Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Haziran '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
115
 

Kapı... (49.Bölüm)

Kapı Devam Ediyor…

Kapı (49. Bölüm) : “Şafak doğan güneş”

Artık bitmeli bu öykü hayat. Sadece sana anlatmadım ama bitmeli artık. Yılları bir gün gibi anlatmanın sırası geldi. Sana anlattıkça rahatlamıştım. Üzerimden bir ton yük kalktı sanki. İyi ki tanımışım seni. Her ne kadar arkadaşlığımıza da nokta olacaksa da bu öykünün sonu. Birbirimizi hiç tanımamış olacaksak da sen bir tarafında olacaksın hayatın, ben bir tarafında... Ya da tam anlatmadıklarımla ben kapının bir tarafında olacağım, sen bir tarafında. Bir gün görmek istermiydin beni. Aslında kanayan yerlerimi görmeni ne kadar çok isterdim. Uzadı uzayan yollar gibi. Koptu çoğu kere. Bazen yazmak istemediklerimi de yazdım. Kendimi zorladım buna. İstedim ki yaşananlar yaşandığı gibi yazılsın. Cesaret işiydi. Bazen elim gitmedi. Ve ne kadar isterdim şu öyküyü benle aynı acıları paylaşmış kardeşlerimin de bana yazarken destek vermelerini. Daha çok ayrıntı vermeyi, bazı detayları atlamamayı…

Ankara…

Askerliğim bitti bitecek. İçimde coşku da var, hüzün de. Bir yolculuğun daha sonuna gelmiştim. Yine kopacaktım başka bir hayat ağacının dalından. Albay veya Yarbay rütbeli bir komutana şiir okumuştum. Ne kadar çok beğenmişti.
__ Asker bir daha ne zaman geleceksin bana şiir okumaya!
__ Komutanım askerliğime birkaç ay kaldı. Bilmem ki.
__ Tamam, işte haftada bir kere gelip şiir oku o halde!
__ Emredersiniz komutanım!

Bölükte lakabım deli çavuştu. Nedense öyle diyordu arkadaşlarım. Yanisi tam üzerine basmışlardı. Yiğidin iyisine deli demezler mi zaten. Hiç gocunmazdım. Komutanın emrini tutmadım. Şiir okumaya hiç gitmedim. Bu zaman diliminde aldığım haberse beni çok şaşırtmıştı. Babam evlenmişti. Artık dört kardeşim daha varmış. Yine durmuş, durmuş turnayı on ikiden vurmuştu babam. Mutlu olacaksa, içkiyi bırakacaksa neden olmasın. Ama ninemin onun için söylediği söz vardı. Ve çok doğruydu. “Köpek b.k yemeden vazgeçmez.” Yani bu sefer sözünü tut, içme, ne güzel torunların da var. Hayat sana güzel.
Teskere günüm gelmiş çatmıştı nihayet. Şafak doğan güneşti. Askerlik başlı başına bir hayat tecrübesidir. Sizleri askerlik günlerimle sıkmak istemedim ki sıkılmazdınız. Belki deli çavuşun askerliğini dinlemek bile isterdiniz…

Dervişler Köyü…
İşte yeni bir hayat var önümde. Her şeye bembeyaz bir sayfa... O beyaz sayfayı hayallerimle doldurabilecek miydim? Güzel bir yuva hayali kurar bu dakikadan sonra insan. Evin üst katında kalıyorum. Ninem ve Kaya abimle birlikte. Babam alt katta… Bir zamanlar annemle beraber yaşadıkları yerde bir aile olmuşlar. İki kardeşim var. Adil ve Merve… Diğer iki kardeşimi henüz tanımadım. İnanın bu kardeşlerimi çok sevdim. Onlara şiirlerimden okuyorum. Tam bir abi kardeş olduk. Analık deseniz babama bir liman diye sığınmış. Çok çile çekmiş. Görmediği gün kalmamış. Bildiğim bu kadar. Ona da anadan aşağı gitmiyorum. Ama annemin tahtına kim oturabilir ki. Sonuçta babamın evlenmesi bizim için de iyi. En azından hayat arkadaşı var. Yani içki meclislerinde biz çekmiyoruz kahrını. Analıksa kafayı denkleştirmiş babamla. Beraber içiyorlar. Ta ki O geceye kadar her şey iyi gidiyordu… O gece babam beni çağırmıştı… Kapısını çaldım babamların. İçkiliydi, bir büyük bitirmişti. Rukiye anama benim için çay demletmesini emretti. Tam karşısına oturdum babamın.
__ Bahadır sen benim zihnimi çok yoruyorsun?

Neden zihnini yoruyordum babamın…
Mehmet ŞAFAK
(Devam Edecek)


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu öyküde dikkatimi şu köpekle ilgili özdeyiş çekti en çok. Benim Adım Kırmızı'daki köpeği anımsattı nedense. Hani yakınıyordu; insanlara o kadar faydalı olmalarına rağmen neden müslümanlarca, ya da en azından insanların azımsanmayacak bir bölümü tarafından haram olarak nitelenirlerdi diye.. Haksız da değildi hani köpek. Mesela bir kediden bile daha faydalıdır kanımca köpek. Ama nedense öyle olumsuz atasözleri var ki köpek sözcüğünün geçtiği.. İt'i an çomağı hazırla, eceli gelen köpek cami duvarına felan da fistan.. Kedilerle alakalı bir şey gelmiyor bile aklıma.. İki ayaklı kediler, nankör kedi, bakmakla olsaydı kedi kasap olurdu... Fark ortada. Gerçekten köpek tarih boyunca yaranamamış biz insanlığa:)) ve ben hâlâ kedileri daha çok seviyorum, ama köpeklerden eskisi kadar rahatsız olmuyorum:)

R Bayram 
 07.06.2012 12:18
 

Gece 4'te uyandım. 12 yıl önce okuduğum bir kitaba tekrar başladım. İyiki başlamışım. Sonu dahil neredeyse tamamını unutmuşum meğerse.. Evet, Orhan Pamuk'un Kara Kitap'ı.. 41 sayfa okudum ama hâlâ allak bullak durumdayım. Cümleler öyle yoğun ki! Geçen gün Üvercinka'yı ezberledim; caddelerde yürüdüğüm zamanlar ya da aynanın karşısında ezberlediklerimi okurum:) orda bir iki mısra var: BOŞUNAYMIŞ GİBİ BUNCA UZAMASI SAÇLARININ/ BEN BÖYLE CANLI SAÇ GÖRMEDİM ÖMRÜMDE/ HER TELİNİN İÇİNDE AYRI BİR KALP ÇARPIYOR... İşte Kara Kitap'taki her bir cümlenin içinde de ayrı ayrı kalpler çarpıyor..

R Bayram 
 07.06.2012 12:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 1308
Toplam mesaj
: 82
Ort. okunma sayısı
: 382
Kayıt tarihi
: 19.07.11
 
 

1981 Aydın doğumluyum. Sağlık sektöründe reprezant olarak çalışmaktayım. Yürüyüş yapmayı ve müzik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster