Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '16

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
85
 

Kanuni’nin de hayalini süsleyen şehir: Viyana!

Kanuni’nin de hayalini süsleyen şehir: Viyana!
 

Viyana


Uzun zamandır bir proje kapsamında gittiğimiz ve 21 gün kaldığımız Avusturya’nın başkenti ve en büyük şehri olan Viyana’dan bahsetmek istemiştim. Ülkemin ve kendi yoğunluğumdan dolayı bu güne nasipmiş ki bu satırları yazıyorum artık. Sokakları, binaları kısacası her şeyi ile tarih kokuyordu Viyana...  Birçok imparatorluğa başkentlik etmiş bu güzide şehir Avrupa’nın en güzel ve ilgi çekici şehirlerinden biri idi ki zaten UNESCO tarafından dünya kültür mirası olarak ilan edilmiş.

Tüm yaşanmış imparatorlukların tarih izlerini görebiliyorsunuz, sanki bir tarih zaman tüneline girmiş gibi hissedersiniz kendinizi Viyana’ya has kahvenizi yudumlarken. Burada şunu da söylemek zorundayım ki Viyana’nın kahve alışkanlığı Osmanlılara dayanıyormuş. Osmanlıların Viyana’dan dönerken kaldıkları yerlerde bıraktıkları kahve ile tanışmışlar, o gün bu gündür de kahvelere kendilerine özgü tatlar katmışlar.

Klasik müziğe orada doyuyorsunuz. Önceleri çok anlam verememiştim, sokaklarda hatta her adımınız da müzik ile haşir neşir olabiliyorsunuz. Dünyanın müzik başkenti olmasının nedeni ise Mozart, Mahler, Haydn, Beethoven ve Strauss gibi ünlü müzisyenlerin buraya damga vurmuş olması. Vaktiniz varsa ve hoşlanıyorsanız o tarihi binalarda tiyatro ve müzik konserlerini izleyerek büyük bir keyif alabilir ve tarihi bir hatıra olarak belleklerinize nakşedebilirsiniz…

Kent adeta bir ulaşım ağı ile kaplanmış. Aldığınız bir rehber kitapçığı ile Viyana’yı bir baştan bir başa kaybolmadan dolaşabilirsiniz. Ufak kaybolmalar hariç tabiî ki. Metro, tramvay, otobüs hepsi mevcut…

Tarih şehri olan Viyana’da kiliseler, saraylar ve sanat binaları görülmeye değer ve size tarih seyrinize de ışık tutacak niteliktedir.  Hele de Hofburg sarayı nasıl bir ihtişam ile zengin ailelerinin yaşadığına bir kanıttır. Schönbrunn sarayı, Viyana kraliyet sarayı, Belvedere sarayını da unutmayın sakın. Joseph meydanında ki kütüphaneye ise hayran kalmamak mümkün değil. Müzelerin sayısı ise oldukça fazla, hepsini anlatmak burada mümkün değil ama Albertina müzesi, Sanat Tarihi Müzesi, Doğa Tarihi Müzesi gibi yerler muhakkak ziyaret edilmeli diye düşünüyorum. Aziz Stephan Katedralinin mimari yapısı ise sizi büyülüyor. Hayvanat bahçesini gezdiğinizde de müthiş bir keyif alıyorsunuz.

Hayatımda en keyif aldığım şeylerden biridir nehir kenarında yürümek, bunu Tuna nehri kıyısında rahatlıkla yapabilirsiniz.  İsterseniz teknelerle Nehir turu da yapabiliyorsunuz.

Osmanlılar bu ihtişamlı şehri fetih etmek için iki sefer düzenlemişler ve başarılı olamamışlar. Kanuni’nin hayalini süslemiş bu şehir. Ömrü de vefa etmemiş zaten.  O yüzden Habsburg Hanedanlığı “Bütün Dünya’nın hanedanlığı Avusturya’ya aittir” sözünün Latince baş harflerini armalara yazmışlar kahramanlıklarını heykeller ile tasvir etmişler. Yapılan tarihi heykeller ile Osmanlılara ve yeniçeri askerlerine karşı hoş olmayan tasvirler içermesi çok zoruma gittiğini burada ifade etmek isterim.

Viyana’daki nüfusun yüzde on civarı Türklerin olduğu söyleniyor. Bu yüzde onun içinde de yüzde doksanı Yozgatlılardan oluşuyormuş.  Sokaklarda Türkçe bilen muhakkak çıkıyor ya da Türk lokantası arayacaksanız bulmanız çok da zor değil. Hele bir hemşerime rastlayıp ekmek arası döner yemenin keyfini hiç unutamıyorum. Küçük camileri mescitlerine rastlayınca giriyorsunuz ve güler yüz ile karşılaşıyorsunuz, bu da sizin orada yabancı olmadığınızı hissettiriyor. Hatta cumaları tam bir panayır haline dönüyor. Lahmacunlar falan yapıyorlar misafirlerine ikram etmek için.

Viyana yaşanabilir bir şehir. 21 gün boyunca çok güzel anılarım oldu. Cadde sokaklarında dikkatinizi hemen çeken çok güzel giyimli şık beyleri ve alımlı hanımefendileri görebiliyorsunuz. Lokantaları ihtişamlı marketleri insanlar ile dopdolu.  Ben bu şehri heykelleri dışında Kanuni gibi sevdim…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 182
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 174
Kayıt tarihi
: 12.12.13
 
 

Prof. Dr. Hamdi Temel, 1966 yılında Sorgun'da doğdu, İlk ve orta öğretimini Sorgun'da tamamladı v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster