Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '20

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
29
 

Kapı- 11. Bölüm

14 Şubat günü saatlerce onu bekledim, gelemedi. Kdz. Ereğli halk kütüphanesi'ne gelecekti güya, öyle sözleşmiştik. Kütüphane güzel bir seçim değil miydi acaba sevgililer için... Ve yine 14 Şubat günüm (2008 yılı) sevgilisiz, sevgisiz geçiyordu, sevgilim varken, sevdiceğim varken. Akşam köyüme dönerken serviste ağlıyordum. Kimselerden utanmadan ağlıyordum. Yüzüm cama dönüktü. ALLAH'IM NEDEN? Neden bir isteğim de olmuyor, ben çok kötü müyüm? Izıcık bir mutlulkta bana çok mu, kötü kaderim çok kötüydü de ben kötü değildim ya, ya da ben çok mu kötüydüm...

Ve bu günkü öykünün devamından sonra inşallah kaldığım yerden anlatmaya devam edeceğim hayatımı,

Şunu bilin ki hayatımın son 10 yılı ilk 27 yılından daha beter acılara gebe idi. İlk KİTAPTA OKUDUĞUNUZ ACILAR buz dağının görünen yüzüymüş!

***

Hayat, Eylül ve Ben;

Sen de Beni sevdin mi? 
Hayat. Eylül. Ve Ben
Gözlerine bakıyordum. O gözlerinde boğulabilirdim hayatın. Onu ağlattığım için şimdi ne kadar kahrediyordum bilseniz.  Suçum yok diyordum. Ama tek suçlusu bendim onun böyle ağlamasının. Onu çok seviyordum evet. Ama aşık değilim diyordum. Aşkı hiç yaşamadığımı, ona hiç aşık olamadığımı üç yaşındaki bir çocuk gibi neden pervasızca diyordum ki. Her yazdıklarım, her şiirim Hayat'a idi. Eylül gelmişti hayatıma birde.
Bundan, bugünden üç yıl önceleri. Evlendiğim ve sevdiğim kadının en sevmediğim tarafı yazdıklarımı ' hiç' okumamasıydı. Bense hayatımı yazmak, hayatımı paylaşmak istiyordum. Tüm doğrusu, yalanlarıyla. Bu yüzden hayat Eylül'ü çıkardı karşıma. Ben Ankara'da O ADIYAMAN'DA. Ama yine de yakınlaştık. Hayatıma şimdi birde o girmişti. Artık iki hayatım vardı. Beni çok seven bir Hayat. Ve benim kapıldığım bir düş, olmayacak bir rüya. Bir kadın belki hayallerinde ki bir kadındı bu adamın.
Sen de beni sevdin mi? 
O 'asla' diyordu. Kocasını da sevmiyordu üstelik. Beni de sevmiyordu. Onun da sevdiği biri vardı. Her yürekte biri vardı. Ama ben neresindeydim şimdi saçma öykünün. Sanki bir labirentin içindeydi. Her kapısı labirentin açık ve kapalıydım. Her kapıdan dışarı da çıkabilirdim, içeri de girebilirdim.
Hayat. Ağlıyordu.
Eylül. Gelmişti.
Ben. Yazıyordum.
***
 
***
    Onunla bir öykü yazıyorduk. Bir roman. Ben yazıyordum o benim yazdıklarımı okuyordu. İlk O okuyordu. İlk Eylül'e yazıyordum. Hayat ise hayatım olan kadın ise yazdıklarımı ve ne yazdığımı hiç okumuyordu. Beni de bu üzüyordu işte. Aslında ne yazdığımı ilk o okumalıydı. Ben Eylül'e değil Hayat'a yazıyordum aslında. Ama yazdıklarım hep Eylül' e gidiyordu. Arkadaşlığımız aylar- yıllar geçtikçe büyümüştü demek. Demek bende karşı koyamamıştım. O beni sevmiyordu.  Ya ben? Kimi seviyordum. Kimdi kalbimdeki sahi! 
Bu gece Hayat ağlıyordu. Gözleri Karadeniz'den  daha karaydı üstelik! 
***
Date: Thu, 18 Oct 2012 18:17:29 +0300
Mehmed diyor ki
yemyeşil bir vadii
dünyanın yarısı kadar bir  vadi
yemyeşil ağaçlar
veeeeee
ortasında küçücük bir ev
meyve bahçesii
elma ağacıı
büyük
elmalar kıpkırmızı
bir kız! 
adıııııııııı
Emanuella
ama Emmy diyor kendinee
erkek
atlııı
beyaz atlıı
o gün beyaz atı var
aslında çok atı var da(
kız müthiş güzell
erkek müthiş yakışıklıı
orda mısın
devam edeyim mi ne olmuşş)   
***
Eylül diyor ki:
yok buraya kadar yetti
sağol
***
Mehmed diyor ki:
hyrrrr
ediyorumm
erkek bir ceylan gördüüü...
ceylan 2 ayaklıydı aslında
yayına ok koyduuu
yayını gerdiii...
sonra burada yayının arasınaaaaa
reklam girdiiii
cornetttoooooooo
ve coca cola reklamı...
***
Eylül diyor ki:
hahahahha
***
Mehmed diyor ki:
sonra biskremm
banka reklamı...
***
Eylül diyor ki:
çok güldüm bak kafi bu kadar
***
Mehmed diyor ki:
ve teknolojii
araba reklamııı...
***
Eylül diyor ki:
ve
ve
...
Mehmed diyor ki:
ve reklam bitti! 
***
Eylül diyor ki:
dizi reklamı
kurtlar vadisi...
***
Mehmed diyor ki:
Yayın en gergin yerinden devam ediyorumm.
***
Eylül diyor ki:
ıyyy
...
Mehmed diyor ki:
oku bıraktıııı...
***
Eylül diyor ki:
ben gözlerimi kapattım.
***
Mehmed diyor ki:
ama vuramadııı
ok ağaca saplandıı
kız gördü bu delikanlıyııı
ama uzaktan gördü
hayvan! dedi
...
Eylül diyor ki:
ay nasıl kandırıyosun beni
üf ya
...
Mehmed diyor ki:
erkek kızı ceylan dolayısıyla hayvan görmüştü bir kere
...
Eylül diyor ki:
bi de okuyorum
...
Mehmed diyor ki:
ve baktı kaçıyooorrrr
Üstelik bu ceylan çok farklı, hiç görmediği türden
bir ok daha koydu yaya
kız da yaya bakarak yaya
kaçmaya başladıı. Sonra da
elma ağacına çıktııı.
Beşinci oktan sıyırmıştııı...
ama avcı erkek baktı kız ağaçta, ceylanlar ağaca çıkmaz dediii
bu olsa olsaa
periii
yaklaştııı
yayını sırtına koyduuuu
yayın sırtta olduğu sırada
yayına reklammmm.
***
Eylül diyor ki:
hahaha
...
Mehmed diyor ki:
bir tane banka reklamı
Akbank
sonraa.
***
Eylül diyor ki:
sevdiğim şeylerden reklam olsun
...
Mehmed diyor ki:
çikolata reklamıı :))   
sonra dondurma :))   
...
Eylül diyor ki:
Akbank mış
pis.
...
Mehmed diyor ki:
sonra Deniz Bank reklamı
sonraaa gsm
sonra Türk Telekomm.
Neyse devam ediyorum reklam bitti.
veee ağaca yaklaştıı delikanlı.
kızı görünce ağaca tırmanmak istedi
kız baktıı bu avcıı
ve yakışıklı amaaa
ok atmasııı da neee! ! ! 
erkek kızı gördüüü
baktı çok güzelll
Sadağından bir ok aldı eline veeeee....
kız atladı ağaçtannn
korkmuştuuu
halbuki erkek oku diziyle kıracaktııı
yayınıdaa... yayını almaya bi daha tövbe edecektii
kızın kemikleri kırıldı
erkek onu kızın evine taşıdı
3 ay beş ay
5 sene
ona baktıııı
kız ölmemiştiiii
ama bitkisel bir hayattı sürdüğüüü
erkek beklediii
20 sindeydiiii 5 yıl sonraa
70 yaşında gibi olduu
kız bir gün gördüüü erkeği başucunda. Onun
kendisine olan konuşmalarını, dualarını dinledi.
Mis gibi bir çorba hazırlamasına tanıklık etti. Ama
Masustan açmadı gözlerini, ben iyileştim demedi.
erkek umudunu yitirmişti. O gün.
Kızın düştüğü ağacın dibine gitti. Zehirli bitkilerden yedi.
Canına kıydı. Ertesi gün kız bu delikanlının cesedini buldu
ağacın dibinde.
koca bir vadinin ortasındaaa... O ağacın dibinde
Üzüntüsünden ve kahrından öldü o da günler sonra.
ben nerden mi biliyorummm
ordaydıımmm
hep! 
birisi yazacaktı yani.
***
Eylül diyor ki:
hımm
...
Mehmed diyor ki:
...
Eylül diyor ki:
öldürdün yani
***
Mehmed diyor ki:
reklamm..
baktım ki bir ilişki yaşamaları işine gelmeyecek.
bende öldürdüüümmm
mutlu oldun muu
halbukiii yay da ok da olmazdıı
Ama bu işine gelmezdi. Sana aşk olsunda ilişki olmasın :))   
Neyse Vodafonla bağlan Türkcell'e
Bu da bu öykümün son reklamı! 
***
Yıllar ne çabuk geçiyor böyle Eylül. Sana yazdığımda mutlu oluyordum. Kendime kendime sana öyküler yazmıştım. Senden başka kimseler okumamıştı bugüne kadar. Eylül bitti herşey. Arkadaşlığımızda, benim tabirimle aşkadaşlığımızda! Eylül saçlarıma aklar kondu, belki senin de. Ne masum bir arkadaşlıktı bu! Aşka çıkmayacaktı hiçbir zaman. Elini tutmadan, gözlerine bakmadan, değmeden yüreğine aşk olur mu zaten. Olmamalıydı.
***
Benim bir Hayatım vardı, senin bir hayatın vardı. Ben çok sevdim ama sevdiğim kadın kim? Bunu yazmaya cesaretim yok. Yüreğimin bir sahibi var bil ki! Ve ben onunla ölünceye kadar mutlu olacağım. Seni ise bilmediğin bir yerde yemyeşil bir vadinin ortasında bıraktım. Aynı öyküdeki vadi gibi. Ama orada bir erkeğin aradığı sensin, ve bulacak seni. Mutlu edecek. Bense o vadiyi sadece yazacağım.
Hayatı çok seviyorum. Seni de. Ve şimdi senin de beni bir arkadaş gibi sevdiğin gibi bende seni bir arkadaş olarak. Yangınım söndü! Sen yakmıştın ben söndürdüm. Sönmeliydi, söndürmeliydim. Ben senden daha çok sevilmeye layık birini yüzüstü bırakamazdım ya. Ve sana gelemezdim ki onu gerimde ağlatarak. Bu yasak sevda hiç yazılmadan bitseydi keşke.
 
***
Arkadaşlığımız da, aşkadaşlığımız da bir bitmiş, bir başlamıştı. Bazen hiç yazmadık. Bazen telefonlaştık. Eylül bir ayın adıydı. Ama 12 ayın da adı Eylül'dü şimdi... Ne yapsam tutamıyordum kendimi, tutamıyordum ayaklarımı, hep ona doğru bir adım, bir adım gidiyordu... Gündüz iş yerinde e- meil yoluyla yazışıyorduk, sonraları telefonla da mesajlaşmaya başladık. Arkadaştık. Kadından arkadaş olur mu? Ya sevgili olur, ya yar, ya metres. Başka şıkkı var mıydı ki! 
Adına Selahattin koydum.
Ve o akşam Hayat bana sordu. Bu Selahaddin kim? 
Haddini bilsene sen ey yüreğim, geçmesene çizgiyi, aşmasana şu sınırı...
Ağlıyordu Hayat. Ben masum olduğuma inanıyordum. Yani Adıyaman' daki biriyle ne kadar yakınlaşabilirsin ki... Adım adım gitmekle nereye kadar gidebilirsin ki... 
Telefonla da mı konuşuyorsunuz Selahaddin'le... Pardon Eylül'le...
Yakalanmıştım işte...
Ama sekiz aydan fazla konuşmuyordum onunla ki! O gün akşam da ben onu aramıştım üç kere, bakmamıştı telefona. Sonra o aramış bende onunkine bakmamış ' Ferdi Tayfur- Mor Güller' çalan zil sesini dinlemiştim... O da çok kızmıştı...
Ben Hayat-ı seviyordum. Eylül yoktu kalbimde... Eylül çok iyi ve çok temiz bir arkadaştı sadece. Fazlası yoktu! Yoktu... Yok muydu? 
 - Hayat seni çok seviyorum... Çok çok seviyorum. Ama aşk yok bende. Aşık değilim sana. Ve aşk çok başka... Seni ağlattığım için affetme beni... Bende kendimi affetmem. Ve farklı olacağım... Sakinleşmiyor du ki! 
 - Git Selahaddininle mutlu ol...
 ***
İncir reçeli sever misiniz? 
Ben severdim! 
Bu Eylül ayıydı... Bu ay Eylül'dü... Bu akşam çok başka akşamdı. Çocuklarım olmasa bana güvenmeyen, sadakatimden şüphe eden birine katlanmazdım. Ben hiç bir şeyimi ondan saklamadım... Selahaddin'i de yanisi Eylül'ü biliyordu... 
İncir Reçeli sever misiniz. Belki incir reçeli hayatımı şekillendirecekti! 
18.09.2013
***
Şimdi nereden çıkmıştı bu İncir Reçeli? İncir Reçeli filmi var. Belki baktınız belki bakmadınız. O filmdeki not kağıtları ilham verdi bana. Ben de 12 adet not kağıdı hazırladım...
Birinde Hayat Seni Seviyorum yazıyordu... Diğer on bir tanesini de tek tek yazacak değildim. Ama onunla o akşam tartışmak değil ve onu susturmakta değil hatayı kabul eden taraf olmayı istiyordum. Ona karşılık vermeyecek not kağıtlarıyla gönlünü alacaktım hayatımın. Benden ne duymak istiyorsa onları yazdım... Akşam oldu Hayatın karşısına geçtim. Hala kızgındı bana, hala kırgın. Nasıl olmasın çocuklarının babası, evinin erkeği gizliden başka birinin peşindeymiş öyle mi? 
Bu erkekler hep aynı mı? 
Mutluluğu hep dışarıda mı arar. Mutluluksa hep içeridedir beyler. E sen? 
Ben bu öyküde gerçeği yazan tarafım. Yalan olmayan hayatında! Samimi olan... Evet aylardan Eylül'dü. Ama Eylül sadece arkadaştı. Onda kederlerimi bırakmıştım. Ona acılı hayatımı paylaşmıştım. Ona Hayat'ı ne kadar sevdiğimi söylemiştim. O bana destek olmuş. Asla bir sevgili olmamıştı. Asla arkadaştan bir fazlası olmamıştı. Hatta bir ara ona meyletmişken bile. Belki o evre de gel dese giderdim! İnsanın ev hayatı hep aynı olmuyor. Bazen gemileri hep yakıyorsunuz! Bazen en sevdiğinize bile sırt dönebiliyorsunuz. Erkek savunmasız anında yakalanabilir. Böyle durumlarda erkek yanlışa adım atabilir... Erkek hayatının hatasını her an yapabilir... Hani kuyruk sallama meselesi vardır ya! Evet erkek kolay lokmadır, elden çabuk çıkabilir! 
Ama ben yanlışın ne olduğunu biliyordum! Günahın ne olduğunu... Bu yüzden yakınımda bir kadın yoktu. Başka bir kadın ancak uzağımda olabilir de. Uzağımda olduğundan haliyle hep mesafe olurdu. Yani gel dese bile de o mesafeyi aşıp gitmezdim ki! 
Eylül benim için uzak ve yakın olması olmayan ihtimaldi... Onun için aile saadetimi yıkamazdım. Çünkü Hayat benim şu hayatta en değerlimdi.Ondan kopamazdım. İkimizin de acıları müşterekti. O mutluluğu sonuna kadar hakeden biriydi! 
Eylül hayatımdan ise bir daha girmemecesine çıkmıştı. Onunla ötesi yoktu ve hiç olmamıştı. Onu sadece iyi bir arkadaş olarak hatırlayacaktım. Hayatıma Hep Hayat ile devam edeceğim. Onu çok sevdiğimin ve aslında ona aşık olduğumun, ondan başkasına da aşık olamayacağımın gerçeğini gördüm. O benim ter gerçeğim. O benim geleceğim.
 İncir Reçeli filmi son zamanlarda baktığım en güzel yerli sinema filmiydi.
23.09.2013
***
Bana sana gelen yol,
Yol sevgiden gelir...
Dikenlidir acıtır
Gelmek istesem.
Kanatır her tarafımı...
...
Sana bana gelen yol.
Yol gide gide gelir... 
Gelmek istemez misin? 
Hiç yola çıkma...
Yolun başında yolun sonunu bilemezsin! 
...
Bu yolun sonu var! 
Karanlık desem karanlık değil.
Aydınlık desem hiç ışık yok.
Ne güneşin, ne ayın...
Hükmü yok.
...
Yüzümün şekli nasıl düşünme! 
Nasıl düşünmem yüzünün şekli.
Gözümün önünde bir dünya.
Kapatsam geride kalacak herşey.
Ve herşey yeniden başlayacak! 
...
Bu yolun en güzel tarafı! 
Beraber yürümektir oraya.
Beraber yürüyeceğin birisi olmasıdır.
Ben buldum o elin sahibini.
Bırakmam hiç. O beni hiç bırakmazsa! 
...
Yasak kadın, yasaklı kadın.
Şiirin içine giren...
Ve şiirin dışında kalan kadın
Yolun en sonu var Billahi.
Ve sen başka yoldan, ben başka yoldan,
Gideceğiz oraya.
30.09.2013
     SON
Bu öyküye bu sonun bir şiirle olacağı hiç aklınıza gelir miydi? 
(Bu öykü aynı zamanda - PİSSMEN öykümüzün de devamı niteliğini taşır)
 
***
Cavit A SORRY Cafer'a hapiste idi. Analık ölmüştü. Yaşayacağı kadar yaşamıştı demek... Ölümü de babam elinden olmuştu...
Cafer'a hapiste ise dünya bahar aylarına girdi demekti bizim için! Oh be çiçekler varmış. Bilhassa güller, gül (GÜL!). Görüyordum, kokluyordum gülleri ve hatta hayatıma giriyordu. Hoş geldin! Demiştim... Ama aşk adamı yıpratan bir kelime. Ve yazara, şairie ise büyülü bir kelime. Yazdıklarımı aşk yazdırıyordu artık! Yazacağımsa bir dünya şiir, yazı ve öykü varmış. O öyküleri meğer 2. kitabımda 'Kapı' nın devamı olarak yazmakta varmış. Elinizde okuduğunuz bu kitap kuru ve ıslak yaşlı bir gözden süzülüp gelen bir kitaptır. Çok ağlamış bir adamın hayatta yaşadıklarıdır.
 
Ancak böyle diner efkarım benim,
Gözlerinde gidince yanımdan..
Geceler sabahlarım olur benim
Efkarım diner,yağmurdan ıslanınca..
Yağmurdan yağmur ıslanınca yüzümde...
 
Bu şiirin tam burada devamını da yazacağım. Çünkü kütüphaneden sonra bekletip gelmedikten sonra bu şiiri tam o tarihlerde tam o gecelerde yazmıştım...
 
Devamı;
 
Sen yine sözlerimde yalan ara,
Bende geceleri yıldızlar ararım sana..
Ayın koynunda uyurum...
Yabancı gibi olunca sen bana,
Yabancıdan yabancı olunca gözümde...
 
Hey gidi dünya,yetişemedim mi hızına
Hep aynı kavşaktan dönerken senle ben..
Güneş varmış,güneş ışığı,ben ışıksız...
Batarım..güneş batıdan batınca,batağımda
Ben bir çiçek gibi solarsam elinde..
 
Tutaman yıldızlar gibi kayıp gidersin,
Tutamam elini bile ayıp dersin..
Ayıpsa bu ayıp sana yetsin...
Yanağında senin olsun yasağında,
Yasak mı olur daha! ölürken önünde...
 
Bu sitemim senin gözlerine,
Baktığımda gözlerimi eritti benim,
Bırakıp giderim dedi..
Yakıp yakıp içimi,git haydi! 
Sen durmadın gözlerin dursun sözünde...
 
Yüreğime sevda ektiğinden mi? 
Gül bahçemde bir gül kokmaz..
Sen yanımda koktuğundan beri,
Bir bülbül bahçeme konmaz...
Ya ben neyim senin gönlünde...
 
Hicran,hüzün,hasret,nefret
Sen koy adımı susma söyle! 
Acımam sana da kendime de..
Ben giderim..sen terkedip gitmeden
İstersen batı,istersen doğu yönünde..
 
Yüzlerce,binlerce,milyonlarca karınca..
Beynimin içinde senden kırıntılar taşır,
Nemrut'a bir sinek bana sinekler,
Arılar yüreğimde bal yapar
Kuşlar yuva saçlarımın kökünde..
 
Biliyorum boşlukta yürüyoruz,
Biliyorum yoklukta-yoksullukta bize,
Duyguların var masum olmayan
Duyguların var,,...sinsice,şeytanca,kahpece
Ama biliyorum iyilik var özünde...
 
Ey! deryalar içinde bir küçük balık,
Sana mı kaldı koca dünya...
Ey! kocaman adamdaki küçücük yürek,
Bir kere de sevda için atsana...
Binlerce insanlar içinde ağlayan çocuk,
Ağlasana benim yerime de onada...
Sen gibi uçurtmamızı kaybettik..
O sağa gitti ben sola,
Tek gerçek vardı,O DA
Ne bendim ne sendin bu öyküde..bu ÖYKÜDE...
                                                      2008
                                                      GECE 02:00
( Devam edeceğim )
Leyla Kanat bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 26
Kayıt tarihi
: 19.03.13
 
 

Yeni yanmaya başlayan bir ateşim, beyaz bir ateşim... Ya gideceğim, ya geleceğim buralardan!! ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster