Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Nisan '16

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
41
 

Karada kızılderilileri bitiren insanoğlu

Karada kızılderilileri bitiren insanoğlu
 

Toprak insana değil, insan toprağa aittir. KIZILDERİLİ ŞEFİ SEATTLE


"Unutmayın bugün diğer canlıların başına gelen yarın insanın başına gelir. Çünkü bütün hepsinin arasında bir bağ vardır.

Şu gerçeği iyi biliyoruz: Toprak insana değil, insan toprağa aittir. Ve bu dünyadaki her şey, bir ailenin fertlerini birbirine bağlayan kan gibi ortaktır ve birbirine bağlıdır. Bu nedenle de dünyanın başına gelen her felaket insanoğlunun da başına gelmiş sayılır.

Bildiğimiz bir gerçek daha var; sizin Tanrınız bizimkinden başka bir Tanrı değil. Aynı Tanrının yarattıklarıyız. Beyaz adam bir gün bu gerçeği de anlayacak ve kardeş olduğumuzu fark edecektir. Siz Tanrınızın başka olduğunu düşünmekte serbestsiniz. Ama hepimizi yaratan Tanrı için kızılderili ile beyazın farkı yoktur.

Ve kızılderililer gibi Tanrı da toprağa değer verir. Bu toprağa saygısızlık, Tanrının kendisine saygısızlıktır. Beyaz adamı bu topraklara getiren ve kızılderiliyi boyunduruk altına alma gücünü veren Tanrının adaletini anlayamıyoruz. Tıpkı buffaloların öldürülüşü, ormanların yakılışı, toprağın kirletilişini anlamadığımız gibi.

Bir gün bakacaksınız gökteki kartallar, dağları örten ormanlar yok olmuş, yabani atlar ehlileştirilmiş ve her yer insanoğlunun kokusuyla dolmuş. İşte o gün insanoğlu için yaşamın sonu ve varlığını devam ettirebilme mücadelesinin başlangıcı olacak."

                                                                           KIZILDERİLİ REİSİ SEATTLE'NİN MEKTUBUNDAN


Karada Kızılderilileri bitiren insanoğlu şimdi ormanları, av hayvanlarını, oksijeni, atmosfer güvenliğini ve denizlerde de balıklar başta olmak üzere deniz ürünlerini bitiriyor.


Şu anda Discovery belgesel televizyon kanalını izliyorum. Belgeselde onlarca balıkçı teknesinin avlandığını, avlananların tonlarca Kızıl Somun balığı karşılığı olarak bir günde $.278.000.- dan başlayarak en nasipsizinin $128.000.- kazandığı anlatılıyor.


İnsanoğlu kazanma hırsı ile dünyanın dengesini bozacak faaliyetler yapıyor. Yerkürenin bütün canlılarının yaşamlarını riske sokacak uğraşlara imza atıyor.


Neden olduğu iklim değişiklikleri, kuraklıklarla, su basmaları ile sonuçlanıyor. Bu dünyanın bir kısmını yaşanmaz hale getiriyor. Dengeleri bozan insan her ne yapıyorsa, iklim değişikliklerinin büyük göçlere, göçlerin de yoğun dengesizliklere neden olacağını bile bile yapıyor. Yılda bir ya da iki kez toplanan uluslararası toplantılarda bütün bu riskler masaya yatırıldığı, özel dikkat çekildiği halde yapmaya devam ediyor.


İnsanoğlu bitirme ustası. Gereksinimlerini karşılamakla yetinmiyor hep en fazlasını harcayıp en ulaşılmaz yerlerde dolaşma düşleri kuruyor. Biriktirmeyi karnını doyurmak kadar önemli ve gerekli gördüğü için doyumsuz bir şekilde toplayıp biriktiriyor.


Ne yazık ki insan sadece dünyanın doğal kaynaklarını büyük bir iştahla yok ederek zarar vermekle de yetinmiyor, şu ya da bu nedenle kendisi gibi bu dünyada yaşamaya gelmiş başka insanların yıkımları üzerinden zengin olmak için de ne gerekiyorsa yapıyor.


Sınırlarının çok uzağındaki ülkelerin kaynaklarını sömürebilmek için hem doğayı, hem doğal ortamındaki insanları bozuk para gibi harcamak için de ne gerekiyorsa yapıyor. Denizlerdeki balık nesillerini son model teknolojik gereçlerle yok ederken o yoksul ülkelerin insanlarını da hem gizli ya da açık modern savaş araçları kullanarak, hem de türlü hileler, tuzaklar, komplolar yaparak, duruma göre kendisiyle çıkar ilişkisi olan ülke ve insanlarla işbirliği yaparak kızgın saçlar üzerinde kavurup duruyor.


Demokrasi getireceğim diye girdiği ülkelerde gizliden çaldıklarıyla, yok ettikleriyle yetinmiyor; sonradan çıkardığı akıl dışı faturalarla da olmayan demokrasileri çok pahalıya satıyor.


Afrika, Afganistan ve son süreçte Suriye örneklerinde görüldüğü gibi çeşitli dış etkilerle ülkelerini yaşanmaz kıldığı mültecileri dikenli tellerle, vahşi köpeklerle, coplu ve silahlı polislerle koruduğu sınırlarından içeri almıyor. Onlara insanlık dışı muameleler yaparak insanlık vicdanını kanatıyor. Sömürgecilikten kazandıkları ile sınırlarının içindeki yurttaşlarının bir kısmına yüksek refah düzeyi yaşatırken bunu kimselerle paylaşmaya yanaşmıyor.


Yapıp ettiği zulümleri uluslararası kuruluşların uluslararası toplantılarında oylayıp onaylayarak sözde akla uygun kılmayı, hak boyası ile boyayıp gözlerden kaçırmayı ihmal etmiyor.


Çağdaş haberleşme araçları ile dünyada olup bitenler ilgili herkes tarafından görülüp biliniyor.


Kimisi görmüyor, kimisi görmezden geliyor, kimisi sırası geldikçe konuşuyor, kimisi bu satırların yazarı gibi yazıya, filme, romana, resme, şiire döküyor, kimisi de hiçbir politik etki altında kalmadan bütün bu yanlışlarla mücadele için çevre örgütleri kurup direniyor, yeşil ve doğal bir çevre için dünyanın her yerinde büyüklü küçüklü eylemler yapıyor.


Açgözlülüğün ardına düşenler birey, toplum ve devletler olarak yıkım yolunda yürürken, merhametin ve vicdanın peşine düşenler, zaman zaman risk de alarak yapmaya, düzeltmeye çalışıyor.


Dünyanın bir tarafında mutlu bir azınlık ultra lüks bir yaşam sürerken bir başka tarafında açlık ve sefalet içinde yaşayıp ölen insanların sayısı gittikçe artıyor.


24 Nisan 2016 Pazar

11:39


Not: Yazının baş tarafındaki mektup alıntısı

http://alsbiss.blogcu.com/kizilderili-sef-in-amerikan-baskanina-mektubu/3738163

adresinden alınmıştır. İnternette muhtelif sitelerde tamamı mevcuttur.

kalenderce bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 327
Toplam yorum
: 227
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 204
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster