Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Şubat '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
263
 

Kapalıçarşı; kapalı kutu..

Kapalıçarşı; kapalı kutu..
 

Kapalıçarşı denince aklıma ilk gelen, karmakarışık kokularla dolu o hafif rutubetli kalabalıktan çok, her bayram arefesinde dönüşünü pencerelere sarkarak gözlediğimiz babamdır. Çalışacak işlerin olduğu mutlu zamanlarda yolunu ölesiye beklediğimiz, ana ocağından, yar ocağından ayrı kalmış askerin tezkeresini beklercesine geleceği güne kadar şafak saydığımız babam, her iki koltuğunda iri çantalarla geldiği vakit, alıştığımız o mistik koku da onunla birlikte evimize gelirdi. Ne olduğunu hiç umursamazdık, yalnızca hediyelerimizi, bayramlıklarımızı birbirimizle yarışır gibi kapardık, yarını ve dünü aklımızdan hiç geçirmeyerek. Bildiğimiz tek şey, tüm bu mutluluğun, kapalıçarşı denen devasa bir yerden geldiğiydi. İlk gençliğine kadar hiç kapalıçarşıya gitmemiş biri olarak, o zamanlarda böylesi yerleri hayalimde zenginleştirebildikçe zenginleştirirdim.

Heyecanın ve telaşın yüz çizgilerinde kol gezdiği gelinlik çağı kızlardan, yorgun bir ömrü geride bırakıp hayatın bir köşesine tutunmaya çalışan ihtiyarlara, kundaktaki ağzı süt kokan melek timsali bebelere, endişeli ve kızgın annelere, şaşkın şaşkın etrafında dönen, bir aşina yüz arayan amcalara, yaşamın geçim kaygısına ram ettiği ve tüm ağırlığını alabildiğine yüklediği seyyar satıcılara, mektep çıkışını hızlı bir koşuşturmaya rast getirmiş öğrenci gruplarına kadar her kesimden insanın ortak buluşma noktasıdır burası. Burası yeknesaklığın dibine vurmuş bir halkın rahat nefes alabildiği tek duraktır adeta.

Giyilmemiş çamaşırlar nasıl kokar bilirsin,

Sandık odalarında;

Senin de dükkanın öyle kokar işte.

Ablamı tanımazsın,

Hürriyette gelin olacaktı, yaşasaydı;

Bu teller onun telleri,

Bu duvak onun duvağı işte.

Ya bu camekandaki kadınlar?

Bu mavi mavi,

Bu yeşil yeşil fistanlı...

Geceleri de ayakta mı dururlar böyle?

Ya bu pembezar gömlek?

Onun da bir hikayesi yok mu?

Kapalıçarşı deyip geçme;

Kapalıçarşı,

 Kapalı kutu.

 

Orhan Veli’nin kaleminde ölümsüzlüğe uzanmak ister Kapalıçarşı. Ablasına duvak bulamaz ama onun kalbine dize olabilmiştir.

Kapalıçarşıda günümüzün mazide kalmış komşuluk denen sıcacık değeri hayat bulur. Dostluklar uzun bir zamanın toprağına ekilen karşılıklı filizlenmiş tohumlarda doğmuştur. Adeta ayrı bir dünya kurulmuştur burada, dışardan bihaber. Bu dünyanın kendine ait insanları, sokakları, caddeleri bulunur. Her sokağında farklı farklı ailelerin işlettiği farklı farklı dükkanları vardır. Farklı insan diyorum, çünkü Kapalıçarşı dünyasında meslekler aileden gelmedir. Uzun yılların sinede biriktirdikleriyle yapılan el emeği göz nuru muazzam eserler, vitrinlerin önünü süsleyerek gelip geçen ziyaretçileri büyük bir tevazuyla selamlar ve olabildiğine takındıkları edayla kendilerine dokundurtmadan geçirmez onları. Sihirli bir güçleri vardır çünkü onların.

Alan memnun satan memnun, bu çarşı mutlu ve kalabalık dünyasından memnun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 478
Kayıt tarihi
: 24.02.14
 
 

1993 doğumlu, Kocaeli Üniversitesi tıp fakültesi mezunu, kitapsever, sinemasever, seyahatsever, y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster