Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '06

 
Kategori
Beslenme / Diyet
Okunma Sayısı
2713
 

Kanser sebze ve meyve yememe hastalığı

Kanser sebze ve meyve yememe hastalığı
 

Bu saptamayı; Amerikalı ünlü diyetisyen Dr. Joel Fuhrman, ''yaşamak İçin Ye'' isimli kitabında yapmış.

Amerikalılar Fast- food tarzı yemek kültürüne sahip. Fuhrman, bu değerli eserinde; Amerikalıların başta kalp rahatsızlıkları olmak üzere kanser ile de kuşatma altında olduğuna dikkatleri çeker.

Ülkemizde de maalesef Fast- food tarzı yemek alışkanlığı hızla yayılmakta. Yalnız kanserin yayılmasında ülkemizde çevresel faktörler daha etkili olmakta. Sanayi kuruluşları hala su kaynaklarını kirletmeye devam etmekte.

Doğanın amansız bir şekilde talanı; bitki örtüsünü yok edip çölleşmeye, dolayısı ile de topraklarımızdaki mineral değerleri ya çok azaltmakta ya da sıfırlanmasına sebep olmaktadır.

Beslenme alışkanlıklarımızın da tek düze, dengesiz ve karın doyurmaya yönelik olduğu düşünülürse bu gibi hastalıklara açık kapıda aralamış oluyoruz.

Kanseri önlemede henüz gıda güvenliği açısından standartlara ulaşılmaması da zaafiyetlerin devam edebileceği izlenimini vermektedir.

Uzmanlara göre, zaten vücudumuz her gün belli miktarda kanser hücresi üretmekte. Alınan bazı gıdaların kanser hücrelerini belli bir seviyede tutan antitoksin etkisi var. Bu açıdan en çok antitoksin etkisi olan gıdalar da sebze ve meyvelerdir. Sebze ve meyve ile beslenmeyi alışkanlık haline getirmeliyiz. Amerikalı diyetisyen Dr. Fuhrman kanseri önlemede etkili olmak için uzun yıllar süren ve sürecek olan sebze ve meyve ağırlıklı gıdalar ile beslenmeyi önermektedir. Bizim uzmanlarımız da aynı kanaattedirler.

Ben de 10-13 yıldır sebze karışımı çorba (Haftada 10-13 kase) ile beslenmeyi denemekteyim. Meyveyi de uzmanlar, dört çeşit olarak yemeklerden önce güne yayarak yenilmesini önermektedirler.

Kırmızı ve beyaz etin nadiren, ancak proteinin bitkisel gıdalardan karşılanmasını vücudun direnci açısından daha sağlıklı olacağını bildirmektedirler.

Bir de medyada ya da yazılı basında kanser ile mücadelede kafa karıştırıcı haberlere rastlamaktayım. Kısaca isim vermeden genel bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Yazılı basın heberleri sebze ve meyve yeme alışkanlığı üzerine kurmalı. Mesela şunu yalnış bulmaktayım; hergün bir sebzeyi taksit taksit haber yapıp, aman aman o kadar etkili ki kanseri tuş etmektedir ki anlatamam şeklinde..

Vatandaş o haberin içindeki sebzenin gıda güvenliği içinde olup olmadığını merak etmekte. Hiç olmaz ise nereden geldiği, hangi su kaynakları ile sulandığına dair, mineral değerleri ile birlikte satış yerlerinde bulunmasına dikkat etmeliyiz. Bu konuda da ısrarcı olmalıyız.

Herkes biliyor; Türkiye bir çernobil faciası yaşadı. Henüz bunun sonuçlarını alamadık!

Bu sebeple gıda güvenliği üzerinde standartları yakalamak için mücadele gerekmekte. Medyada bu çalışmaların izlerini göremiyoruz.

Bu koşullarda kanser olmak asla kader olamaz; kader de değildir...

Kanser ile mücadelede sorumluluklarımızın bilincinde miyiz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ben de www.kolay-zayiflama.com ve www.diyet-tube.com sitelerini tavsiye eidyorum.

mehmet sami 
 29.10.2009 11:10
 

Sayın Ali Çolak; Basında kanserli hastaların nasıl beslenmesi konusunda kafa karıştırıcı bilgiler olduğunu söylemişsiniz. Size katılıyorum. Örneğin Yale Üniversite'sinin son yaptığı araştırmaya göre süt ürünlerinin (keçi sütü belki hariç ) mukozada mikrop ve hücrelerde balgamlaşmaya yol açtığı konusunda bulgular olduğu bildiriliyor. Meme kanserini ameliyatsız ve tedavi (kemo-radyoterapi ) görmeden sadece makrobiotik beslenme rejimi uygulayarak önleyen araştırmacı-eğitmen Alman Silvia Egger -şu anda Bodrum Bitez'de yaşamaktadır 2006 Kasım ayında İstanbul Naturel Festivali sırasında yaptığı " Kansersiz Yaşam " adlı workshopunda bizlerle paylaştı. Okyanus Yayınlarında mevcut bir kitaptan en iyi makrobiotik beslenme kitabı larak sözediyor. Kendisi de bu rejimi uygulamış. Ayrıca Çernobil faciası'ndan etkilenen eşim 2004 yılında 46 yaşında akciğer kanserinden öldü. Ama inanın onu ve diğerlerini kanser yapan radyoaktiviteden önce stres ve yaşam sevincinin eksikliğidir. Mine Kavalalı

Mine Kavalalı 
 11.12.2006 0:53
Cevap :
Yorumunuz için teşekkürler, ayrıca başını sağ olsun. Pozitif düşünmek de önelmli.  11.12.2006 13:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 1163
Kayıt tarihi
: 08.09.06
 
 

Tarihi kent Niğde'de doğdum. Ankara Üniversitesi S.B.F Basın Yayın Yüksek Okulundan mezun oldum. Ara..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster