Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
160
 

Kanunlarımızın uygulama yanlışları

Kanunlarımızın uygulama yanlışları
 

"Her Türk vatandaşı kanunlar karşısında eşit muamele görür" kanunlarımızın en temel maddelerinden birisi. Bu olağanüstü güzel ve hiç kimsenin itiraz etmeyeceği kanun maddesi acaba gerçek hayatta nasıl uygulanıyor? Bu ülkenin tüm insanları kanunlarımız karşısında eşit muamele görüyor mu?

Şimdi ola ki sıradan bir vatandaş ile çok tanınmış, herkesin bildiği, zengin, kariyer sahibi bir kişi örneğin İbrahim Tatlıses oldu ya bir suçtan zanlı oldular. Gözaltına alınma halinden itibaren yukarıdaki madde tam olarak uygulanıyor mu?

İbrahim Tatlıses'e "Buyurun İbrahim Bey karakola gidelim, diğerine hadi karakola" diyeceklerdir. Hatta itip kakacaklar az direnirse yerlerde sürükleyecekler, belki de joblayacaklardır. Tatlıses’e insan gibi davranacak sempati gösterecekler ötekine bir suçlu gibi muamele edeceklerdir. Aynı tutum karakolda da sürer. İbo'ya "Buyrun bir kahvemizi için" diye izzet ikram gösterilir. Diğeri itilir kakılır sorgu gerekçesiyle işkence edilir, daha neler neler. Buraya kadar iddia ettiğim şeylerin böyle olmayacağını bu ülkede bir kişi dahi söyleyemez. Çünkü bu manzaraları her gün yaşamaktayız. Bu olumsuz tablo görevlilerin iyi yetiştirilememiş olmaları ve diğer eksikliklere bağlanır.

Bence asıl neden bu değildir. Kanunlar egemen güçlerin etkisi, hatta müdahalesiyle bilerek bu şekilde hazırlanmaktadır. Yani kâğıt üzerinde doğru ve mükemmel, uygulamada belli bir uygulama şekli yok tamamen kişilerin inisiyatifine bırakılmış. Bir kısım kanun yapıcılar sömürü düzeninin sahipleri tarafından çeşitli şekillerde satın alınarak korkutularak kontrol altında tutulmaktadırlar. Bilinirki Türk halkı kanunlara karşı tek laf söylemez, söyleyemez. Bu, egemen güçlerin eline verilmiş çok büyük bir kozdur.

Zaten hükümet, hatta devlet az ya da çok bu düzenin sahiplerinin elindedir. Onlar da istedikleri gibi kendilerine uygun kanunları çıkarmaktadırlar. Onun içindir ki devleti milyarlarca lira dolandıran bir hortumcu bir tepsi baklava çalan çocukla aynı cezayı yemektedir. Onun içindir ki üç defa ömür boyu hapse mahkûm edildiği söylenen bir katil hapishanede en fazla 20 yıl kalmaktadır.

Ben Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına, devletine, vatanına, milletine, bayrağına bağlı ve saygılı bir kişiyim. Bunlar için gerekirse seve seve ölürüm. Ben bir kısım kanunların metinlerine ve uygulanış biçimlerine karşıyım. Türkiye Cumhuriyeti kanunları başımızın tacıdır.

Tekrar İbrahim Tatlıses’e dönelim.

Her ikisi de Tatlıses de sıradan kişi de bu ülkenin vatandaşıdır. Eşit muamele görmeleri gerekir. Kanun böyle diyor. Peki, neden farklı muamele görüyorlar?
Farklı muamele sadece bu kadarla sınırlı olsa neyse.

Hâkim de bir insandır. İster istemez önyargılıdır. Ona göre sanatçı bu suçu işlemiş olamaz. Bunda mutlaka bir yanlışlık vardır. Bu suçu şu ne idüğü belirsiz kılıksız adam işlemiştir. Bunlar toplum düşmanıdır. Hepsini yok etmek gerekir. Hâkimin kafasında bu fikirler olabilir. Ayrıca hâkim sanatçının hayranı olabilir. Onun türkülerini seviyordur. Belki hemşerisidir. Belki orada Tatlıses yerine bir mafya babasının olduğunu düşünelim hâkim korkabilir. Tüm bunlar davanın seyrini değiştirebilir.

Diyelim ki deliller Tatlıses’i suçlu çıkardı. Bu sefer hâkim. İsteyerek işlememiştir baskı vardır bir kaza olmuştur şeklinde Tatlıses’i korumaya çalışabilir. Daha kötüsü hâkimlerin takdir hakkı vardır. Örneğin 4 ila 10 yıl arasında cezaya bu haklarını kullanarak vicdani kanaatle karar verirler. Burada hâkim suçlu İbo’ysa 4 diğeriyse 10 yıl cezaya hükmedebilir.

Bu nedenle zengin hatırı sayılır kişilerin küçücük cezalarla kurtuldukları çok görülmüştür. Fakirin cezası ise tam olarak verilir.

Peki, bunun çözümü yok mudur? Elbette vardır ama bilerek çözüm aranmamaktadır. Çünkü sömürücülerin işlerine gelmektedir. Hem belki daha az ceza alırlar ham de itibarları bu suçlu halleri nedeniyle fazla zarar görmez. Fakir ne yaparsa yapsın.

İlgililer ise, işte, polisi eğiteceğiz, kanunlar çıkaracağız gibi çoğu sözde kalan icraatlarıyla bizleri oyalamaktadırlar. Oysa polisi eğitseniz de, 100 tane kanun çıkarsanız da bu sorunun çözümü başkadır. Okumuş polis de ayrım yapar ve kötü davranır. Sorunun çözümü tekniktir, bilimseldir. Yeni düzende yapılacağı gibi zanlı veya suçlu, suç ve suçluyu takip birimince evinden alınır. Bu iş için özel hazırlanmış bir araçta uygun giyisi, maske ve benzeri şekilde bir düzenle kimliği gizlenir. Teslim alan ve nakleden farklı görevlilerdir. Ayrımcı davranılması mümkün değildir. Çünkü giyisinin içindekinin kim olduğu belli değildir. Sadece numaraları vardır.378 nolu suçlu gibi. Hâkim karşısına gelen insanın kimliğini bilmediği için etkilenmesi söz konusu değildir. İstese de istemese de eşit davranmak ve sadece kanundaki cezayı vermek zorundadır. Çünkü karşısında ne büyük bir sanatçı, ne holding patronu ne de bir mafya babası vardır. Kanun ne diyorsa onu yapmak zorundadır. Bu uygulama Yeni düzende teknolojinin de yardımıyla rahatlıkla yapılabilecektir.

Ayrıca gözaltına alınan kişi veya kişiler gerçekten suçlu olmayabilirler. Aileleri ve çevrelerinin gözü önünde rencide edilmeyecekler kendilerine ve ailelerine inceleme ve soruşturma için belli bir süre misafir edilecekleri belirtilecektir. Diledikleri zaman görüşebilecekleri, telefonlaşabilecekleri, eğer suçlu değilse zaten endişe etmemeleri zanlının yakınlarına bildirilecektir. Gözaltına alma sırasında kaçma teşebbüsü olmadığı sürece son derece kibar davranılacak asla bir suçlu gibi davranılmayacaktır. Hatta elde suçlu olduğu konusunda kesin kanıtlar yoksa kendisi müdürlüğe çağrılacak, bilgisine başvurulacağı bildirilecektir. Bu şu anda zengin, mevkii sahibi ve şöhretli kişilere uygulanmaktadır. Kanun uygulayıcıları burada bile çok ciddi bir ayrım yapmakta sıradan kişileri davet etmek yerine sürükleyerek götürmektedirler.

Yeni düzende bununla da kalınmayacaktır.

Suç ve Suçluyu Takip Birimi kişiyi nakil aracındaki görevlilere teslim eder. Özel yapılmış nakil aracında kişi teknolojinin elverdiği ölçüde tanınmayacak şekilde gizlenecektir. Bunda amaç görevlilerin ve hâkimin ayrımcı davranışlarını önlemektir. Zaten kanun da bu nedenle vardır. Kişiler numaralanır. Fakat gerek giyisi ve gizleme eşyaları, gerekse görevlilerin tavır ve davranışları insan onuruna yakışır şekilde olmalıdır.

Karakolda veya müdürlükte başka görevliler teslim alır.

Kişilerin bu gözaltı nedeniyle manen zarara uğramamasının yanında maddi olarak da bir kaybının olmaması gerekir. Ücretliyse ve suçsuzsa gözaltı süresince alması gereken ücretini çalışıyormuş gibi alır. İş adamıysa özel çalışıyorsa bir maddi kayba uğramayacak ölçüde zararı derhal karşılanır. Çünkü suçsuz insanı sen oraya götürüyorsun, işinden ediyorsun. O kişi ev geçindiriyor. Ayrıca gözaltında bulunduğu sürece evindeki rahatı aynen sağlanır. Kısaca kişi bu başına gelen durum nedeniyle eğer suçsuz olduğu ortaya çıkarsa manen ve madden hiç bir kayba uğramaz. Suçlu olduğu tespit edilenlere yapılan tüm masraflar kendisinden tahsil edilir.

Bu arada Güvenlik Sisteminin araştırma ünitesi ”Güvenlik Sistemi özel yetiştirilmiş, on binlerce kişiden oluşan, teknolojiyi sonuna kadar kullanan, bütün ülkede görev yapan dev bir birimdir” derhal araştırmaya başlar. Yüzlerce binlerce kişiden oluşan araştırma ekipleri diğer birimlerle koordineli çalışarak suç ve suçlu konusunda kesin delilleri en kısa zamanda elde ederler.

Burada üzerinde durulacak çok önemli konu: Hiç kimseye suçu kesin olmadığı takdirde suçlu gibi davranılmamasıdır.

Hâkim karşısına suçlular yine öyle gizlenmiş halleriyle çıkarlar. Konuşunca tanınacakları için ifadelerini yazılı olarak verirler. Duruşma izleyicisiz yapılır. Çünkü hem Hâkimin hem de sanık ve tanıkların izleyicilerden etkilenmesi mümkündür. Duruşmanın kaseti duruşma sonunda sanık yakınlarına verilir.

Ağaç Hareketi Sistemi Türkiye’nin yeni düzeni olma iddiasındadır. Halkın %76 oranındaki "Evet" oyuyla kabul edilmesi öngörülen "Türkiye'nin yeniden yapılandırılması" projesidir. Bu yazıda kanun maddelerinden biri ele alınmış uygulamada eşitlik ve adaletin nasıl sağlanacağı özet olarak anlatılmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Arkadaş, söz aramızda ; ileri sördüğünüz konuda tarihte görülmemiş bir haksızlık hüküm sürüyor. Nasıl mı ? Yalan yok. Siyasetci bir bayan "sayın" sözcüğü nedeniyle başı belaya giriyorsa, yani, zindana atılıyorsa, biz diktatörlükle idare ediliyoruz demektir. Yalan yok ha ! Belgeli: Leyla Zana'ın durumuna bakın lütfen. Partileriyle ilişkim yok fakat durum bu. Yalan yok ha ! Bayramınızı kutlar ; yazı yaşamınızda gerçekleri yansıtmak açısından başarılar dilerim. ŞEMSETTİN MURAT

ŞEMSETTİN MURAT 
 08.12.2008 17:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 4534
Toplam yorum
: 12278
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 681
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster