Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '09

 
Kategori
Meslekler
Okunma Sayısı
2104
 

Kanunsuz meslekler

Kanunsuz meslekler
 

AB kapısında bekleyen 21. yy. Türkiye’sinde, var olup hala varlığını kabul ettirememiş meslek gruplarının olması, bunun da özellikle sağlık alanında olması, o kapıda daha çok bekleyeceğiz anlamına geliyor sanırım.

Kanunsuz iş yapan biri olarak (!) benimle aynı kaderi paylaşan sağlık sektörü çalışanlarını merak edip araştırdım. Sağlıkta öğrenilerek ve tecrübe ile kazanılmış meslekler zamanla bilimselleşerek edinilmeye başlanmıştır.

Sağlıkta bilimselliğe dayalı profesyonelleşme süreci ile mesleki eğitim ve hasta bakımı belli kurallara bağlanmaya başlamıştır. Bununla birlikte ilk olarak 1910 yılında ABD’de Flexner Raporu ile tıp eğitimi hastanelere bağımlı olarak yapılmaya başlanmış ve ardından hastane ve sağlıkla ilgili mesleklerin bazı kurallara bağlanmış ve ruhsatlanmıştır.

Türkiye’de ise ilk Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam’ın uğraşları ile 1928 yılında yılında 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarz-ı İrcaına Dair Kanun bir devrim gibi çıkarılmıştır. Tabi bundan sonraki düzenlemeler maalesef çağın çok gerisinde kalmıştır. Sağlık hizmeti veren meslekler dünyada çeşitlenmesine rağmen Türkiye’de uzun yıllar faaliyet gösteren mesleklerin bile mesleki tanımları ve yasaları yoktur! Hatta hemşireliğin bile yasası 2007 yılında yenilenmiştir, tabi bu da sektörü memnun etmeyen bir yasa olmuştur.

Türkiye’de bazı kaynaklara göre 29 sağlık personeli olmasına rağmen sadece 10 mesleğin tanımı yapılmıştır ancak bu tanımlamalar da yine günümüz şartlarına uyum sağlayamamaktadır. Meslek örgütlerinin ve yasal düzenlemelerin yetersizliğine bağlı olarak çok sık yaşanan hukuki ve etik sorunlar, mesleki saygınlığın aşınmasına neden olmakradır.

İşte yasası olmayan mesleklerden bazıları;

- Fizyoterapistler; Hukuken insan üzerinde doğrudan müdahale eden en az 4 yıl üniversite eğitiminden sonra edinilebilen, profesyonel bir sağlık mesleği olan fizyoterapistliğin hak, yetki ve sorumlulukları yasalarla belirlenmemiştir. Fizyoterapistler görevlerini halen 1928 yılında yapılan 1219 sayılı kanun ve 1937 yılında düzenlenen 3153 sayılı kanundan dayanak alan “fizyoterapi ve bunlara benzer müesseseler hakkında nizamname” çerçevesinde yürütüyorlar. Ancak ilk fizyoterapistler 1965 yılında görev almaya başlamıştır.

- Diyetisyenler; mesleki sorunlarının giderilmesi için 43 yıldır mücadele vermektedirler.

- Radyoloji teknisyenleri ve teknikerleri; Henüz meslek yasa ve tanımları olmamasına rağmen tabi oldukları bazı kanun ve tüzükler bulunmaktadır. Radyoloji, Radyum ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamname (Tüzük) ile radyoloji teknisyenlerinin çalışma düzeni ve Radyoloji Ünitelerinin standartları belirlenmiş durumdadır ancak bu kanunlarda radyoloji teknisyen ve teknikerlerinin diğer sağlık teknisyenleri ve teknikerleri gibi görev ve yetkilerinin ve meslek standartlarının belirtilmemiştir. Ayrıca Röntgen laboratuvarlarının Türkiye Atom Enerji Kurumu (TAEK) tarafından denetlenip ruhsat verilmesi gerekirken bazı illerde bu cihazlar TAEK tarafından hiç görülmemiş ve bu laboratuarlarda Radyasyon Güvenliği Testleri yapılmamıştır.

- Psikologlar da 30 yılı aşkın bir süredir uğraşmalarına rağmen henüz meslek yasalarını alamamışlardır. Avrupa'da meslek icra eden psikolog meslektaşlarının serbest çalışma hak ve koşullarına sahip değillerdir. Bunun dışında psikoloji biliminin sağlıkla ilgili alt dalı olan Klinik Psikoloji alanında; uzmanlık, doktora ve doçentlik unvanları verilmemektedir. Onun yerine Uygulamalı Psikoloji gibi psikolojinin tüm alt dallarını kapsayabilecek genel bir unvan kullanımına zorlama yapılmaktadır. Oysa ilgili alt dalın evrensel adlandırılması Klinik Psikoloji; ilgili unvan da Klinik Psikologluktur.

- Hemşirelere ilişkin 6283 sayılı ilk yasa 1954 tarihinde yürürlüğe girmiş, Türk Hemşireler Derneği'nin öncülüğünde 5 Mayıs 2007 tarihinde yapılan değişiklikle güncellenmiştir. Ancak hemşirelik meslek yasası güncellenmesine rağmen çeşitli çevrelerde bazı memnuniyetsizlikler devam etmektedir.

Yeditepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Hayran’a göre;

Ülkemizdeki sağlık meslekleri açısından karşı karşıya olduğumuz en önemli sorunlar şu şekilde sıralanabilir:

• Sağlık mesleklerinin çeşitliliği ve sayısı yeterli değildir. Yetki ve güç alanının genişliğine alışmış olan geleneksel meslekler, yeni mesleklerin ortaya çıkışına kolay kolay izin vermemektedir.
• Meslek mensuplarının sayısı ve dağılımı toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde yeterli değildir.
• Mesleki eğitim-öğretimde kalite sorunu vardır. Neredeyse var olan tüm sağlık mesleklerinde kalite sık sık sorgulanmaktadır.
• Eğitim-öğretim programları hazırlanırken ülkenin gerçekleri, sektörün ihtiyaçları çoğu zaman göz önünde tutulmamakta, ilgili sektör ile üniversitenin etkili bir işbirliği kurulamamaktadır.
• Mesleki örgütlenmeler yeterli değildir, var olanlar etkin değildir ya da amaca uygun çalışmamaktadır.
• Sınırlı sayıda meslek dışında mesleki yasal düzenlemeler yetersizdir.
• Meslek örgütlerinin ve yasal düzenlemelerin yetersizliğine bağlı olarak çok sık yaşanan hukuki ve etik sorunlar, mesleki saygınlığın aşınmasına neden olmaktadır.

Görüldüğü gibi ülkemizde hizmet vermeye çalışan sağlık personeli’nin önemli çoğunluğu hala özlük haklarına sahip değildir. Bu durum hem meslek mensuplarının mesleki saygınlığının aşınmasına, hem de yeterli ve kaliteli hizmet vermesine engel olmaktadır.

(hastane dergisinden özetlenerek alınmıştır.)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 3268
Kayıt tarihi
: 15.09.07
 
 

Fizyoterapist & Osteopat & klinik pilates mat 1 eğitmeni & PNİ öğrencisi Bir sağlıkçı olarak Türk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster