Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
173
 

Kapı... (36. Bölüm)

Kapı Devam Ediyor...

Kapı... (36. Bölüm) : " Gelecek kuşaklar için bir adım... "

Uzun yıllar gönlü de yoruyor, bedeni de... Kaya’nın uçurum uçurum gözleri... Alkol bataklığına saplanıp, kalmış mutsuz ve huzursuz kimse ile konuşmuyor, yaşı yirmi üç. Hayatı sorguluyor ama çözüm bulamıyor. Bakıp bakıp aynaya, bu sen olamazsın diye sarhoş olup, yine de abdestli yatıyor… İki kez görüşmüş Sevim’le… Sevim sabır istiyor ondan, son isyanla çekiyor kılıcı… Son buluşmada…

_ Artık beni arama, ya ben seninim de, ya sana geldim de. Ama artık arama beni.

Ve bu son görüşmeden sonra işini de değiştirmiş. Köye gidip geliyor. Umudu, geleceği var çünkü herkesin çalışmak istediği yerde… Ama gönül kırılgan ve savruk… Ve bu son görüşmeden iki hafta sonra iş arkadaşları seni bir bayan aradı diyorlar… Umursamaz tavırlar “Arayan gene arar” diyor. Yüreği sızlasa da aramıyor... Uzun yıllar atıyor kendini, esen yelin önüne Kaya… Olmazlar olmuyor hayatında... Hep içinde hayaller ve arzular saplı kalıyor… Ve bir gün sevdiği kızın abisi tam da iş çıkışı yanına geliyor…

_ Sevim sende mi? Bak ben engel olmadım mutluluğunuza... Ama sende ise söyle bilelim… Merak etmeyelim boşuna diyor… Kalbi sıkışıyor Kaya’nın. Elleri de titriyor, zelzele oluyor sanıyor.

_ Kaçtı Sevim, seninle değil mi?

Abisinin feryadı yükseliyor... Yutkunuyor Kaya.

_ Ben size sağlam emanet etmiştim…

Diyor Kaya, zoraki…

_ Eyvah, keşke sana kaçsaydı.

* **

Sarhoş geceler, umut ışığı girmesin diye kapalı perdeler arasında utanarak, hayattan nefes alıp vermeye devam ediyor Kaya… Sevdiği kadın başka kollarda mutlu mudur acaba? Her gün acı… Ne baharı tanıyor, ne yazı… Kader örüyor ağlarını demek ki sevgiden de gülmeyecek şansı...

_ Bu akşam toplantı var, gençlerle toplantı yapacağız. Hani askerde anlattım ya sana. Sende gel Kaya! Ya boş verme hayatı bu kadar sen de gel.

İdealisttir arkadaşı İbrahim komşusudur. Askerde farklı yerlerde olmasına rağmen çarşılarda buluşup, köy nasıl kurtulur diye kafa yoran nadir insandır. Genç yaşta köyümün ekonomisi tarımı nasıl gelişler diye az proje anlatmamıştır ona.

_ Olur, olur can dostum.

Anlattıkça anlatır İbrahim o akşam, köyün bütün gençleri oradadır. Aylardan ramazandır, Kaya her kafadan çıkan seslerin arasında kaybolup gitmiş arkadaşını kırmamak için geldiği yerde… Ayın ramazan olduğunu da öğrenmiş Vay be! O kadar boşlamış kendi âlemini ne diyor bunlar ya! Kahvehane mi açacaklar şimdi de.

_ Ben bir kahveye gidiyorum, okey oynuyor babam, öbüründe abim oynuyor lan rahat sigara bile içemiyorum

Diyor gençlerden birisi…

_ Hiç olmazsa şöyle gençlerin rahat rahat okey oynayıp sigarasını içebileceği bir mekân açalım.

Kaya gülse mi ağlasa mı? Kestiremiyor. Tıklım Tıklım içerisi herkes iftardan sonra peş peşe yakmış sigaraları, Duman altı olmuşlar...

_ Sen ne diyorsun, Kaya onca yer gezdin sen ne diyorsun kardeş?

Diyerek soruyor İbrahim… Kaya ağır ağır seslerin kesilmesini bekliyor. Artık silkelenme saati gelmiş belli ki… O kadar da yabancılaşmış ki köyüne. Herkes merakla ona bakıyor, inadına susuyor Kaya ve inadına susmasını bekliyor herkesin artık tüm gözler ona çevrilmiş, merakla ona bakıyorlar.

_ Hadi Kaya ne diyorsun? Doğru mu söylüyor bu gençler...

_Sen ne mezunusun?

Diye soruyor Kaya.

_ Lise

_ Ya sen?

Kaya tek tek soruyor herkese…

_ Koskoca köyde bir üniversite okuyan yok yani…

Diyor Kaya

_ Ve siz diyorsunuz ki kahvehane açalım, ya arkadaşlar hadi biz okuyamadık, hadi bize destek olan olmadı.

_ Dur orda diyor Pala… Lan sizi okuyacaklar diye sırtımda ortaokula giderken bir metre ırmaktan geçirdiğimi unutuyorsun Kaya!

_ Evet abi.

Diye cevap veriyor Pala’ya İbrahim’in kardeşidir Pala... O günleri hatırlatmıştır, yürüyerek sabah 6.30 okumak için yola çıkıp, anca ders saatinde okula kavuştukları yılları…

_ Ama o imkânlarla biz bu köyün lise mezunları olduk. Daha ilerisine gidemedik. Çünkü yol gösteren yoktu. Âmâ bizim açtığımız sınırdan gidememiş baksana hiçbir genç ve diyorlar ki kahvehane açalım. Bu mudur yerimiz yani imkânımız olsaydı okumaz mıydık? İbrahim, içimizde üniversite mezunu olsaydı bize yol gösterseydi. Yanlış tercihler yapar mıydık hayatta? Hani neden bir öğretmen, avukat, mühendis çıkartamamışız bu köyden…

Herkes dikkat kesilmiştir o anlattıkça…

_ Cehaletimizi yok edeceğiz. Biz kaybolduk nesil olarak ama gelecek kuşakları kurtarabiliriz. Onlara ağabeylik yapabiliriz. Ama kahvehane açarak değil.

_ Ya nasıl. Ne yapacağız oğlum? Meraklandırma Kaya desene ne yapalım?

İbrahim, destekler Kaya’yı…

- Kütüphane yapacağız. Çocuklarımıza bir miras bırakacağız. Okumanın ne demek olduğunu anlatacağız onlara. Ekmek artık aslanın ağzından midesine indi. Neden başarılı olup, okumaları gerektiğini anlatacağız ve örnek köy olacağız.

_ Hadi oradan… Neyle ve nasıl olacak oğlum hayal kuruyorsun, uçma be?

_ Sizden hiçbir şey istemiyorum! Sadece bir başkan seçelim bir komisyon kurup, muhtar, aza, kaymakam… Sivil toplum örgütleri, kim varsa bu dileğimizi anlatıp, işe koyulalım. Başkan seçelim çünkü başsız toplumlar yok olur. Komisyon kuralım çünkü birilerimiz şehirde bir şeyler anlatırken, diğerlerimiz köyü ve köylüyü ayaklandırsın ve bu ekibin başında İbrahim olsun! Herkes ona yaptıklarını anlatsın, akşama ve ne kadar yol aldığımızı neler yapacağımızı her akşam aramızda tartışalım.

_ Bir şartla kabul ederim. Benim yanımda sen olacaksın. Madem atıyorsun bizi maceraya, yardımcımsın.

Dedi İbrahim can dostu.

Kabul etti dedi Kaya ve hemen herkes cebinde ne varsa attı ortaya. Kira tutacaklar ve kütüphane açacaklardı. Gençlerde ki o coşkuyu uzun yıllar konuşacaktı o köy. Acaba başaracaklar mıydı?

Unutmalıydı Kaya, Sevim’i, sevdiklerini… Bir şeyler yapmalı ve unutmalıydı. İçinin sızısı neydi, neydi gözlerinin nemi?

O akşam ramazandı. Yarın sabah oruca kalkıp, yeni bir başlangıç yapmalıydı. Ve o akşam Rabbine açtı gece geç saate kadar ellerini, “Rabbim utandırma, sevmek senin rızan için olmalı. Ama ben bilemedim.”

(Devamı bugün…)

Samet ŞAFAK

"Kaç kitap okuyunca alim kaç diyar görünce gezgin kaç hezimetten sonra bezgin olurdu insan?

Kaç olunca çok kaçta kalınca azdı rakamlar?"

Mahrem - Elif Şafak

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hıı, tamam, hazır evdeyken indireyim. Teşekkürler^_^

R Bayram 
 19.04.2012 16:01
Cevap :
İzlemişsiniz.. inş.beğenmişsinizdir.  20.04.2012 11:46
 

benzeri bir girişim, ESARETİN BEDELİ adlı filmde de vardı hatırlayınız. Ya Leyla, hafızam beni yanıltmıyorsa, Kaya, Akdeniz'de mi ne bir üniversitenin yabancı dil bölümünü ya kazanmıştı ya da kazanmaya yetecek kadar puan almıştı.. Derken turizm lisesi oldu.. Yok, yok, yanlışım var; eminim.. Çalacak bir KAPI'mız var en azından:)) çok şükür..

R Bayram 
 19.04.2012 0:40
Cevap :
"Esaretin Bedeli unutulur mu ?" bu arada konuyla ilgisi yok ama akşam "Immortals" filmini izledim. Çok beğendim tavsiye ediyorum. Kaya'ya gelirsek; ünv. sınavları ile ilgili bir durumu yok.. orayı yanlış hatırlıyorsunuz. Turizm okuluna gitti. Lise değil... Çalacak kapınız eksik olmasın hocam...Yorumlar için teşekkür ederim. Saygılarımla,   19.04.2012 12:39
 

Umarım başarılı olurlar..

ilknur AKPINAR 
 18.04.2012 14:46
Cevap :
Evet bu çok önemli onlar için... Ve yaşadıkları çok zor... engeller büyük .. teşekkürler  18.04.2012 14:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 1308
Toplam mesaj
: 82
Ort. okunma sayısı
: 380
Kayıt tarihi
: 19.07.11
 
 

1981 Aydın doğumluyum. Sağlık sektöründe reprezant olarak çalışmaktayım. Yürüyüş yapmayı ve müzik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster