Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
433
 

Kapılar, filmler ve mutlu sonlar...

Kapılar, filmler ve mutlu sonlar...
 

O kapıdan geçebilirdim.

Ah ne korkunç oyunudur aklın, olan bir şeyin binlerce versiyonunu tekrar tekrar kurmak. Sürekli konuşur kafanda bir ses: Eğer şöyle olsaydı, eğer böyle olsaydı, eğer şunu söyleseydim, eğer bunu söyleseydim... Eğer, eğer, eğer... Ve bu eğer ile başlayan cümleler sürer gider. Hiç bir zaman bilemezsin o eğer'ler gerçekleşmiş olsaydı, ne olacağını. Ve hayat tahminler üzerine kurulu değildir.

Koş Lola Koş...

Nedir bu sorumluluk duygusu mu? Yoksa yaptığın hatayı telafi etme kaygısı mı? Tıpkı Lola'ya benziyorum. Deliler gibi koşuyor Lola. Yardım etmek ve birinin hayatını kurtarmak için koşuyor da koşuyor. Peki ben neden koşuyorum? Vardır bir sebebim içten içe bildiğim ama dillendiremediğim. Lola ile tek fark onun 3 farklı çekim denemesi sonunda herkesi mutlu eden bir sona ulaşmış olması. Ne yazık ki benim filmim tek ve provasız çekilmek zorunda. Hata yaptığımda biri "Keeees... Sahneyi yeniden alıyoruz." dese ne güzel olurdu.

Dur artık Lola...

Bu sebepsiz ve gereksiz koşmanın sonu olmalı. Olmak zorunda. Kim bu kadar koşabilir hiç durmadan. Arada bir durmak ve soluklanmak gerekmez mi? Durursam düşmekten mi korkuyorum? Ya da durmanın rahatlığına kavuşmaktan mı? Korkmadan durmayı bilmek gerek bazen... İyi ama neden yapamıyorum? Dedim ya hayat bir kerede çekilmek zorunda olan bir film. Bir kaç kez o sahneyi çekme şansımız olsa eminim hata yapmazdık. Çünkü yeni bir şansın daha olduğunu bilmek kaygıyı siler ve kaygı olmayınca genellikle hata da yoktur. Acaba böyle bir düşünme sistemi mi geliştirsem? Yani sanki bir çekim hakkım daha varmış gibi. İyi ama kendi yalanıma kendim nasıl inanacağım? Biri bana bu konuda yalan söylesin lütfen...

Lola: mutlu son...

Bütün filmler mutlu sonla bitmeli bence. Zaten hayatta yeterince acı son var. En azından, o sinema koltuğunda geçirilen iki saatin sonunda, mutlu son sarhoşluğunda ve kısa süreli yanılsama ile çıkmalıyız. Eğer böyle olsaydı tüm filmler sinemanın çıkış saatlerini izlemek ne keyifli olurdu. Onlarca gülümseyen insanı bir arada görme şansı. Bunu sevdim.

Gelecekte başka kapılar olur mu dersin?

O kapıdan geçebilirdim ama geçmedim. Ve tüm yaşananların ardından bana kalan sadece eğer ile başlayan cümleler oldu. Şimdi hazırlanmalıyım geleceğin sisleri ardındaki o gizemli kapılara. Ve doğru kapıları arayıp bulmalı bu sefer korkmadan, derin nefesler alarak geçmeliyim. Sırf eğer diye başlayan cümleleri kurmamak için bile olsa...


Fotoğraf: http://www.deviantart.com/print/1025366/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eğerlerle uğraştığım günlere denk geldi bu yazın canım Fulya'm. Hem eğerler hemde keşkeler beynimin bir köşesinde birbirini kemiriyor. Her zamanki gibi bu satırların da harikaydı. Eline sağlık. Sevgilerimle

Abla 
 27.09.2007 23:04
Cevap :
Canım Sevim Ablam, Aslında hayatımızın ne kadar büyük bir bölümünü kaplıyor o "eğer" ve "keşke" ile başlayan cümleler değil mi? Ve bu cümleler gelecek için değil geçmiş için kuruluyor. Oysa geçmiş ardımızda ve ardımızdakiler için kurulacak cümlelere ihtiyacımız yok çünkü önümüzde açılmamış yazılmamış sayfaları var geleceğin. Çok teşekkür ederim. En içten sevgimle kucaklıyorum seni.  28.09.2007 8:09
 

eline yüreğine sağlık. 
acımı paylaştığın için teşekkür ederim. sevgiler. 

Ruksan İLDAN 
 27.09.2007 14:56
Cevap :
Sevgili Ruksan Hanım, Çok teşekkür ederim. Diliyorum hayat size bir daha asla acı yüzünü göstermesin.Sevgimle saygımla...  27.09.2007 15:29
 

Aslında hep düşünürüz bir şans daha ama galiba dönüş yok olsa bile yine biz aynı yolu seçerdik çünkü yine aynı benliğimizle yaşayacaktık..
sevgiler

Meral Yağcıoğlu 
 25.09.2007 9:24
Cevap :
Sevgili Meral Hanım, Sanırım aynı yolları seçip seçmemek tamamen, kendi yolumuzdan ne kadar canımızın yandığına bağlı. Ya da aldığımız derslere... Sen içten saygımla sevgimle...  25.09.2007 9:38
 

Olmamış dediğimizde geri döndürme şansımız olsaydı zamanı.Farkındaysan bende 'Eğer'li bir cümle kurmak üzereyim:)Olsaydı eğer,şunu düşünüyorum,koşuya yeniden mi başlardık yoksa başa alınan filme soluklanarak mı başlardık?Sevgilerimle Fulya'm.Yine çok keyifli bir serüvene çıktım ben...

guguk kuşu 
 25.09.2007 1:04
Cevap :
Canım Hatice'm, İşte o başa dönme konusundan ben de çok emin değilim. Şimdi verilseydi ikinci bir şans yine aynı yollardan yandaki çalıları temizleye temizleye mi geçerdik yoksa yolu mu değiştirirdik? İşte bu hep meçhul kalacak :) Sevgimle öpüyorum...  25.09.2007 8:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1068
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster