Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '08

 
Kategori
Kültür Turizmi
Okunma Sayısı
620
 

Karadeniz turu 4. gün

Karadeniz turu 4. gün
 

Zilkale -Rize


Tarih: 12/08/2008

Sabah 6:30 sularında otelin dışına çıktım. Doğal güzellikleri daha yakından görmek amacım. Burada dağ taş yemyeşil halı ile kaplanmış sanki. Yer yer çay olduğunu tahmin ettiğim tarlaları görüyorum. Yürüyüş yaparken serin havada terlediğimi hissettim.“Tabii yaa!”, dedim kendi kendime. “Karadeniz’in nemli havasına hoş geldin Şahin!”. Yürüyüşün ardından kahvaltı yapmak için otele döndüm.


Otelin otoparkında Kızılay araçları dikkatimi çekti. Kahvaltıda görevlilerin sohbetine kulak misafiri olunca anladım ki Gürcistan’a gönderilmesi muhtemel insani yardım ekipleri imiş.


Kahvaltımı yapıp otelimizin arkasında bulunan çakıl kaplı sahile attım kendimi. Mayom yoktu ama en azından ayaklarımı Artvin’in denizine sokmama da engel yoktu. Ne büyük keyif...Çakılların üstüne uzanıp, sahildeki çakılların ve denizin oluşturduğu o muhteşem orkestranın harikulade konserini dinlemeye koyuluyorum.


Saat 9:30’da hareket edecek otobüsümüze doğru yöneliyorum bu keyfin ardından. Otelin otoparkında Gürcistan plakalı sivil araçlar dikkatimi çekiyor bu sefer de. Arkadaşlarım gece sınır kapısının geçici olarak kapatıldığını daha sonra yeniden açıldığını söylüyorlar.


Günümüz Sarp Sınır Kapısı ilebaşlıyor. Gümrükten geçmek için uzun kuyruklar oluşturan tırların yanından geçiyoruz. Sınır kapısında fotoğraf molamızı veriyoruz. Sınırın diğer tarafında savaşa rağmen denize girenler, güneşlenenler var. Bu çoğumuza garip geliyor.Sınırın Türkiye tarafında Kızılay tarafından insani yardım çadırları kurulmuş.


Buradaki fotoğraf molamızın ardından Fındıklı-Ardeşen yolu üzerinden Fırtına Vadisi’ne giriş yaptık.Otobüslerimizi Pınar Alabalık Tesisleri’nde bırakıp bizi Zilkale’ye götürecek olan minibüslerimize biniyoruz. Minibüs şoförü ile hararetli bir sohbete dalıyoruz. Şoförümüz Çamlıhemşin tabelasına dikkat çekiyor, gidişte nüfus 2400 aksi yöndeki tabelada 2300 diyor. Of tabelasında ise nüfus hiç yazmazmış. Ayrıca yol üzerinde “Osmanlı alabalık tesisleri 100 metre geride” tabelası görülüyor. Pratik zeka işte:)


Zilkale’ye vardığımızda bizi acı bir sürpriz bekliyordu. Kale restorasyonda olduğu için kapalı. Ancak tarihçesi anlatıldı rehberimiz tarafından. Kale 13. yüzyılda Kommenoslar döneminde yapılmış, 15 yüzyılda Trabzon İmparatorluğu’nca kullanılmış. Osmanlı İmparatorluğu bölgeyi fethettikten sonra 16. yüzyılda kaleyi güvenlik amacıyla kullanmış (Kale hakim bir tepede). Tarihi İpekyolu üzerinde bulunan Zilkale, Osmanlı İmparatorluğu döneminde 30 askerle hem güvenlik hem de kontrol görevi görmekte imiş.


Buradan minibüslerimize binip muhteşem manzaralar eşliğinde restoranımıza doğru yol alıyoruz. Çevredeki dağların yamaçlarında oldukça güzel evler yapılmış. Ayrıca bu yamaçlarda Serender adı verilen dört adet direğin üzerine inşa edilmiş (bu direkler özellikle farelerin tırmanmasını imkansız kılmak için özel olarak yapılmakta) gıda ambarları bulunmakta.


Pınar Alabalık Tesisleri’ne varıp yemeklerimizi yiyoruz. Buraya özel kırmızı benekli alabalığın tadına bakıyoruz kimimiz. Mıhlama ve lazböreği de diğer yemeklerimiz oluyor. Birden tulum çalmaya başlıyor. Horon ediliyor (Buranın deyimiyle).


Yemeğin ardından otobüsümüze binip konaklama yapacağımız Ayder Yaylası’na doğru rotamızı çevirdik. Daha öncede buraya gelmiştim, ancak bu denli kalabalığı ilk kez görüyorum. Yollar dar ve araç dolu. Doğallığı bozulmaya başlamış anlayacağınız. Ayder Yaylası’nda gezilebilecek üç yeri görüyoruz. Kalegon, Gelin Tülü Şelalesi ve Şenlik Düzü. Gelin Tülü Şelalesi hayran bıraktı beni.

Yaylanın üst kesimleri puslu. Yağmur çiseliyor ince ince. Ramazan serbest zaman veriyor.


Bazı arkadaşlar Ayder Kaplıcası’nda soluğu alıyorlar. Ben de yaylanın keyfini çıkarmak için gezmeye başlıyorum. Tepelerde sisten oluşan o muhteşem manzara’ya bir de Barış Manço’nun parçası eşlik ediyor MP3 çalarımdan: “Bir masaldı aşkımız, sisler bulutlar ardında”…Bu keyfi yaşamak lazım… Mutlaka… Akşam yemeğimizi Yeşil Vadi Otel’in restoranın’da yiyoruz.


Yemeğin ardından tulum çalmaya başlıyor. Burada tulum çaldığında çevre ahalisi hemen koşuyor horon etmeye.Arkadaşlarımız da katılıyor bu neşeli oyuna. Yemeğimizin ardından Çise Kafe Restoran’daki eğlenceye gidiyoruz. Türküler ile başlayan gece tulum ve horon ile sürüyor. Yabancı turistlerin bulunması da dikkatimi çekti burada.


Konaklayacağımız Yeşil Vadi Otel’deki odalarımıza yerleşiyoruz. Yaylada konaklamak ne güzel. Ancak şunu da ifade etmek istiyorum. Yayla’daki konaklama merkezlerinden (büyük şehirlerdeki oteller gibi) çok beklentiniz olmamalı. Aksi takdirde düş kırıklığı yaşarsınız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 711
Kayıt tarihi
: 17.05.07
 
 

Evrenin Samanyolu Galaksisi'nde yeralan Dünya gezegeninde cennet Türkiye ülkesinin İstanbul olarak a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster