Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '09

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
771
 

Kara büyü

Kara büyü
 

Sam Raimi, özellikle Evil Dead ile 80 kuşağının sevgilisi haline gelen, daha sonra çektiği filmlerle zaman zaman beğenilse de genelde çoğu kişiye yaranamayan bir yönetmen Sam Raimi. Kendi sinemasında da izlerine sıklıkla rastladığımız 'B' filmi merakı, farklı tarzlarda çektiği filmlerinin içine en olmadık anlarda ustaca yerleştirmeyi başarabildiği absürdlüğü ile bizim de sevip saydığımız sinemacılardan biri. Spider-Man serisinden bir boşluk yakaladığı bir arada çektiği bu yeni işiyle de köklerine dönüyor usta ve kendisini o dönemden bilen, seven hayran kitlesine bir armağan veriyor..

Drag Me To Hell, 'kara büyü' ekseninde gezen ve Sam Raimi'nin kökenden gelen sinemasal takıntılarına fazlasıyla yer verdiği bir film. Bir bankada çalışan genç bir kadın, işte yükselme hırsı, bu noktada 'acımadığı' ve kredi için tekrar süre vermediği yaşlı kadın ekseninde gelişen filmde olaylara, genç kadının profesör sevgilisi, bir falcı ve bir medyum da dahil oluyor. Raimi sinemasal anlamda bilindik, o eski alışkanlıklarına geri dönüyor dedik. Öncelikle filme genel olarak 'B' filmi havası hakim. Absürd mizah anlayışı da zaman zaman devreye giriyor. Ancak Drag Me To Hell'in daha ziyade bir 'korku' filmi olduğunun altını çizmekte fayda var. Bu anlamda Evil Dead'in o tip korkunç/tiksinç yapısının yanında komediye de açıkça mahal verdiğini düşündüğümüzde bu filmin, daha net anlamda bir 'korku' filmi olduğu söylenebilir..

Film, her türlü absürdlükle birlikte, kara büyü gibi bir konuyu filmin merkezine oturtmasıyla bile zaten B filmlerine göz kırpıyor kırpmasına ama altmetinsel zenginliğinin ve buna yapılan vurgunun 'tipik' B filmlerine göre daha fazla üzerine gidildiğini de söylemek gerek.Hayatında herşeyi yavaş yavaş yerine oturtan genç bir kadın ana karakterimiz. İş hayatında herşey yolunda. Bankada iyi bir işi var, terfi için de önündeki tek rakibi ile çekişiyor. Aşk hayatında herşey yolunda, beraber yaşadığı genç profesör sevgilisi ile evlilik planları yapıyor. Günün birinde bankaya gelen yaşlı kadın ise sistemin, istemeden de olsa yavaş yavaş esiri olan bu hırslı genç kadının olduğu herşeyin aksini temsil ediyor adeta. Çirkin, hatta tiksindirici bir görünüşü var. Ayrıca maddi durumu da hiç iyi değil. Evini kaybetmemesi için gerekli kredi ödemesine ek süre istemek durumunda kalmış. Bu kadını, terfi için patronunun gözüne girebilme amacıyla reddediyor genç kadın ve daha sonra işler sarpa sarmaya başlıyor. Bu noktadan sonra 'kara büyü' olayı devreye giriyor ve film sona kadar bunun üzerinden gelişen sıradan bir şablonu izliyor aslında. Ancak farklı olan yanı yine, yönetmenin filme kattığı altmetinsel zenginlik. Kara büyünün genç kadını etkilemeye başladığı anlara dikkat edildiğinde hep bu başta dikkat çektiğimiz noktalarla karşılaşıyoruz.Örneğin yemek yediği anlarda çok sık karşısına çıkıyor bu etkiler. (Ki filmin başlarında kadının önceden şişman olup, sonradan kilo vererek alımlı bir kadın haline geldiğine yapılan net bir vurgu da var) Sevgilisinin ailesiyle tanıştığı sahnede de bunlar görülüyor ki bu sahne de zaten bir akşam yemeği sahnesi. Ayrıca profesör sevgilisinin ebeveynelerinin, kızı, bankacı olarak kendi oğullarına layık görmedikleri ve her fırsatta aşağıladıkları bir sohbetin ortasında da bu etkilerle karşılaştığını görüyoruz kızın..

Açıkça, kıza yapılan bu 'kara büyü' nün bir anlamda para, güç, güzellik gibi kapitalist sistemin yöcelttiği temel değerlere yönelik olarak yapılan bir büyü olduğu söylenebilir. Zaten finalde de Raimi, önce izleyicinin algılarıyla oynuyor, sonra ise 'elini korkak alıştırmadığını' net olarak belli ediyor...

Kısacası, film, sinemasal anlamda Sam Raimi'nin ilk dönem işlerini andırıyor, fakat işin altmetinsel kısmını yönetmenin o ilk dönem filmlerine göre biraz daha belirgin olarak sunuyor izleyicisine. Yer yer gerici, yer yer -gülünç diyemesek de- absürd bir atmosfer yaratıyor. Sonuçta belki bu, hem birşeyler söyleme, hem de B tipine yakın bir korku filmi yapma hevesinin getirdiği karmaşıklıkla tam bir memnuniyet yaratamıyor ama, yine de vizyonda üstüste izlediğimiz 'kötü' korku filmlerinin yanında ışıl ışıl parlıyor....

Filmin Notu: 2, 5 / 4

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 753
Kayıt tarihi
: 05.02.08
 
 

1982 yılında İzmir'de doğdum. Halen İzmir'de yaşamaya devam ediyorum. 2007 yılında CBÜ İktisat Böl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster