Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
122
 

Karadenizin Hizbullahı

Karadenizin Hizbullahı
 

Karadeniz bölgesinde uzun süreden beridir hücre yapılanması içinde olan “ırkçı ve milliyetçi” yapılanma; yeri geldiğinde kök saldığı hücreden gün yüzüne çıkıp “terörize” eylemlerde bulunarak bir bakıma bölgede gücünü test etme yollarına başvuruyor.

Bu anlamda verilebilecek bir yığın örnek mevcut. Dink cinayetinin bölgede tezgahlanıp uygulanması, rahip santoro cinayeti ve son olarak İmralı ve Hükümet arasında süregelen “barış” sürecini anlatmak için bölgeye giden BDP’li vekillerin Sinop ve Samsun’da uğradıkları saldırılar!

Karadenizdeki bu tehlikeli yapılaşma bir dönem Kürt illerinde sözde PKK ve sempatizanlarına karşı kullanılmak üzere devreye sokulan “Hizbullah” yapılanmasına aslında çok benziyor.

Hizbullah’ın bölgede yaşanan yararlanarak güçlenip palazlanması, işkence odaları kurması, domuz bağı cinayetleri ve ardında hala aydınlanmamış yığınla faili meçhul cinayete bulaşmış olması hala hafızalardaki canlılığını koruyor.

Dün Hizbullah yapılanmasının can suyu nasıl o dönem için devlette kök salmış bir takım karanlık güçler tarafından verildi ise görünen o ki bugün Karadeniz’deki ırkçı ve milliyetçi yapılanma bazı siyasi parti ve  STK’lar tarafından aynı ilgiyi görmektedir.

Hrant Dink cinayetinin ucunun o dönemin bazı etkili polis şeflerine kadar uzaması ve emniyette cinayetin tetikçisi Ogün Samast’la bazı polislerin bayraklı hatıra fotoğrafı çekecek kadar cüretkâr davranmış olmaları bu noktada önemsenmesi gereken bir konudur diye düşünüyorum.

Türkiye kamuoyu ülkenin Güneydoğusunda yaşanan çatışmalarda yaşamlarını yitiren askerlerin yasını tutarken bu matemden nemalanıp sokaklara taşan bu yapılanmanın perde arkasındaki karanlık güçler sahaya sürdükleri çoğu genç ve eğitim düzeyi düşük yoksul aile çocuklarına “kahramanlık”  apoleti takıp gaza getirmenin en üst limitine ibreyi dayandırmayı da ihmal etmediler.

“Vatan, Millet Sakarya” temasından güç alan gruplar genellikle “anti-Kürt ve anti-Komünist bir oluşumun ne yazık ki bölgede oldukça etkili oldular denilebilir.

Sinop ve Samsun örnekleri sanırım ülkenin tam da 30 yıldır devamedegelen kanlı bir savaşın son bulması adına yola çıktığı bir dönemde su yüzüne çıkması, bu tehlikeli yapılanmanın ülkeye daha çok zarar verip toplumsal çatışmalara ve kutuplaşmalara yol açmaması adına ivedilikle konunun üzerine eğilmesi gerektiğini gösteriyor bize.

İşin kötü tarafı bu yapılanmanın yapacağı eylemler zaten pamuk ipliğine bağlı görünen “barış sürecini” hepten sekteye uğratabilir, ülkenin bir başka bölgesinde karşı reaksiyonların yaşanmasını tetikleyebilir.

Sayın Başbakan’ın olaylar sonrasında milliyetçiliğin her türlüsüne karşı oldukları yönünde ortaya koyduğu tavır doğrusu alkışlanacak bir harekettir diye düşünüyorum.

“Kardeşlik” vurgusunun dilden düşmediği şu dönemde Başbakan’ın böylesi bir sahiplenme içinde olması doğrusu insanı ümitlendiriyor.

Açıkçası ülke olarak böylesi bir yeni kutuplaşmaya ne lüksümüz, ne de gücümüz var.

Nejat Erdim

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 82
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 526
Kayıt tarihi
: 02.09.09
 
 

Batmanın Beşiri ilçesinde doğdum, Mersinde yaşıyorum, edebiyata ilgi duyuyorum, yerel ve ulusal d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster