Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
2780
 

Kanunu olmayan meslek fizyoterapistlik

Kanunu olmayan meslek fizyoterapistlik
 

Hep duyuyoruz çevremizde fizik tedaviye gittim ama hiç iyi olamadım diye. Öyleyse ya bu fizik tedavi denilen şey bir işe yaramıyor ya da bize yapılan şeyin fizik tedaviyle alakası yok.

Ben bir fizyoterapistim. Fizyoterapist olmak için bu devletin üviversitesinde 4 yıl lisans eğitimi aldım. Bu eğitim süresince anatomi, fizyoloji, nöroloji, ortopedi, beyin sinir cerrahisi, kadın hastalıkları ve doğum, histoloji, patoloji, dahiliye, romatoloji, pediatrik nöroloji ve nöroanatomi gibi temel tıp bilimleri yanında, biyomekani, ısı-ışık, kinezyoloji, psikoloji, rehabilitasyon ilkeleri, normal motor gelişim, manuplatif tedavi, elektroterapi, nörofizyolojik yaklaşımlar, kardiyak rehabilitasyon, nörolojik rehabilitasyon, ortez ve rehabilitasyon, iş ve uğraşı tedavisi, sporcu sağlığı, tedavi hareketleri ve psikososyal rehabilitasyon gibi teorik ve pratik dersler aldım.

Ardından da okulumu bitirip bir çok meslektaşım gibi mesleki eğitim kuslarına katıldım ve halen de katılmaya devam etmekteyim. İşim hekim tarafından tanısı konmuş hastalıkların tedavisini yapmaktır.

Oysa Türkiye'de tanı sonrası işin fizyoterapi kısmını fizyoterapiste bırakan çok az hekim olduğu için fizik tedavi seansları doktorun yazıp önerdiği elektropi ajanlarını herhangi bir elemanın yapmasından daha öteye gidemiyor. Evet yanlış duymadınız son yayınlanan Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile fizik tedavi uygulamaları hekim dışı herhangi bir sağlık elemanı tarafından uygulanabilir hem de ülkemizdeki hazır yetişmiş 5000 fizyoterapistin varlığına rağmen... (Haklarını yemeyelim bir de hastanın eline tutuşturulan egzersiz kağıtları var!)

Bu hekim dışı herhangi bir sağlık elemanı bazı hastanelerde sağlıkla uzaktan yakından ilişkisi olmayan, eskiden kuaförlük ya da tezgahtarlık yapmış biri bile olabiliyor. Bu personel 45 dakikalık fizik tedavi seansı boyunca aynı anda en az 3 hastaya elektroterapi uygulayıp hastayı tedavi (!) ediyorlar. Ardından eğer hasta biraz şanslıysa bir fizyoterapist tarafından 10 dakika içinde hastanın egzersizi gösteriliyor ihtiyacı varsa terapatik masaj yapılıyor ve hasta apar topar gönderiliyor. İğneyi önce kendimize batıracaksak eğer bu duruma sessiz kalan meslektaşlarım da büyük hata yapıyorlar üzülerek söylemeliyim.

Bütün bu yazdıklarım günümüz Türkiye'sinin maalesef acı ama gerçekleri. Benim teorikte öğrendiğim fizyoterapi yaklaşımı bu değildi. Benim öğrendiğime göre ilgili uzman hekim tarafından (ortopedist, nörolog, romatolog, fizik tedavi hekimi vs.) tanısı konularak bize gönderilen hastaların önce tüm kas, kemik ve eklem durumu değerlendirilerek hastanın ihtiyaçları belirlenir ve bu ihtiyaçlar doğrultusunda hastaya gerekli tedavi planı oluşturulur.

Günümüzde tedavi amaçlı kullanılan elektroterapi ajanları aslında hastayı egzersize hazırlamak (dokuları yumuşatmak) amaçlı 45 dakikalık seansın sadece ilk 10-15 dk.sında kullanılır. Ardından gerekliyse terapatik masaj ile tedavi bölgesinin kan dolaşımı arttırılır. Gerekli manuel terapi teknikleri kullanılarak koruma, kuvvetlendirme ve / ve ya germe egzersizleri hastaya verilir. İlerleyen seanslarda şimdiki tedavilerde adı bile geçmeyen oysa tedavide en önemli yeri kaplayan denge ve proprioception (Vücudumuz hareketleri sırasında pozisyonunu korumak, dengesini sağlamak ve uyumlu-sıralı bir biçimde hareket etmek zorundadır. Bu beyin tarafından organize edilen bir durumdur. Proprioception egzersizleri hareket ve beyin arasındaki ilişkiyi geliştirir. ) egzersizleri hastaya yaptırılır ki bu sadece fizyoterapi hastasına yaklaşımdır.

Yine benzer şekilde çalıştığımız tüm alanlarda yani ortopedi ve travmatoloji, nöroloji / pediatrik nöroloji, psikiatri, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, beyin ve sinir cerrahisi, genel cerrahi, kardiyoloji, kalp damar cerrahisi, göğüs hastalıkları / göğüs cerrahisi, onkoloji, kadın doğum, tüm yoğun bakımlar, plastik cerrahi / yanık üniteleri, romatoloji, rehabilitasyon merkezleri / protez-ortez üniteleri, endüstri alanları, okullar, spor klüpleri, huzur evleri, mesleki rehabilitasyon merkezleri, kaplıca merkezlerinde de tüm hastalara benzer şekilde tedavi programı belirlenir ve uygulanır.

Tabi bu yazdıklarım da teoriden öteye gidememektedir. Bunun en önemli sebebi ise biz fizyoterapistlerin bir meslek yasasının olmamasıdır. Meslek yasamızın olmayışından dolayı ya hastalar fizyoterapistlere ulaşmada sıkıntı çekiyorlar ya da ulaşsalar bile fizyoterapistler hastalarla tam yetki ile çalışamıyorlar. Bunun yanında bir çok şarlatan yasal boşlukları kullanarak kendini fizyoterapist olarak tanıtıp maddi kazanç elde elde edebiliyor, yine sağlıkla ilgisi olmayan başka meslek grupları da fizyoterapist sayısının azlığını öne sürüp fizyoterapistlik yapacağını iddia edebiliyor.

Biz fizyoterapistler meslek yasamızı almak için uğraşıyoruz. Lütfen siz de hasta ve ya hasta yakını olarak aldığınız tedavinin kalitesini sorgulayınız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 3193
Kayıt tarihi
: 15.09.07
 
 

Fizyoterapist & Osteopat & klinik pilates mat 1 eğitmeni & PNİ öğrencisi Bir sağlıkçı olarak Türk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster