Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Kasım '12

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
296
 

Karakteriniz kaderinizdir

Karakterimizi kendimiz yaratırız ve bu yarattığımız karakterle kaderimizi belirleriz. Daha iyi bir hayat mı yaşamak istiyoruz o zaman daha iyi bir insan olabilir miyiz? Sorusuna cevap bulmalıyız. Bunun en temelinde inanarak istemek ve iyi yönde değişiklikler yapmak gerekiyor.

Yapılması gereken iyi bir kader değil bu kadere iyi yolu çizecek karakteri yaratmaktır. Çevremizde mutsuz hayatlarını sanki bir övgüymüş gibi uzatarak anlatan birçok insan var. Bu insanlar aslında fark etmeden yarattıkları kötü karakteri yeriyorlar. Darbeyi, yıkımı getiren hayat mı? Yoksa ben mi? Sorusunu sormayan insanlar bunlar. Bir diğer tarafta hayatını mutluluklarla anlatan bir grup var. Hatice Sanrı röportajımdaki karakter gibi;

Töre sebebiyle evden kaçan bir kadın Hatice Sanrı. 1985 yılında Şırnak’ta dünyaya geldi o zamandan 2003 Ağustos ayına kadar babasına güvenen biri olduğunu çevresindeki kadınlara, kız çocuklarına göre o klasik bir doğu hayatından farklı bir hayata sahip olduğunu belirtiyor. Sanrı’nın babası 18 yaşındaki kızını liseyi bitirir bitirmez 2003 ağustos ayında kendisinden 13 yaş büyük biriyle çevre etkisiyle zorla evlendiriyor. Kaderinde yazan ilk cümleyi hayatında istemsizce uygulamak zorunda kalıyor Sanrı.İstemsiz bir evlilik ve beraberinde gelen baskı, şiddet, cinsel istismar… Ve kader kabullenmesini aşarak 2008 ağustos ayında sadece haritadan yerini bildiği İstanbul’a kaçış, kadın sığınma evinde geçen iki yıl. Töre sebebiyle evden kaçan bu kadın şu anda hayalinde hayali dediği bir hayata sahip. Çünkü Üniversite son sınıf öğrencisi aynı zamanda Kadıköy Belediyesi Barış Manço müze evi yetkilisi. Karakteriyle kaderine yön veren bir kadın.

Hatice kadar zor bir hayatın üstesinden gelen gördüğüm ikinci kadın daha doğrusu trans kadın Norma Jean. İsminin Norma Jean olduğuna bakmayın o rumuzu. Norma Jean aslında bir Türk hem de 1993 doğumlu hatta üniversite öğrencisi.  Sosyal fobi, kendini anlayamama, yüzleşme korkusu, aile toplum baskısıyla geçen zor bir çocukluk. Tüm bu zorluklara rağmen hepsinin üstesinden gelerek 18 yaşında cinsiyet değiştirme ameliyatı olmuş bir kadın. Şu anda 19 yaşında yeni yarattığı hayatıyla pozitif ve mutlu çünkü ruhu da bedeni de kadın. Üniversite öğrencisi olan Norma Jean psikoloji bölümü okuyor. Çocukluğunun hâkim duygusu olan sosyal fobi yalnızlık hepsi onu terk etmiş.

Bahsettiğim iki kadında övünerek ‘’ne kadersiz kadınım’’ ağlanmaları yerine kahkahalarla ‘’kaderimi ben çizdim’’ diyorlar. Örneklerde de görüldüğü gibi güç ve başarı devamında gelen iki olgu. Sadece doğru ve iyi olanı bilmek, doğru ve iyi olanı yapmak demek değildir. Doğru ve iyi olanı yapacak karaktere sahip olmayı bu karakteri yaratarak kaderimize yön vermeyi bilmemiz gerekiyor. Bunun tek anahtarı gerçekten isteyerek cesaret göstermektir. Bizler eğer iyi, doğru ve başarılı biri olmak istiyorsak ilk olarak bu kavramları içinde barındıran bir karakter yaratmamız lazım. Bu kavramların hayatımızın merkezi olmasını istemekse en kolayı çünkü bu yarattığımız karakter zaten kaderimiz olacaktır.

nevay DAG bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 361
Kayıt tarihi
: 31.07.12
 
 

Milliyet gazetesi haber araştırma servisinde muhabirlik yapıyor. 'Mağdurun yanında Damla' esp..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster