Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '08

 
Kategori
Kültür Turizmi
Okunma Sayısı
866
 

Karadeniz turu 1. gün

Karadeniz turu 1. gün
 

Oniki Tanrı (Yazılıkaya)


Tarih: 09/08/2008

8 Ağustos Akşamı saat 23:00 sularında Jolly Tur otobüsüne binerek ikinci Karadeniz Turuma başladım. Otobüs’te yaklaşık 40 kişilik bir grubumuz var. Rehberimizin ismi Ramazan. Yardımcı rehberimizin ismi ise Mesut. Şöförlerimiz Şuayip ve Adem kaptanlar. Hadi hayırlısı.

Olduça uzun bir yolculuğun ardından sabah saat9:30 gibi Çorum’un Sungurlu ilçesinin 22 km güneydoğusundaki Boğazköy’ün 4 km doğusunda bulunan Hititlerin başkenti Hattuşa antik kenti ile turumuza başladık. Havada kavurucu sıcak kokusu var.

Şehrinadı Hititçede gümüş anlamına gelen "hattus"tan gelmekte. Boğazköy kalıntıları ilk olarak Fransız gezgin ve arkeolog Charles Texiertarafından keşfedilmiş. 1893-1894 yılında başlayan kazılardan sonra 1906'da Alman Hugo Winckler ile İstanbul Arkeoloji Müzesi'nden Thedor Makridi çivi yazısıyla yazılmış büyük bir Hitit arşivi bulmuşlar. Hattuşa'da M.Ö. III. binden beri yerleşim görülmekte. Uzun zamandan beri yapılan kazılarda beş kültür katı ortaya çıkmış. Bu katlarda Hatti, Âsur, Hitit, Frig, Galat, Roma ve Bizansdönemlerinden kalma kalıntılar bulunmuş. Kalıntılar Aşağı Kent, Yukarı Kent, Büyük Kale (Kral Kalesi), Yazılıkaya'dan oluşmakta. Şehir UNESCO tarafından koruma altına alınmış.


Aşağı Şehir ve Büyük Tapınak ile ile başladı Hattuşa gezimiz. Burada Rehberimiz Ramazan tarafından detaylı anlatım yapıldı, fotoğraflar çekildi. Ancak sanırım burada bulunan yeşil taş en etkileyici kalıntı oldu. Daha önceden uzaydan geldiği iddia edilmiş, ancak yakın zamanda çevrede bu yeşil taşın kaynağı olabilecek bölge bulunmuş. Bu taş yerli halk tarafından dilek taşı gibi görülmeye başlanmış.


Buradan Aslanlı Kapı, ardından Yerkapı gezilerimiz yapıldı. Yerkapı gezisi oldukça ilginçti, çünkü burada Potern adı verilen dar bir kaçış tünelinden geçtik. Yığma kayaların arasında dar bir tünel… Buradan tünelin üstüne tırmanarak sfenksli kapıda mola verdik.1907’de çıkan yangında zarar gören sfenkslerden bir kısmı restore edilmek için sökülmüş ve İstanbul ve Berlin Müzeleri’nde muhafaza edilmektelermiş. Böylece Aşağı Şehir gezimiz sona erdi.

Buradan Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı’nda a ve bodalarını gezdik. Tapınak şimdiye kadar bilinen Hitit kaya anıtlarının en büyüğü. Burada Hititlerin yeni yılı kutlama törenleri yaptıkları sanılmakta.Tapınağın merkezini büyük boyutlu A odası oluşturmakta. Bu kaya odasının önünde tapınağı dış dünyadan ayıran büyük bir yapı kompleksi bulunmaktaymış. A odasının duvarlarında Hurri tanrıları kabartma olarak işlenmiş. Sağda tanrıçalar, solda tanrılar (iki figür dışında) betimlenmiş. Her figürün yanına Hiyeroglifle tanrının adı yazılmış. Bu tanrılar, dipteki ana sahneye ilerler durumdalar. Ana sahnede ülkenin en önemli tanrısı olan fırtına tanrısı Teşupile güneş tanrıçası Hepat karşılıklı olarak durmaktalar. Bu odadaki en büyük figür ise Büyük Kral IV. Tudhaliya.

Ardından küçük B odasını gezdik. Burada girişin sağındaki duvarda bir dizi Yeraltı Tanrısı kabartması bulunmakta: Gömlek, kemer, kısa etek ve ucu yukarı dönük ayakkabılı, birbirinin aynısı on iki tanrı figürü. Omuzlarında orak biçimli kılıç taşıyan figürlerin boynuzlu sivri başlıkları onların tanrı olduğunu göstermekte. Karşıdaki duvarda bir kabartmada Tanrı Şarrumma Büyük Kral Tudhaliya'ya sarılarak ona kılavuzluk etmekte. İkinci bir tasvirde dikey duran bir kılıç görülmekte. Kılıcın kabzasını boynuzlu sivri tanrı başlığı takmış birerkek başı oluşturmakta (Bunun yer altı tanrısı Nergal olduğu sanılmakta).Ayrıca, B odasında Büyük Kral IV. Tudhaliya'nın adını ve ünvanını içeren bir kartuş kabartma olarak bulunmakta.

Böylece Hattuşa gezimiz sona erdi.

Çorum şehir merkezine doğru yöneldik. Çorum özellikle leblebisi ile meşhur. Serbest zamanın ardından şehir merkezinde bulunan saat kulesi önünde buluşarak Amasya’ya doğru yolaldık.

Amasya, Şehzadeler Şehri, Ferhat ile Şirin’inŞehri ve Antik Dünya hakkındaki kitabı ile tanınan Strabon’un doğum (kimi kaynaklara göre aynı zamanda hayata veda ettiği yer) yeri olarak tanımlanabilir.Şehir dağlar arasında kurulmuş. Ortasından Yeşilırmak geçmekte. Yeşilırmağın bir tarafında Osmanlı Mimarisi’nin tüm haşmetiyle Yalıboyu evleri sıralanmakta.Diğer tarafında ise Amasya’nın simgelerinden olan Şehzadeler ve Strabon’un büst ve heykelleri ile Ferhat ile Şirin sahnesini anlatan eser bulunmakta.

Burada 1267 yılında Amasya Valisi Seyfettin Torumtay tarafından yaptırılan ve içinde sandukaların da bulunduğu Gök Medrese Camii’ni görüyoruz öncelikle; ardından Amasya Arkeoloji Müzesi’ne geçiyoruz. Kalkolitik Çağ'dan itibaren Tunç Çağı, Hitit, Urartu, Frig, İskit, Pers, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait 12 aynı medeniyete ait Arkeolojik, Etnoğrafik, Sikke, mühür, El Yazması eser bulunmakta burada. Müze içerisinde ayrı bir yapıda ilginç ve ürpertici bir bölüm var: Mumya Müzesi. 14. yüzyılda İlhanlılar Dönemi'nde, Amasya'da Vali olarak görev yapan Anadolu Nazırı Şehzade Cumudar, Amasya Emiri İşbuğa Noyin, Amasya'da hükmetmiş Pervane Bey, eşi ve çocuklarına ait olduğu sanılan mumyalara bakarken ürpermekten kendimi alamadım.

Buradan Bayezid Külliyesi’ni de gördükten sonra Amasya’nın Safranbolu evlerini andıran konaklarından Hazeranlar konağını ziyaret ettik. Rehberimiz Ramazan Kaya Mezarları hakkında da kısa bir anlatım yaptı ve ardından otobüsümüze binerek Tokat’ta konaklayacağımız Grand Ballıca Oteli'ne vardık. Otelle ilgili görüşüm olumlu.




Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 711
Kayıt tarihi
: 17.05.07
 
 

Evrenin Samanyolu Galaksisi'nde yeralan Dünya gezegeninde cennet Türkiye ülkesinin İstanbul olarak a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster