Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Nisan '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
901
 

Kara yağız, kaşları çatık yüreği yufka adam…

Kara yağız, kaşları çatık yüreği yufka adam…
 

Fotoğraf forum.donanimhaber.com'dan alınmıştır.


Bir adam vardı kara yağız.

Kaşları çatık yüreği yufka…

*

Veresiyesi yoktu sözlerinin. Peşindi duyguları ve yansımaları.

*

“Sevemedim şu parayı, hoş, o da beni sevmiyor ya!” derdi sık sık. Sevmezlerdi de birbirlerini, doğruydu. Eli açık, yüreği sımsıkı kapalıydı çoğu kez.

*

O kara yağız, kaşları çatık yüreği yufka adam buralara sığamadı hiçbir zaman. Sebepliydi, sebepsizdi, kırgınlıktı, kızgınlıktı, topladı hepsini ve kaçışları seçti.

Kâh toprağa; sabahtan akşama kadar güneş altında,

kâh  kadehindeki aslana; akşamdan sabaha kadar içine yağan yağmurlar altında…

*

Yavanlığına  ve yalnızlığına, kahpeliğine ve bütün çarpık yüzlerine vururdu hayatın kadeh kadeh…

Kahkahalarla gülerken karşısında gece ile gündüz, kırılan, sadece kadehler miydi?

Kırıkları ciğerine saplanırdı, içinden ağlardı. Dünya, olduğu yere saplanırdı. Saplandığı görünürdü…

*

Derin derin iç çekişleri duyulurdu ta uzaklardan, kime ve neye çektiği  kimine göre meçhul, anlamsız...

Oysa ki adı vardı meçhulün. Ama san’ı çalınmıştı ve neşe’si.

Vakitsiz, kim bilir belki de boş bulunup düştüğü tuzaklardan…

*

Cesurdu, ataktı, bilgiliydi, yardımsever ve konuşkandı da…

Ya duyguları? İşte onlar  “korkak, ürkek ve küs”tü.

Sesi ondan sertti, bağırır gibi konuşurdu. Ama bazıları anlamazdı, bağırdığını zannederdi.

Ama anlayan anlardı, o da, anlayanın anladığını anlardı…

Göz göze gelince  anlayanlarla,  fırtınalar dinerdi biraz; kızgınlıklar yatışırdı azıcık; başını hafif eğip yana, belli belirsiz gülümserdi. Göz göze gülümserlerdi birbirlerini anlayanlar…

*

Korkularını ise kendi bildi sadece. Hiç hissettirmedi.

Öyle anlarda kaşlarını daha çok çattı kuvvetle muhtemel…

*

O Pazar…pazartesiden önceki gün…

Onu “anlayan”, inanmadı duyduğunda.

O soğuk “Alo!”dan sonra gelen duygusuz, “pat” diye, “Koca Çınar”ın yıkıldığını duyuran “yabancı ve hastane kokan ses” sanrı olmalıydı ya da kâbus!..

*

Toroslar’ı  aşarken (Kaç kez birlikte aşmışlardı bu dağları aynı otobüste ya da trende…),  yürek ağızda, sorular peş peşe, soluksuz “Neden?”, “Nasıl?”, “Niçin?

Ve sonunda hep aynı yanıtla bitiyordu: “Yalan!”…”Yalan olsun!”

*

Dil, onun sevdiği şarkıları söylüyordu. isyanlarla verilen aralarda;

“Kalbimin sahibi sensin…” başlıyor, “Şarap mahzende yıllanır, aşkın kalbimde yıllanıyor…”du.

…Her tarafta, içeride, dışarıda milyonlarca  kadeh kırılıyordu…

*

İri kıyım, kara yağız adam; bembeyaz saçları, dimdik başı ve çatık kaşlarıyla  mağrur ve yalnızdı yine…

Daha heybetli ve daha yalnızdı.

*

O kara yağız, iri kıyım, “kaşları çatık yüreği yufka”yla; “sırdaş, dost, arkadaş”la zaman zaman kızgınlıkları olsa da, birbirlerini iyi tanıyan ve anlayanların…

“O ses”ten, o ses’teki “tondan ve anlayış”tan mahrumiyet yılları başlıyordu…

*

Artık ne zaman duyulsa:

 “…Ağlarım, ağlarım geceler boyunca
Anılar dalga dalga
Sahilime vurunca
Bir selâm gelince
Bir selâ verilince
Ağlarım Arkadaş şarkısını duyunca…” adlı eser, nota nota; sözcük sözcük oyar durur içini başta “o”nu ve sonra da “onun gibi” olanları anlayanların…

***

Yüreğin “içi” yanıyordu!..

O adama,

Kara yağız,  kaşları çatık, yüreği yufka adama…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ayıp ama:( Böyle de yazılmaz ki. Leyla'nın dediği gibi "DİKKAT" diye bir uyarı da yok. Hazırlıksız yakalandık. Uzaklardaki kızım geldi aklıma. Bu nasıl hayat böyle? Bir selam, sevgi, saygı da benden çatık kaşlı adamın ruhuna.

Ahmet KARAKAYAN 
 17.04.2012 17:33
Cevap :
Özlemlerimiz hiç bitmez bizim:( Ama sağlık olsun yeter ki, uzaklıklar aşılıyor. Güzel yüreklere; size, kızınıza sevgi dolu, sağlıklı ömürler… “Çatık kaşlı yüreği yufka adam” nurlar içine…Saygı ve selamlar…  18.04.2012 9:33
 

Onurlu bir küskünlükle -sanki- kapadığı kapıların, ardına sığındığı duvarların ve odaların ardında kaç kişi kaldı ki böyle? Duvarların önünde, odaların dışında, ifade/konuşma erbabı olanaları da vardı bu neslin! Geçmişte çok kişiydik, kaç kişi kaldık şimdi? Paylaşımınıza teşekkürler ve dost selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 17.04.2012 10:29
Cevap :
Kaldı mı, bilemiyorum:( İçten yorumunuza kalben teşekkürler. Saygı ve selamlarımla…  17.04.2012 12:46
 

OOfff diyorum sadece taam içerimden...Belki bir hücreniz -acı çeken- benim olabilir, taşırım bugün sizin için...:(

DuyguCan 
 16.04.2012 18:15
Cevap :
Samimi yorumunuza içten teşekkürlerimle... Selam ve saygıyla...  16.04.2012 22:33
 

Herşey fasso..fisso...fani dünya..Kavanoz dipli...:) Saygıyla...

Mesut Selek 
 15.04.2012 22:51
Cevap :
“Baki kalan bu kubbede bir hoş seda imiş!” Gerisi yalan!... Teşekkürler, saygı ve selamlar…  16.04.2012 12:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 50
Toplam yorum
: 216
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 185
Kayıt tarihi
: 20.12.10
 
 

Yaşamın omurgasını eşitlik, dürüstlük, onur, saygı ve sevgi gibi değer ve bakış açılarının oluştu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster