Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
355
 

Kanserleşen kişilikler

Seçimler yaklaştıkça toplumsal yaşamda siyaset konuşmaları arttı. Değim yerindeyse yaşamımız siyasallaşmaya yüz tutu. Ancak siyaset konuştukça toplumsal yaşamımızda kaybolmaya başlayan inanırlılığın nedenleri, insanımızın siyasetten soğumasının nedenleri üzerine düşünürken bir dostumun bana verdiği Dr Gündüz Tezmen beyefendinin “Bir Biyoloji Öyküsü” adlı yazısı bende ilginç çağrışımlar yarattı.

Öykü şu;

Kadın ve erkekten gelen birer hücre , birleşerek insanın temelini oluştururlar. Bu hücreler bölünerek önce 2, sonra 4, giderek 8, 16 ve32 şeklinde geometrik çoğalma devam eder. Hücre sayısı çoğaldıkça iş bölümü yapma gereksinimi doğar. Bazıları kemikleri, bazıları karaciğeri bir kısmı kalbi ve akciğer gibi organları oluşturmak üzere görev alırlar. Bu gelişme 40 haftanın sonunda küçük bir insanın dünyaya gelmesini sağlar. Ancak hücreler arası iş birliği sona ermez. Akciğer kanı Oksijenlendirir, kalp bu kanı bütün vücuda yayar, böbrekler kanda biriken maddeleri süzer ve dışarı atar. Karaciğer bir kimya fabrikası gibi vücuttaki, yaşam için gerekli tüm kimyasal işlemleri sürdürür, hatta vücudun kaloriferi görevi yapar. Bütün bu organlar büyük bir işbirliği içinde çalışırlar. İşte bu dengenin tam ve kusursuz olmasına biz SAĞLIK diyoruz.

Bazen, böylesine ahenk ve düzen içinde çalışan hücrelerden birisi karakter değiştirir. Bütün bu dengeleri umursamadan sadece kendi çıkarı için çalışmaya başlar. Bir parçası olduğu insan adlı varlık için hiçbir şey yapmadan sadece kendi doyumsuz ihtirası için çalışır. İşte KANSER adı verilen bu hücre, insan organizmasındaki tüm kaynakları sadece kendi yaşamı ve üremesi için kullanır. Sürekli tüketir, sürekli çoğalarak olabildiğince çok dokuyu işgal eder. Bu süreç kendisi açısından bakıldığında çok başarılıdır. Ama bu arada insan denilen organizma, tüm kaynakları bu doyumsuz hücre grubunca tüketildiği için giderek güçsüz, zayıf ve bitkin hale gelir. Dokularda yapılması gereken görevler, amaçları görev yapmak yerine o dokunun kaynaklarını tüketmek olan hücreler grubu tarafından işgal edildiğinden her şey aksamaktadır.

Bencil kanser hücresi, başarısının doruğuna ulaştığında, aslında kendi sonunu da hazırlamıştır. Tüm kaynaklar tükendiği için yaşaması mümkün olmayan insan adlı organizma ile beraber toprağa gider ve yok olur.

Bu seçim süreci içinde insan organizması olarak Türkiye’yi, ya da yerel beldelerimizi alırsak kanserleşen hücreleri de biz vatandaşlardan birileri olarak algılarsak yani aynayı alıp yüzümüze baktığımızda ne kadar kanserleştiğimize bakarsak ne görürüz acaba? Ya da hiç”Ben ne kadar Kanserleştim” diye özeleştiri yapanımız olacak mıdır? Yoksa kanserleşme devam edip gittikçe bir süre sonra bütün vücudun yok olması gibi yok olup gitmeye kendimizle birlikte bütün bir toplumu da sürükleyecek miyiz?

Biliyorsunuz Kanserin erken teşhisi hayat kurtarır siyasette de böyledir erken teşhis hayat kurtarıcıdır benden söylemesi. Bir doktor olarak ben teşhisimi yazdım şimdi sıra sizde haa göreyim sizi ...!!??

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 45
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1289
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Düşünmeyi ve yazmayı çok severim. Yaşama ilişkin çelişkileri görmekte ısrarlıyımdır. Muhalif olmaya ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster