Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '10

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1435
 

Kapadokya korunmalı

Kapadokya korunmalı
 

Kapadokya’da genellikle aynı yerler gezilir görülür. Bölgeye gelenlerin çoğu değişik yerler görmek istemezler sanki. Daha önce gördükleri yerleri tekrar görmek için ısrar ederler. Gazeteci ve haberciler de öyledir. Bölgede Türk araştırmacılar ve tanıtımcılar bile hep umuma açık ve bilinen yerlerle ilgilenirler. Farklı ve ilginç bir yer görmek istemezler veya bilmezler. Oysa Kapadokya’da güzellikler detaylarda gizlidir.

Kapadokya’nın geleni gideni eksik olmaz.

!984 yılında Thomas Miller adında fotoğrafçı bir Amerikan ile karşılaşmıştım. Benim konuğum olmuştu. Bir aydan fazla ülkemizde kalmış, zamanının çoğunu Kapadokya içinde Avanos’ta geçirmişti. Bir gün, Tom’un isteği üzerine nalbura uğrayarak urgan, balta gibi şeyler aldık ve o gün sabah erkenden yalnız olarak Tom fotoğraf çekmeye gitti. Gitmeden önce de bana, gittiği mevkiyi tarif ettikten sonra , “saat 19’a kadar gelemezsem polisi ara” diye tembih etti. Nedenini sorduğumda riskli bir yerde resim çekeceğini söyledi. Tom’un korktuğu olmadı ve verdiği saatten önce döndü. Resim çektiği derin bir vadiydi. Urganı önce çalıya, sonra da beline bağlayıp aşağı inmiş ve oradan fotoğraflar çekerek tekrar urganla tırmanıp çıkmıştı. Kolaycılığa kaçmamıştı. Belkide çalıştığı dergi, kolaycılığı kabul etmeyecekti. Tom’a uzun bir süre asistanlık ettim. Yürürken bile, doğal oluşumları incitmemek için doğaya karşı ne derece titiz davrandığını görerek güzelliğin değerini ve önemini anladım.

Geçenlerde bir profesör, Kapadokya’da görülen oluşumlar için, “elden yapma” demiş. Burada tabiat, inanılması güç, büyüleyici görünümler sunuyor. O profesör de ihtimal ki, diğer ziyaretçiler gibi şöyle bir teğet geçtiği için öyle düşünmüş olabilir.

Tarihi ve doğal güzellikleri tanımak, bilmek, korumak ve gelecek nesillere aldığımız mirası olduğu gibi devretmek bir insanlık görevi.

Tarihi ve doğal güzelliklere değer vermek, bir kültür birikimini gerektirdiği kadar, onları korumanın nasıl olacağını bilmeyi zorunlu kılıyor. Bazen kaş yapayım derken göz çıkartıyorsunuz.

Projelere aniden karar veriliyor ve uygulamaya sokuluyor .Göreme Açık Hava Müzesine yaptırılıp, bir süre sonra da yıktırılan aynalı cam piramitte, Zelve Ören yerindeki inşaatta, Paşa bağı’ndaki peribacalarının içine kadar iş makinelerinin sokulması gibi.

Peri bacalarının arasında düzenlenen konserler sırasında hoparlör titreşimlerinin peribacalarına verdiği zarar kesin. Zaten bu tür olaylardan sonra özellikle Zelve’de kendiliğinden uçmalar, yıkılmalar artmış durumda.

Zelve Paşabağı’n da eski bağları şenlendirmek güzel . Fakat bir avuç eski bağı sürdürmek için, traktör yerine at veya insan gücünü kullanmak daha iyi olurdu .Çünkü Kapadokya’nın en ilginç peri bacaları burada ve onlar çok hassas.

Peri bacaları tüf denilen yumuşak bir oluşum.Her ne kadar uzaktan sert taş gibi görünseler de elinizle ovaladığınızda tüf toprak elinize gelir.Ayrıca şapka denilen üstteki sert ve ağır kısım yumuşaklığın üstünde durduğundan titreşimlerden etkilenebiliyor.

Kapadokya örselenmeye hiç gelmiyor. Hüseyin Seyfi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gezme ve görme fırsatım oldu... Ve doğa nın yarattığı muhteşem bir güzellik... Ama tabiki biz maalesef binlerce yılda oluşan o güzelliği diğer sahip olduğumuz tüm güzellikler gibi yoketmek için elimizden geleni ardımıza koymuyoruz. Ne nedir bilmiyor ve araştırmıyoruz. Bir süre önce bir belgesel kanalının (yabancı) muhabirinin kimsenin girmediği (biz dahil) yerlere girip görüntüleri dünyayla paylaşması acaibime gitmişti. Buralara sahip çıkmakta da , araştırmakta da , tanıtmakta da ne kadar eksik kaldığımızı görüp, hayıflanmıştım açıkçası... Paylaşımınızı görüncede çok üzüldüm.. Ama ilgili kurumlarında bunu bile bile, sahip çıkmaması yada izin vermesi ayrıca düşünülmesi gereken bir konu... Teşekkürlerle...

medusa-x 
 23.03.2010 17:21
Cevap :
sevgili okuyucu Az okunan bu yazıda ifade etmek istediğim öz, ancak bu kadar iyi anlaşılabilirdi. Anlayan insan ve kurum çok az olduğu içindir ki, konu, vitrine dahi konma gereği duyulmadı ve Milliyet blog önemsemedi. Oysa bu gibi konular çok önemli. Kapadokya benim babamın çiftliği değil, senin, onun, hepimizin. Hatta insanlığın ortak değeri.Saygıyla ilginize teşekkür ediyorum.  24.03.2010 15:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 498
Toplam yorum
: 466
Toplam mesaj
: 149
Ort. okunma sayısı
: 1520
Kayıt tarihi
: 12.08.07
 
 

Öğretmen Okulunu ve İktisat Fakültesi Kamu yönetimi bölümünü bitirdim, eğitimciyim, İyi derecede ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster