi kötü rolünü oynamaya çalıştığı kocaman bir sahne. Ben de bu sa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster