Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '09

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
594
 

Karaböceklerden nefret ediyorum

Karaböceklerden nefret ediyorum
 

Recep İvedik resimlerini gördükçe, tuhaf olanlardan biriyim. Bu tipi canlandıran beyefendiyle uzaktan yakından bir tanışıklığım, bir kızgınlığım, bir alıp veremediğim yok.

Beni iğrendiren tuhaflık, sadece o tipte.

Çünkü ben böcekleri, karafatmaları, akrepleri, örümcekleri, kurtçukları görmekten de müthiş bir tiksinti duyarım.

Bu resim bana işte bu sevmediğim mahlukatı hatırlatan tuhaf ve itici bir duygu veriyor.

Bu tipin bir reklam filminde oynaması da benim için bir şey değiştirmiyor. O resmi görür görmez nasıl kanal değiştireceğimi bilemiyorum.

*****

Filmi seyredenlerin çok oluşu, filmin güzelliğine, oyuncunun başarısına kanıt olamaz diye düşünüyorum. Çünkü estetik ve sanat, “çoğunluk” anlayışının değil, bilimsel bir güzellik anlayışının eseridir.

Kaldı ki, çoğunluğun da azınlığa hükmetmek anlamına gelmediğine ilişkin görüşler toplumumuzda yaygındır.

*****

Elbette filmi seyretmeye gitmem düşünülemez. Bu yüzden film hakkında iyidir, değildir, demeden öteye, ahlaki olup olmadığı konusunda fikir beyan edecek durumda da değilim.

Ancak Kültür Bakanlığınca, özellikle ikinci filmin çocuklar üzerinde olumsuz etki yapacağı düşüncesiyle, bir yaş sınırı getirildiğini gazetelerden okudum.

Şimdi de filmin senaryo yazarı ve başrol oyuncusu beyefendinin Kültür Bakanı aleyhine söylediklerini gördüm internette. Ve bekledim ki, sözü edilen kişi, “filmde ahlaksız bir şey yoktur, yanlış bir değerlendirilme yapılmıştır” diyebilsin.

Ancak gördüm ki, savunma tipik bir Türk tarzı: “Öteki filmlere niye yaş sınırı konmadı?”

*****

Maalesef Türk tarzı diye nitelendirdiğim itiraz şekli budur. Adam kırmızı ışıkta geçer ve kendisine ceza yazan trafik polisine, “o arada iki kişi daha geçti, niye onlara ceza yazmadın” diye savunma yapar.

Başkalarına ceza yazılmamış olması bizim suç işlemediğimiz anlamına da gelmez, işlediğimiz suçun ortadan kalkmasını da sağlamaz.

Evet, burada bir adaletsizlik söz konusudur. Ama biz “hayır, ben suç işlemedim. Bu yüzden bana ceza yazamazsınız” şeklinde bir direnme noktasına gelmeden, bu yanlışlıkların düzelmesi mümkün değildir.

Eğer, kendimizi hatalardan korumaz, bile bile yanlış işlemeye devam edersek, yakalandığımızda yaptığımız bu itiraz, ya görevlinin “ver üç beş kuruş, seni de ceza yazmadan bırakayım” tehdidine, ya da bizim, “al şu üç beş kuruşu, beni bırak” pazarlığına dönüşür.

Zaten şu anda yaşadığımız çıkmazın temel sorunu da budur.

Şahan beyin öne sürdüğü diğer filmlerin durumu nedir, onu da bilmiyorum. Ama onlarda suç unsuru olması, ona da suç işleme özgürlüğü vermez.

*****

“Toplum bunu istiyor” masalından da artık sıkıldım.

Hepimiz çoluk çocuk sahibiyiz. Çocuğumuz nele neler istiyor. Her dediğini yapıyor muyuz? Biricik evladımızı niye üzüyoruz ki? Bırakalım istediğini yapsın, mutlu olsun çocuk.

Hatta bizim canımızın da istediği pek çok şey yok mu? Niye onlardan kendimizi mahrum bırakıyoruz?

Ama bir düşündüğümüz var. Öyle aklına gelen her şeyi yapmamız, ya da çocuğumuzun yapması gerekmiyor. Bu yüzden de kimseye istediği her şeyi veremeyiz. Çünkü gelecekte bizi bekleyen görevler ve sorumluluklar var.

Toplum için de aynı şeyler geçerli değil mi?

Bir zavallı hastanın ölüm döşeğinde son olarak yapmak istediği, yemek istediği ne çok şey vardır.

Ancak doktor ona zorla, tedavisi iyi olsun diye istemediği acı ilaçları içirir.

Toplum, öncelikle yetkili ve sorumlu kişiler tarafından, sonra da Basın gibi kamu yararını oluşturması gereken kurumlar tarafından olumlu şekilde yönlendirilir, yönlendirilmelidir.

Günümüzü ve geleceğimizi kurtarmanın yolu budur.

İkide bir “Toplum bunu istiyor” diyenlerin yaptıklarına bir bakın. Sonuçta bundan topluma zerre kadar bir fayda sağlanmazken, hatta akla gelmeyecek zararlar meydana gelirken, bundan yarar sağlayan sadece ceplerini dolduran o beyefendiler olmaktadırlar.

Toplum acaba gerçekten kendisiyle alay eden, onu küçümseyen ve bu içinde bulunduğu duruma mahkûm eden kimseleri kendi sırtından zengin mi etmek istemektedir?

Bilinçsizliğin bu kadarına da yuh olsun.

Başka da söyleyecek bir şey bulamıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 945
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster