Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '09

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
3030
 

Karagöz - Hacıvat

Karagöz - Hacıvat
 

Çocukluk ve gençkızlık çağlarımda gerçek bir radyoseverdim ben. Tabii o yıllarda radyonun çocuk programları parmakla gösterilecek kadar azdı. Bende en çok iz bırakan iki programdan biri Dr. İhsan Ünlüer'in hazırlayıp sunduğu programdı. Diğeri ise ilkokul çağlarımdaki bayramlarda dinlediğim Karagöz - Hacıvat diyaloglarıydı.

( Radyo dinlemeyi hâlâ çok severim. İnsanın hayâl gücünü zenginleştiren bir unsur sayarım radyo dinlemeyi. Gençkızlık çağlarımda , sabahları ' Arkası Yarın ' programını, perşembe akşamları da ' Mikrofonda Tiyatro ' programını hiç kaçırmadan dinlerdim. Kulaklarımda hâlâ ' Efekt, Ertuğrul İmer ' sesleri çınlar. Fuat İşhan'ın seslendireceği bir Arkası Yarın'ı heyecanla bekleyişimi de asla unutamam. )

Manzara şu;

10 ya da 11 yaşımdayım. Bir bayram sabahı. Dedemlerdeyiz. Koca salon varken bütün aile küçük oturma odasına doluşmuşuz. Çünkü radyo oturma odasında ve az sonra Karagöz ile Hacıvat başlayacak. Lâmbalı radyo öyle düğmesini çevirir çevirmez ses vermez, erkenden açmak gerek. Hem açıp, lâmba ısındıktan sonra dinlenecek istasyonu aramak da gerek. Sonunda beklenen an geliyor ve Karagöz ile Hacıvat başlıyor. Herkes susup dikkatle dinlemeye, arada kahkahalar atmaya başlıyor. Biz çocuklar neredeyse radyoya sarılacağız, o kadar yakından dinliyoruz. Bayram harçlığı almaktan kat kat güzel bir duygu benim için, Karagöz ve Hacıvat'ı dinlemek. Sanıyorum o odadaki üç kuşak insan için de pek çok şeyden daha güzeldi...

Zaman akıp gidince zevkler de değişiyor. Bir zamanlar kahkahalarla güldüğümüz şeylere şimdi gülemiyoruz. Hele ki o günlerde aile büyüklerimizin bizimle birlikte güldüğünü düşünmek - şimdiki aklımla düşününce - komik geliyor. Zaman akıp giderken; basit ama içtenlikli zevkleri, gelenekleri, bu gelenekleri büyük aile kavramı içinde yaşamanın verdiği hazzı, hayâl perdesi bile ortada yokken, Hayâli Küçük Ali'nin sesiyle can bulmuş iki sevimli figürü de sararan takvim yapraklarının arasına sıkıştırıveriyor.

Bütün bunlar, cumartesi günü gittiğimiz bir alışveriş merkezinde geldi aklıma. Şehrimizde yeni açılan AVM'den içeri girince Karagöz ve Hacıvat'ın resimleri ve ' Hoş geldin Ramazan ' yazısı karşılıyordu gelenleri. Katları uzun uzun dolaştıktan sonra oyuncakçıya girmiştik. Bırakın çocukları, yetişkinlerin bile almaya can atacağı kadar güzel oyuncaklar vardı oyuncakçıda. Vitrinin bir köşesi ise Buz Devri filminin hayvancıklarına ayrılmıştı. Tabii favorim sincaptan çok tembel hayvandı. Küçük bir çocuk gibi elime alıp sevdim tembel hayvanı.

Oyuncakçıda filmlerde gördüğümüz bütün kahramanların oyuncakları vardı. Örümcek adam ve diğerleri, çocukların kendilerini seçmeleri için sessizce raflarda bekliyordu. Sadece iki kahraman hariç; Karagöz ve Hacıvat...

( O ikisi benim kahramanlarımdı çocukken. Elbette daha sonraları Tommiks, Donald amca, Varyemez amca, Red Kit, özellikle de Ten Ten girecekti hayatıma. Ama Karagöz ve Hacıvat bizimdi. Gülmemize neden olan diyalogları bizim kültürümüzün diyaloglarıydı. Hacıvat'ın söylediği - neredeyse - her şeyi yanlış anlayan Karagöz'ü bu yüzden her yaştaki insanımız seviyordu. )

Başka bir ülke bu şirin gölge oyunumuzu sahiplenmeye kalkışınca kıyameti koparıyor, oyuncakçılara kendi kültürümüz dışında ne kadar kahraman ikonu varsa dolduruyor, birer Karagöz - Hacıvat kuklası, oyuncağı, figürü koymayı akıl edemiyorduk ne yazık ki. Zaten Keloğlanımızı bile çoktan unutmuştu çocuklarımız. Unutmak ne kelime, bazıları hiç tanımamıştı ki?

20 yıl önce bir Bursa gezisinde tahta plâka üstüne oyulmuş çok güzel boyanıp verniklenmiş Karagöz - Hacıvat figürleri almıştım. Yıllardır sakladığım bu iki figürün şapkalarının üstündeki deliğe uzun ipler geçirdim, yaklaşık iki aydır minik torunuma şirin senaryolarımla oynatıyorum. O da, diğer oyuncaklarını hep başkalarıyla oynamasına rağmen, Karagöz ve Hacıvat'ı kaptığı gibi bana getiriyor. Umarım başka birileri de bu şirin figürlerimizi oyuncakçıların raflarına koymayı aklına getirir, çocukluğumun kahramanları, şimdiki kuşağın da kahramanları olur...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

eşimin sağlık sebebi nedeniyle uzun yürüyüşlerimiz oluyor, ramazan nedeni ile de yürüyüşlerimizi geceye aldık, böylesi yürüyüşlerimiz sırasın da sokak da tanıtım yapan belediyenin görevlendirdiği etkinlikleri tanıtan Hacivat ve Karagöz olmuş mankenlere rastladık, eski bir dostu görmüş gibi sevinip, fotolar çektirdik. Bizler eski ramazanlar derken duygusallaşıyoruz.. Sevgilerimle..

Siel Vertu 
 29.08.2009 13:55
Cevap :
Bu yıl bu tür konularda çok iyi çalışıyor belediyemiz. Hafta sonları Cumhuriyet Meydanı'nda dans gösterileri oluyor. Cumhuriyet Bayramı'nda büyük bir halk balosu organize edilecekmiş. Herkes dans öğrensin sloganı da. Sevgiler...  29.08.2009 14:53
 

Ben bu işin nedenini biliyorum galiba. Karagöz ve Hacıvatı yok edenlerle, köy enstitülerini, devlet üretme çiftliklerini ve bazı toplumcu kurumları kaşla göz arasında yok edenler aynı kişiler! Çünkü bu ikisi, bozuk düzeni çok iyi anlatan karakterlerdi. Hacıvat, yani Hacı İvaz, düzeni temsil eder.Nabza göre şerbet veren, çıkarcı,yarı cahilliğinden ötürü yabancı sözcük meraklısı, aracı...Karagözü çalıştırır, sırtından geçinir.. Karagöz ise halk adamı.. Okumamış,iyi niyetli bir halk adamı.. Hacıvatın yumurtladığı yabancı sözcükleri (Arapça, Farsça..)yanlış anlamlar yükleyip, bilmeden onla alay eder...vb.(vikipediden yararlandım)ŞİMDİ.. TÜLİN, SÖYLER MİSİN HANGİ İKTİDARIN İŞİNE GELİR KENDİLERİNE BENZEYEN HACIVATLA, HALKA BENZEYEN KARAGÖZÜ SÜREKLİ TEŞHİR ETMEK? Selam ve sevgiyle..

zelinartug 
 29.08.2009 0:26
Cevap :
Sevgideğer arkadaşım, hani bazı yorumlara blog yazarları ' yazıma anlam ekledin ' diyorlar ya? Bu kez de ben aynı şeyi yazmak istedim; yazıma anlam ekledin. Sana bütün içtenliğimle katılıyorum. O yaşlarda hepimiz - aile büyüklerim de dahil - Karagöz'ü daha çok severdik. Daha bir bizden olduğu için sanırım. Şimdi senin bu eşsiz irdelemenin sonunda bir kez daha emin oldum bundan. Hacıvat'ın - ne seninle ne de sensiz kıvamında sevdiği- çarıklı erkân-ı harp yerine koyduğu Karagöz'ü gönlümüzde ayrı bir yere koymakta haklıymışız meğer. Elbette iktidar sahiplerinin işine gelmez bu yanlarıyla düşünmemiz. Sevgiyle...  29.08.2009 10:06
 

Her şeyleri yalan olan:-) Umarım bizim kültürümüzü çocuklarımıza yansıtmayı bir açılım halinde ortaya koyabiliriz... Kültür olmadığı zaman... Geriye hiç bir şey kalmayacak... Selamlar...

yeşilsoğan 
 27.08.2009 12:44
Cevap :
Onla da olsun tabii, ama kendi kültürümüzün kahramanlarını öğrensinler önce. Kaç çocuk Nasreddin Hoca'yı, ya da fıkralarını biliyor dersiniz? Bunu anlatmak istedim aslında. Saygı ve selam ile...  27.08.2009 14:23
 

İlk okuyan olarak yorum yapmıştım ama (yayınlamadığınıza göre) size ulaşmadı sanıyorum. İlk okuduğumda beni yıllar öncesine, bozkırdaki çocuğa götürdünüz. Çünkü Bozkırdaki Çocuk ilkokul yılları boyunca okulun Hacivat'ı idi. Öykünün geri kalan kısmını bir gün yayınlayabilirsem orada göreceksiniz. Bu güzel günlük için teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygılarımla...

Haluk Seki 
 27.08.2009 9:09
Cevap :
Haluk bey, acımasız eleştiri yapsanız bile yayınlarım, biliyorsunuz. Yorumunuz gelmedi bana. Bozkırdaki çocuğu bence çok ihmal ettiniz:) Bütün içtenliğimle ve herkesin önünde yazıyorum, MB'de yayımlanmış en hoş anılar dizisiydi Bozkırdaki çocuk. O Hacıvat günlerine dönse de, bize sürpriz yapsa, ne güzel olurdu:) Sevgimle...  27.08.2009 11:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2074
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster