Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '08

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
802
 

Kapanma ve cinsellik

Kapanma ve cinsellik
 

İnsan dediğimiz varlık karmaşık bir yapıya sahiptir. Yirmi birinci yüzyılın başlarında olduğumuz şu yıllarda, insanoğlu bilimde ve teknolojide büyük ilerleme kaydetmiştir. Uzayı bile ele geçirmiş olan insanoğlu, şimdi yeni gezegenlerde yaşam koşullarını araştırmaktadır. Yakın bir gelecekte, ışık hızına ulaşacak uzay gemileriyle sonsuzluğa gidilecek ve böylece dünyanın yaradılışına ulaşılacaktır.

Bunun yanında, teknoloji, tıp dünyasına girmiştir. Teknoloji sayesinde artık insan vücudunun ayrıltılı haritaları çıkartılmıştır. Artık, DNA şifreleri çözülebilmektedir. İnsanların genleriyle oynanabilmektedir. Yakın gelecekte şiparişe göre çocuk da yapılacaktır. Yani, olacak çocuğun boyu, ten rengi, göz rengi, saç rengi gibi çeşitli organlarına müdahale edilecektir.

Bilimadamları teknolojinin onlara sağladığı olanaklarla yeryüzünden gökyüzüne birçok yeni buluşa imza atarken, canlıların yapıları hakkında da birçok yeni buluşa imza atmaktadırlar.

İnsanın maddesel dünyası mıncık mıncık araştırılırken, ruhsal yapısı nasıl inceleniyor? Ya da incelenebiliyor mu?

İnsanın ruh yapısı elle tutulur, mercek altına alınır gibi olmadığından inceleme alanı sorgusal yöntemlerle araştırılmaya çalışılmaktadır. Böyle olduğunda da varılan sonuçlar varsayımlardan öteye gidememektedir. Zaten bütün pozitif bilimler dışındaki bilim dalları varsayımlara dayanmaktadır.

İşte size insanoğlunun cinsel yaşamı. Belli ki insanın varolduğu ilk günden beri bir cinsel yaşam da olmuştur. Yine belli ki ve varsayılan o dur ki, ilk insanlarda cinsel ilişkiler ayıp olarak karşılanmamıştır. Bugün bile dünyanın birçok yerinde ve özellikle uygarlıktan uzak kalmış topraklarda cinsel ilişki sıradan bir eylem gibi görülmektedir. Fakat, uygar diye nitelediğimiz birçok ülkede, cinsel ilişki topluluk önünde yapılamayacak kadar "ayıp" görülmektedir.

Cinsel ilişkiyi ayıp gören ülkeler dışında bir de bu ilişkinin zorlanmasını, kışkırtılmasını bile suç sayan ülkeler vardır ki, bu ülkelerin başını bugünkü dünyada İslâm ülkeleri çekmektedir. İslâm ülkelerine göre cinselliği çağıran, eşi cinselliğe davet eden kadındır. Bu nedenle de bütün İslâm ülkelerinde kadınlar kapatılmaktadır. Bir İslâm ülkesinde kadın kara çarşafa girerken, diğer ülkede burkaya sokulmaktadır. Ya da son yıllarda bizde oludğu gibi yayılmakta olan "türban" ya da "sıkma baş" dediğimiz giysiler kadınlara lâyık görülmektedir.

Dış yapımız, yani bedensel yapımız nasıl olursa olsun, ruhsal yapımızı temelinden yönlendirecek olan cinsellik asla kapanamamaktadır. Kadın, her ne koşulda olursa olsun cinselliğini yaşamak için bir çıkış noktası bulabilmektedir. Kadını her ne adla kapatırsak kapatalım, onun cinsel yaşamını kapatmamız mümkün değildir. Ve hattâ, erkeklerin cinsel dürtülerini tetiklemesin diye kapatmaya aldığımız kadınların cinsel istekleri, açık kadından çok daha fazladır. Bunun nedenleri çok basittir. Baskı altına alınan bütün isteklerimiz fazlasıyla dışarıya çıkar. Erkeklerden gizlenmek için çok sıkı kapatılan kadın da elbette cinselliğini en yoğun bir şekilde yaşayacaktır. Karaçarşaf, burka, türban gibi örtünme biçimlerini kabul etmeyen kadınlar ise cinselliklerini baskı altında tutmadıklarından bu isteklerine karşı daha tutucudurlar. Her ne ad altında olursa olsun örtünmeye zorlanmış kadın kendisini cinsel bir obje olarak kabul etmiş kadındır. İşte bu bağlamda erkeğin ondan ne istediğini de daha iyi kavramak zorunda kalmış kadındır. Ve bu isteği karşılıklı bir paylaşım olarak değil de, erkeği doyurmak görevi olarak gören de bu kadınlardır.

Çok çeşitli şekillerde örtünerek, kendisini erkeklerden sakınan kadınların cinsel istekleri çok daha fazladır. Bunun nedeni elbette kendilerini baskı altında tutmalarıdır. Bu baskı altında tutma, cinselliklerini ve cinsel isteklerini hep dizginlemekten kaynaklanmaktadır. Kadın kapandıkça kendini daha bir cinsel obje olarak görmeye başlamaktadır. Kapanma, kadında cinsel bir objeyi, "salgırganlardan" koruma güdüsünü de düşündürmektedir. Böylece kadın en önemli varlığının cinsellik olduğunu varsaymaktadır. Böyle olunca da cinsel ilişki sırasında karşısındaki insana gereğini yapmak zorunda kalmış gibi kendini hissetmektedir. Yani, o bir cinsel objedir ve başka bir şey değildir düşüncesi kafasına yerleştirilmiştir. O halde varlığının en önemli ve en mahrem olan bölümünü erkeğini mutlu etmeye ayırmak zorundadır. Kapatılmasının nedeni de budur.

Bilim ve teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, insan ruh yapısı ve özellikle insan ruh yapısını biçimlendiren, yönlendiren cinsel yaşamımız hep gizemlerle dolu olarak kalacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Belki de DNA şifreleri çözmüş bilim dünyasından yararlanılarak kadınların cinsel dürtülerini daha baştan yok etmek bu sorunları yaratan, erkeği baştan çıkartan bu sorunu kökten halletmek olur. Ne dersiniz. Fakat tüm bunlar Havva'nın yüzünden geldi başımıza. Ah Havva ah. Niye yedin o yasak elmayı da asırlar sonra bile çözülemeyen bu dertlere, belalara gark ettin bizi. Seni hiç affetmeyeceğim bir kadın olarak. Bunu bil. Elinize sağlık.

Ayrıntıda gezinmek 
 28.03.2008 1:28
Cevap :
Aman önerinizi duymasınlar inanın onu da yaparlar. "Bir elma yedik beraber" diyordu Sezen Aksu şarkısı. Yaşanacak çok güzel şeyler var da bu dünyayı kendimize zehir etmek için elimizden gelen herşeyi yapıyoruz. İlginize teşekkür ederim. Sağolun.  28.03.2008 21:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 315
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2115
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster