Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Şubat '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
106
 

Kar...

Ne zaman meteoroloji haberlerinden. kar geliyor, geldi, şu kadar yağacak, bu kadar kalacak, kuzeyli rüzgar sert esecek gibisinden havadisler alsam, zihnimde bir sahne beliriyor…  

Her taraf bembeyaz.  Soğuk bir rüzgar resmen yüzümü dövmekte ve ben neredeyse çeneme kadar kara batmış halde yürümeye çalışıyorum. Tipiden göz gözü görmüyor. Aşağı beyaz, yukarı beyaz. İçim de ise tarifi imkansız bir mutluluk. Okullar tatil edilmiş muhtemelen…

Bu beyaz ve güzel anının, kış turizminin yapıldığı bir yerde olduğunu sanmayın. O zamanlar Uludağ’a öyle her babayiğit gidemezdi. Tarık Akanlar, Cüneyt Arkınlar, Hülya Koçyiğitler bile ancak oynadıkları filmlerinde çıkabilirdi oraya. Bizim ne haddimize!

Bakmayın şimdi ayağa düştüğüne "magazinsel ifadeyle" kayak cennetinin. Orta yaştakiler bilir de 90 üstü doğumlular size söylüyorum; O zamanlar hakiki kodaman yeriydi anlayacağınız, Uludağ.

Neyse işte, ben o anlarda evimin birkaç metre önündeki boş bir arazideyim. 7 yaşındayım, İstanbul’da Kartal civarında, Yunus adlı bir semtteyim. Zaten orada olmasaydım muhtemelen bu yazıyı yazamıyor olurdum. Öyle böyle bir kar fırtınası değildi çünkü…

Son günlerde malumunuz ülkemiz soğuk ve karlı günler geçirmekte. Yollar kapalı, insanlar zor bela işe gidip geliyor. Hatta bazıları gidiyor gelemiyor, bazıları ise gidemediğinden zaten gelemiyor… (Yine ne demek istediğimi benim bile anlamadığım bir cümle kurdum galiba. Silsem mi ki? Yok yok kalsın yorlu, morlu güzel bir tümce oldu dursun bakalım şimdilik. Zaten üç beş kişi okuyor. Kimseye bir zararı olmaz.)

Özellikle İstanbul’da kar tam bir çileye dönmüş durumda. Nerden biliyorsun derseniz, “Üç gündür 7/ 24 haber izliyorum da oradan” cevabını hemen verebilirim. Hiç sormayın yani.

İşte onu diyorum, bundan 28 sene evvel, İstanbul’da bu kar yağışının daha feciisi olmuştu. Yine insanlar işe gidip gelme konusunda büyük sorunlar yaşamıştı ammaaaa; KAR YAĞMIŞ ve OKULLAR TATİL OLMUŞTU. Sokakta çılgınlar gibi oynamıştık. Eller mosmor, yüzler kıpkırmızı, burunlar havuç gözler kömür…

Eldiven bulamayanlar çorap geçirmişti küçücük ellerine. Zenginler şambrelle, fakirler ise naylon poşetle kaymıştı bayırdan aşağı. (Tamam şambrelle kayan hiç yoktu. Yazıya değişik bir hava katsın diye ekledim bu yalanı. Alayımız poşetçiydik mahalle de…) Vel hasıl kelam;

Mutluyduk be!

Bize neydi tıkanan yollardan, çile çeken insanlardan, doğalgaz yoktu da kömür pahalıymış ıhh. Koş yukarı, kay aşağı. Okul da tatil. Ohh. Bundan güzel gün mü vardı…

Demem o ki dostlar. Biliyorum çok sıkıntı çektiniz. Bende ucundan kıyısından çektim kar yağışından. Bursa’ya gitmem gerekiyordu, arabaya zincir takmaya üşendiğimden, ( Bu da yalan; “Tırstığımdan” gidemedim.) İşlerim aksadı. Ama olsun. Biliyorum ki milyonlarca minik için harika günler di bu günler. Umurlarında bile olmadı, tıkanan yollar, çile çeken insanlar, doğalkazığın fiyatı mı? Onlar için ıhh. Okullar tatil. OHH. Bundan güzel gün mü olur onlar için…

Son söz; Yalova iklim olarak İstanbul’a göre oldukça farklı. Üç gündür 3.5 yaşındaki kızımla camda yağan kar tutsun diye bekliyorduk. En sonunda dün gece 20:00 dolaylarında beklediğimiz gerçekleşti. Vakit kaybetmeden attık kendimizi ailecek, 3 santimlik beyaz halının üstüne. Çocuklar gibi şendik. Sonra oğlumun okul servisinin şoföründen okulların tatil edildiği haberini aldık. Hepimiz sevindik bu havadise.

Ama bir farkla. Benim sevincim o ana ait değildi. Oğlum şimdiki zamanda yaşadı mutluluğunu. Babası geçmiş zamanda…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 95
Toplam yorum
: 80
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 251
Kayıt tarihi
: 16.09.11
 
 

1980 İstanbul doğumlu. Yalova'da yaşıyor. Yazmaya çalışıyor...  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster